3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2021/17042 E. , 2023/2690 K.
"İçtihat Metni"
¸
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Toplanan deliller suçun sübuta erdiği hususunda vicdani kanaatin oluşması için yeterli olup, şüpheye yer bırakmamış olması karşısında; sanık ile ilgili ByLock tespit değerlendirme raporu beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2018 tarihli ve 2018/336 Esas, 2018/405 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 53 ve 58/9 uncu maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.02.2019 tarihli ve 2019/207 Esas, 2019/117 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi, bylcok verilerinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmediğine, sanığın üzerine atılı suçun manevi unsurlarının oluşmadığına, tanık ifadelerinin çelişkili olduğuna, ByLock içeriklerinin araştırılmadığına ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/ PDY silahlı terör örgütü içerisinde yer aldığı, 2009 yılında kazanmış olduğu Mersin Üniversitesi maliye bölümüne öğrenci olarak geldiği ve mezun olduğu tarih olan 2015 tarihine kadar bu örgüt evlerinde sık sık yer değiştirerek kalmaya devam ettiği, özellikle 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra da bu evlerde kalmaya devam ettiği, yine tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere Yavuz kod adını kullandığı, üniversitede bulunduğu dönemde BTM olduğu yine tanık İbrahim'in beyanından anlaşılacağı üzere sanığın askeri öğrencilerden sorumlu abi faaliyetinin de bulunduğu, askeri öğrencilerin takibini de yaptığı ankesörlü telefonlardan arayarak askeri öğrencilerle görüşmelerenin bulunduğu yine sorumlu olduğu kişilerden himmet aldığının anlaşıldığı, her ne kadar sohbetlere iştirak etmediği yönünde savunmada bulunulmuş ise de 5 yıla yakın süredir bu evlerde kalmış olması, bu evlerin örgütün ideolojik eğitimler kapsamında organize edildiğinin sabit olduğu, yine bu evlerde verilen sohbetlerde örgüt elebaşısının cdlerinin izletildiği ve özellikle örgüt talimatı gereği gizlilik prensibi gereğince il içerisinde sık sık yer değiştirmelerin söz konusu olduğu anlaşılmakla sanığın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiş, yine sanığın tevilli ikrarı ile örgütün gizli haberleşme programları EAGLE, kakotol ve coverme isimli programları yüklediğini belirtmesi, özellikle de teferruatı Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas ve 2017/3 Karar sayılı kararında belirtilen, teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sisteminine bu özelliğini bilerek dahil olan ve bu sisteme adına kayıtlı ve kendisi tarafından kullanılan 0 534 309 75 74 nolu GSM hattı ile ByLock sistemine ilk giriş tarihi 11/09/2014, en son giriş tarihi olan 12/06/2015 tarihleri arasında farklı günlerde 58 kez yukarıda numaraları belirtilen ByLock uygulamasının 788 adet (46.166.160.137, 46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183 ) IP adreslerinden 46.166.164.176 ve 46.166.164.177 IP numarasına sahip sunucu üzerinden giriş yapması ve dosya arasında bulunan 29/12/2017 tarihli tutanak ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 soruşturma sayılı yazısı ekinde bulunan 11480 GSM hattının ByLock listesinden çıkarıldığına dair CD'nin yapılan incelemesinde sanığın kullanmış olduğu ve ByLock kullandığı bildirilen 0 534 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının bu listede yer almadığına ilişkin tespit de nazara alınarak her ne kadar ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı mevcut değil ise de sanığın aşamalardaki savunmalarında ByLock kullandığına yönelik ikrarı da gözetilerek örgütle bağının devam ettiğinin anlaşıldığı, bu şekilde her bir iddia çerçevesinde sanığın durumu değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin olarak konumu incelenmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.03.2016 tarih ve 2015/5452 Esas, 2016/1983 sayılı kararında da belirtildiği üzere"... Örgüte adam kazandırma ile mali yardım toplama faaliyetleri içerisinde yer aldıkları, örgütün yapılanmasının oluşturulması yönünde faaliyetlerde bulundukları, örgütün diğer üyeleri ile sürekli irtibat kurdukları anlaşılmakla, eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında, örgütle organik bağ kurdukları anlaşılan sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde..." kararı da dikkate alındığında FETÖ/PDY yapılanmasının simgelerinden sayılan bir kaç kriterinin sanığın üzerinde toplandığının görüldüğü, sanığın ise bu bileşenlere ilişkin olarak her hangi bir haklı ve makul bir açıklamada bulunmadığı, bu delil bileşkesinin Yargıtay 16 Ceza Dairesi'nin 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı kararı ve diğer kararlarında da yapmış olduğu değerlendirmeleri ile örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğunun anlaşıldığı, zira tüm delillerin aynı sanık üzerinde toplanmasının tesadüf olmasının beklenemeyeceğinden