21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2013 yılında imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ile ...'in sahibi olduğu ..., ...A.Ş.'nin %75 hissesini devraldığını, 2015 yılında ...'nin, hisselerini ...'a devrettiğini, müvekkilinin ise 2016 yılında dava dışı BS Yatırım'ın paylarını devraldığını, böylece müvekkilinin şirket hisselerinin %25'ine sahip olduğunu, yönetim kurulu üyesi konumundaki davalıların şirkete zarar verdiklerini, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını, 30.09.2017 tarihi itibariyle hakim şirket ...'in, ... şirketinden alacağının 38.592.201,88 TL olduğunu, bu bakiyenin şirket toplam borç miktarının %40,50'sini oluşturduğunu, 38.592.201,88 TL alacağın yalnız 9.643.088,64 TL tutarındaki kısmının ... tarafından gönderildiğini, bakiye değerin ise hesaptaki bakiyenin virman edilmesinden kaynaklandığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... Esas sayılı dosyasına sunulan 06.03.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda şirket alacağının virman işlemleriyle gerçekleştirdiğini ortaya koyduğunu, şirketin borca batık olmasından kaynaklı olarak 31.10.2017 tarihli genel kurul kararı ile sermaye arttırımına gittiğini, şirket yöneticilerinin önem taşıyan meblağlı kısa dönem borçlanmaya gitmesinin kredi riski konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmediğini kanıtlamakta olduğunu, bu kredi kullanımları dolayısıyla kambiyo kârının 23.068.822,60 TL, zararının ise 34.99.409.91 TL olduğunu, bu şekilde kullanılan kredilerin miktarı ve vadesinin uygun olmadığının anlaşılacağını, 2017 tarihli YMM raporunun incelenmesinde 31.08.2017 tarihli faaliyet giderlerinin detaylıca araştırılması gerektiğini, yine stok hesabı bakiyesinin dönem maliyetine isabet eden kısmının 2017 yılına ilişkin gerçekleştirilen üretim maliyet harcamalarının stok hesabına aktarılıp aktarılmadığının incelenmesi gerektiğini, 2016 yılı için 120 alıcılar hesabı 11.356.000,00 TL iken 2017 yılında 21.813.000,00 TL olduğunu, ciro ile alacak hesabının orantılı bir artış içerisinde olmadığını, dolayısıyla şirket menfaati yerine hakim ortak, grup şirket üzerinden menfaat sağlayıp sağlamadığını açıklaması gerektiğini, yöneticilerin şirket menfaatini dikkate almadan temelsiz şekilde sermaye arttırımı gerçekleştirmeleri sebebiyle sermayede oynamalara ve paydaşların hak kaybına uğramalarına sebebiyet verdiğini, öncelikle 24.500.000,00TL tutarında sermaye arttırımına gidildiğini, 12.04.2019 tarihli genel kurul kararı ile sermaye azaltımına gidildiğini, ancak iki ters işleminin gerekçesinin aynı olmasının kabul edilemez bulunduğunu, sermaye azaltımı ile müvekkilinin yönetim kurulunda temsil edilme hakkının elinden alındığını, hakim şirketin şirketin ortaklar borç hesabı ile şirket menfaatine aykırı olarak şirketi zarara uğrattığını, şirketin yakın bir tarihte hakim pay sahibine borçlandırılması sonucu iflasa sürüklenmesini müteakip sermaye arttırım kararı alındığını, kaldı ki bu arttırım neticesinde de şirkete borç veren pay sahibinin bu borcunu takas etmeyerek şirkete olan sermaye borcunu nakit olarak ödediğini, hakim şirket konumundaki ... tarafından gerçekte olmayan alacakların üretildiğini, hangi hizmetin ne tutarda alındığı belli olmadan gerçeğe aykırı faturalar kesildiğini, 12.04.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında bağlı ortaklar ile ilişkiler raporu sunulduğunu, ...'in enerji sektöründeki diğer bağlı kuruluşunun ... A.Ş. olduğunu, ... A.Ş.'nin ... şirketi faaliyet konusu olan ... ruhsat sicil numaralı ... sahası alanı için özelleştirme teklifinde bulunduğunu ve şirket menfaatlerinin hiçe sayıldığını, tarafların diğer tarafın yazılı onayı olmadan feldispat madeniyle ilgili sektörde faaliyet göstermesinin yasaklandığını, burada amacın rekabet ortamı yaratmamak olduğunu, şirketi zarara uğratan eylemlerin aynı zamanda sermaye piyasası kanununa da aykırılık oluşturduğunu, bu sebeple de SPK'ya da şikayet dilekçesi verildiğini belirterek; bahsi geçen sebeplerle, ... A.Ş.'ye tedbiren yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanmasına, şirket hesaplarına tedbir konulmasına, şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmasına, ... A.Ş.'nin yönetim ve temsili ile mal varlıklarının ve hatta defter ve belgelerinin korunması için her türlü önlemin tedbiren alınmasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 150.000 TL tazminatın ... dışındaki davalılardan müteselsilen tahsili ile ... A.Ş.'ye ödenmesine, ... A.Ş.'nin grup şirketi olmak nedeniyle uğradığı zarardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000 TL tazminatın ..., ..., ..., ... A.Ş ve ...'dan müteselsilen tahsiline ve ... A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davanın ilk açıldığı .... Asliye hukuk mahkemesinin 2019/... Esas ve 2019/... