Esas No
E. 2021/8629
Karar No
K. 2023/2848
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2021/8629 E.  ,  2023/2848 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/2213 Esas, 2021/1395 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI: 2017/240 E., 2019/84 K.

Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1979 yılında kurulduğunu, 30 yılı aşkın süredir giydirme cephe ve kapı pencere sistemleri, alüminyum kompozit panel, kış bahçeleri, güneş kırıcılar ve solar sistemler gibi mimarı uygulamalarla ilgili üretim yapan, boya, kaplama, eloksal, ekstrüzyon, biyet döküm, lehva boyama ve kompoze levha üretim tesislerini de bünyesinde barındıran entegre bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda (TPMK) tescilli 117949 sayılı "SARAY, 2010/51253 sayılı "SARAY", 2016/26846 sayılı "SARAYPEN", 2016/26840 sayılı "SARAYBOND", 2012/97879 sayılı "GREENİST SARAYGRUP", 2009/60455 sayılı "İSTANBUL TİCARET SARAYI" markalarının sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin markalarıyla aynı ve benzer olan 2016/98200 sayılı "SARARPEN" markasını 17 ve 19. sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkil şirketin Saray markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı markasıyla müvekkilinin markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının serisi içerisinde bulunan bir marka olarak algılanacağını, saray ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini de ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, menini, tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasını, bu ürünlerin toplanmasını ve imha edilmesini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin 2000 yılında ticari hayata başladığını, kurulduğu günden bu yana demir ve döküm pvc ve inşaat alanında yatırım yaptığını, Irak başta olmak üzere Ortadoğu'nun birçok ülkesinde dış ticaret faaliyeti ve ihracat yaptığını, müvekkiline ait markanın davacı marka başvurusundan önce olduğunu, dolayısıyla öncelik ve üstünlük hakkının müvekkiline ait olduğunu, Sararpen markasının gerçek hak sahibinin müvekkiline ait olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "SARARPEN" markası ile davacının "SARAYPEN" markası arasında fonetik ve görsel olarak birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaını uyandırdığı, davalı markası ile davacı markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğundan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilli markaya bağlı bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu durumlarda haksız rekabetin ve tecavüzün oluşmayacağı ve davalının markaya tecavüzü ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, taraflara ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, markalar benzemediğinden iltibas oluşmayacağını, müvekkilinin "sararpen'' ismi altında yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvuruya davacı tarafından TPMK'da itirazda bulunduğunu, ancak davacının itirazlarının reddedildiğini, taraflar arasında 17. sınıfta herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, bilirkişi heyetinin 17. sınıf için kendiliğinden değerlendirme yapmasının bilirkişilik görevinin dışında olduğunu, müvekkiline ait markanın 17. sınıfta hükümsüz kılınmasının kabul edilemeyeceğini, gerçek hak sahipliği ilkesinin görmezden gelindiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı markasının hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.