ve sanık suçlamaları kabul etmemiş ise de; aşamalarda vermiş olduğu tevilli ikrarı ile evlerde kaldığına yönelik anlatımları ve özellikle evde kalma hususu mahkememizce irdelendiğinde öğrenci olarak gelmiş olduğu Mersin üniversitesi maliye bölümünü okurken 2009 - 2015 tarihleri arasında 5 yıla yakın süredir bu evlerde kalmış olması, BTM olması, Yavuz kod adının kullanması yine askeri öğrencilerden sorumlu Abi olması, ByLock kullanması, evde kaldığı dönemlerle alakalı olarak bu evlerin örgütün ideolojik eğitimler kapsamında organize edildiğinin sabit olduğu, yine bu evlerde verilen sohbetlerde örgüt elebaşısının cdlerinin izletildiği ve özellikle örgüt talimatı gereği gizlilik prensibi gereğince il içerisinde sık sık yer değiştirmelerin söz konusu olduğu anlaşılmakla sanığın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiş, yine ByLock yönünden de aşamalardaki tevilli ikrarında söz konusu hattın telefonuna yüklendiğine yönelik anlatımları ve dosya arasında bulunan HİS CGNAT kayıtlarına ilişkin baz verileri incelendiğinde Ankara'da 2014 yılı içerisinde sinyallerin bulunduğu ve mahkememizce alınan ifadesinde bu tarihler ifadesinde Ankara iline annesini ziyarete gittiğini belirtmesi hususları da nazara alınarak sanığın ByLock kullanmadığına yönelik savunmalarını destekler, dosyada somut bir delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla yine aşamalardaki tevilli ikrarından da anlaşılacağı üzere örgütün gizli haberleşme programlarından eagle, kaakotol, coverme isimli programları da kullandığını belirterek sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği değerlendirilerek mahkumiyetine karar vermek gerekmiş, her ne kadar bank ... hesap hareketleri var ise de talimat tarihlerinde para akışının talimatla yapıldığına ilişkin hesap hareketlerindeki yatan para miktarı da gözetilerek bu husus mahkumiyet için hükme esas alınmamıştır. Yukarıda açıkladığımız gerekçelerle sanığın Silahlı Terör Örgütü FETÖ/PDY üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Sanığa ceza tayin edilirken TCY'nın 61 maddesindeki kriterler somut olayımıza uygulandığında, sanığın kod adı kullanması, askeri öğrencilerden sorumlu olması, ByLock kullanması şeklinde kastının yoğunluğu ile bu şekilde alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tertibi gerekli ise de daha öncesinde istinaf bozması öncesi verilen alt sınırdaki ceza yönünden dosyanın sadece sanık tarafından istinafa götürülmüş olması gözetilerek önceki hükümle verilen cezanın sanık için kazanılmış hak olup aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak CMK'dan kaynaklı usul kurallarının uygulanma zorunluluğu gözetilerek (bozmaya ilişkin CMK.da aleyhe bozma yasağı kuralı ve CMK.da kıyas yasağının olmaması da dikkate alınarak bu hüküm istinaf için de kıyaslanmış olup) önceki cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceğinden mecburen alt sınırdan ceza tayin edilmiştir. Bu nedenlerle mahkememizde yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı müsnet suçu işlediği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm fıkrası kurulmuştur.
Sanığın tevilli ikrarları söz konusu ise de TCK 221 madde yönünden yapılan değerlendirmede söz konusu ise de örgüt evlerinde kaldığı dönem ve ByLock yükleyen kişiye yönelik vermiş olduğu bilgilerde sadece isimlerden bahsetmiş olması, bu kişilerin ulaşılabilecek açık kimlik ve adres vs bilgilerini vermeyişi, sadece isimlerini vermiş olması ve özellikle tanık beyanlarında BTM'lik ve askeri öğrencilerden sorumlu abi olmasına karşın bu hususları kabul etmeyişi yine bu şekilde görevli olmasına rağmen bu sorumluluğuna ilişkin herhangi bir isim vermemiş olması hususları da gözetilerek sanığın örgütün yapısı ve faaliyeti ile alakalı gönüllü olarak bilgi vermediği mahkememizce değerlendirilmiş ve hakkında TCK 221 madde hükümleri tatbik edilmeyerek hüküm kurulduğu görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Toplanan deliller suçun sübuta erdiği hususunda vicdani kanaatin oluşması için yeterli olup, şüpheye yer bırakmamış olması karşısında; sanık ile ilgili ByLock tespit değerlendirme raporu beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
Sanığın dosya kapsamına yansıyan örgütsel faaliyet ve konumu nazara alındığında temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61.maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütler ve 3/1.maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock kullanıcısı olduğunu, örgüte ait ev ve yurtlarda kaldığını, sohbetlere katıldığını kabul eden, BTM olarak faaliyet yürüttüğü ve askeri öğrencilerden sorumlu olduğu anlaşılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde,
TCK'nın 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların eleştiriler dışında kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.02.2019 tarihli ve 2019/207 Esas, 2019/117 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.