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya mahkememize gelmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde ; Davanın kapsamına giren yıllar bakımından ... ve ...'nun yönetim kurulu üyesi olmadıklarını, ..., ..., ..., ... ve ...'ın sadece görevde oldukları süre bakımından sorumlulukların incelenmesi gerektiğini, davacının tabi olduğu İrlanda'nın, Lahey sözleşmelerinden olan 1954 Hukuk Usulune Dair Sözleşme'ye taraf olmadığı için MÖHUK'un 48. maddesi gereği teminat ödemekle yükümlü olduğunu, davacının, yapılan işlemleri en son öğrendiği tarihin 22.03.2017 olduğunu, bu tarihten itibaren TTK'nın 560. maddesi uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresi uyarınca davanın açılmadığını, yine 22.03.2017 tarihinde verilen ibra kararından itibaren altı ay geçmiş olduğundan TTK'nın 558. maddesi gereği sorumluluk davası açılmayacağını, ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/68 Esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan dava bulunduğu için derdestlik itirazlarının olduğunu, .... ATM'nin 2018/... Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda var olan ifadelerin davacı yanca çarpıtılarak dosyaya yansıtıldığını, söz konusu raporda 38.592.201,88 TL tutarındaki borcu inceleyen bilirkişinin bu borç tutarının 9.643.088,64 TL dışında kalan kısmının ...'in şirket nezdindeki diğer hesaplarında virman edildiğinin tespit edildiğini, yine davacının bilirkişi raporunda yer alan dava dışı şirket yani ... ifadesine kasıtlı olarak yer vermediğini, diğer tutarların üçüncü kişilerin hesaplarında yapılan virmanlar olduğunu ifade ederek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının ... şirketine 2017 yılında 28.949.113,24 TL tutarında pazarlama ve satış giderinin fatura ettiğini iddia etmekte olduğunu ve bu iddianın ispata muhtaç olduğunu, ...'un ihracat tahsilat vadesinin 150 gün olduğunu, bu süreçte nakit ihtiyaç ortaya çıktığını, alınan kredi yatırım amaçlı olmadığından uzun süreli işletme sermayesi kredisi kullanılamadığını, ... kredilerinin sadece ihracat taahhüdüyle kullanılabilen en uygun faiz oranlı krediler olduğunu ve sübvansiyon amaçlı olduğunu, 2016 ve 2017 yıllarına ait YMM raporlarının ilgili kısımlarında da görüldüğü üzere Mevcut Emtia Stokları Vergi Usul Kanunun 274. ve 275. maddelerine uygun olarak ortalama maliyet yöntemiyle değerlendiği ve satış maliyet hesaplarının mevzuata uygun olduğunun tespit edildiğini, sermaye arttırımı neticesi davacı pay sahibinin payının zarar görme durumunun söz konusu olmadığı gibi, gerçek değerinin arttığını ve kâr payı alma imkanının doğduğunu, şirketin bir taraftan yatırım yaparken diğer taraftan da taraf olduğu sözleşmeler nedeniyle rödovans bedeli, arazi izin bedeli ,teminat tutarı, ağaçlandırma bedeli gibi birçok mali yükümlülüğü de karşılamak zorunda kaldığını, şirketin bu giderleri karşılamak için kaynağa ihtiyacı bulunduğunu, davacı pay sahibinin de yatırım için şirkete kaynak sağlanmasına o dönem hiçbir itirazının olmadığını, ancak ne zaman ki teknik iflastan kurtulmak için yatırım miktarının sermayeye dahil edilmesi zorunluluğunun gereği yapıldığında, davacının bu tarihten sonra art arda dava açmaya başladığını, yine davacının sermaye arttırım bedeli azınlık hissedarlarının yönetimdeki paylarının düşürülmesine ilişkin iddiasının gerçek dışı olduğunu, şirketin öz varlığı tespit edildikten sonra 2.500.000,00 TL tutarındaki şirket sermayesinin arttırılması zorunluluğunun doğduğunu, ... A.Ş.'nin şirkete işletme sermayesi vermesinin şüpheli olduğuna ilişkin davacının iddiasının bulunduğunu, ancak bu ödemeler yapılırken davacının hiçbir karşı çıkmasının ve itirazının bulunmadığını, banka hesaplarının ...'un bilanço büyüklüğüne göre normal seviyelerde olduğunu ve işletme faaliyetlerine uygun bulunduğunu, faiz gider ve gelirlerinin uyumlu olduğunu, arzu edilen karlılığa ulaşıldığında kredi yükünün azaltılacağını, yatırımlara ilişkin maliyetleri şirketin zararı birden artmasın diye delil tablosuyla ilişkilendirilmediğini aksine bilançoda aktifleştirildiğini, 11081 ruhsat sicil numaralı ... sahasına ilişkin özelleştirme teklifinin ...'den verilmesinin sebepleri bulunduğunu, daha önce ... ile aynı ihaleye girildiğini fakat ihalenin onaylanmadığını, ...'un ... ile imzalamış olduğu rödovans sözleşmesinin bulunduğunu, eğer ... ihaleyi alsa rödovanscısının ... adı altında yine ... olacağını, ... ile hukuki sıkıntılar yaşanacağını, ...'un ihale bedelini karşılamasının mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde dayandığı hisse satış sözleşmesinde devirler nedeniyle yükümlülüğünü yitirdiğini, şu anki ortakların bu sözleşmeyle bağlı olmadıklarını, dolayısıyla mevcut ihaleye ... ile girilmesinin sözleşmesel bir engel olmadığını, ihtiyati tedbir açısından davacı vekilinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediğini belirterek, ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap