9. Ceza Dairesi         2023/1426 E.  ,  2023/3230 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/368 E., 2022/489 K
SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2012 tarihli ve 2011/1 Esas, 2012/42 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2012 tarihli ve 2011/1 Esas, 2012/42 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2013/8500 Esas, 2015/8711 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.

3.Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2019 tarihli ve 2015/314 Esas, 2019/117 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, mahkumiyetine verilmiştir.

4.Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2019 tarihli ve 2015/314 Esas, 2019/117 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/11018 Esas, 2022/5092 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilerek hükümler kurulması yerine yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5.Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2022 tarihli ve 2022/368 Esas, 2022/489 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat kararı verilmiştir.

6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.01.2023 tarihli ve 9-2023/5988 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, eksik araştırmayla karar verildiğine, mağdurenin yaşı konusunda rapor aldırılmadan gözlemle karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanık hakkında verilen beraat kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine yapılan yargılamada sonucunda ''Sanık ... ******, olay tarihi itibariyle mağdur ...'nin küçük olduğunu bilmediğini, mağdurun fiziken büyük göründüğünü, olay tarihleri itibariyle on yedi-on sekiz yaşında olduğunu sandığını, mağdurun da kendisine on sekiz yaşında olduğunu söylediğini, mağdurla birbirlerini sevdiklerini, mutlu bir evliliklerinin olduğunu, mağduru cinsel yönden istismar amacının olmadığını söylediği, mağdurun anlatımları ve duruşmada tutanağa geçirilen mağdurun fiziki görünümüne ilişkin hususlar ve olay tarihi itibariyle mağdurun on beş yaşını ikmal etmesine az bir süre kalması hususunun sanığın savunmasını doğruladığı, mağdurun, sanık ...'yle rızasıyla kaçtığını ve sanığa on sekiz yaşında olduğunu söylediğini belirttiği, mahkememizin 21.02.2012 tarihli duruşmasında mağdurun gözlemlenen fiziki yapısı ve nasiyeyi haline göre celse tarihi itibariyle on sekiz yaşı civarında göründüğünün tutanağa geçirildiği, bu bağlamda sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on sekiz yaşından büyük olduğunu söylediği yönündeki savunması ile bunu destekler nitelikteki mağdure beyanları, mahkememizin 21.02.2012 tarihli duruşmada mağdurenin dış görünümüne dair yaptığı gözlem ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu kapsamda sanığın üzerine atılı Çocukların Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma eylemlerinin yasal unsurlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilerek '' şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

2.Dosya kapsamında bulunan deliller; Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, ekonomik ve sosyal durum araştırması, sanık savunmaları, katılan mağdure beyanları, doktor raporları, tanık anlatımları, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile polis tutanaklarından ibarettir. IV. GEREKÇE

Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda yaşına ilişkin çelişkili ifadeleri, tanık anlatımları, sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on sekiz yaşından büyük olduğunu söylediği yönündeki savunması ile bunu destekler nitelikteki mağdure beyanları, İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2012 tarihli duruşmada mağdurenin dış görünümüne dair yaptığı gözlem ve tüm dosya içeriği nazara alındığında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamış, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Onama gerekçesine uygun olarak Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2022 tarihli ve 2022/368 Esas, 2022/489 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.05.2023 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
17.05.2023 ONANMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar 5237 sayılı Kanun 1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu