12. Ceza Dairesi 2021/9171 E. , 2023/2741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.
Davacı vekili 29.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak suçundan 27.11.2014 - 18.12.2017 tarihleri arasında haksız olarak gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 200.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kredi faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
2.
Davalı vekili 29.08.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın hak düşürücü süre, husumet ve tazminat şartlarının oluşmaması sebebiyle reddine karar verilmesini talep ederiz. Talep edilen tazminat miktarı belgelerle ispatlanmamıştır. Talep edilen manevi tazminat miktarı fahiştir. Yakalama ve tutuklama kararının alınması şartları oluşmuş olup tutuklama haksız değildir. Gözaltı ve tutukluluk süresinin başka bir cezadan mahsup edilip edilmediği araştırılmalıdır. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/632 Esas, 2019/68 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/1807 Esas, 2020/177 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.11.2021 tarihli ve 2020/49732 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminat hesabına avukatlık ücretinin dahil edilmemesine, ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; tutuklama kararının yasal olduğuna, faiz uygulamasına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının dilekçesi, bilirkişi raporu, iddia makamının esas hakkındaki mütalaası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/33 Esas sayılı dosyasından davacının soruşturma aşamasında 27.11.2014 tarihinde 1 gün gözaltında kaldığı, 28.11.2014 tarihinde tutuklandığı, 18.12.2017 tarihinde Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6691 Esas 2017/7079 Karar sayılı kararı ile tahliye edildiği, bozma ilamı üzerine davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2018 tarih, 2018/33 Esas, 2018/112 Karar sayılı kararı ile beraat kararı verildiği, kararın 16.05.2018 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, verilen beraat kararının sanığın yüzüne karşı okunduğu, ayrıca tebliğ edilmediği, gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin mahsubuna ilişkin bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, dolayısıyla hakkında beraat kararı verilen davacının açtığı tazminat davasının süresinde ve yasal olduğu anlaşılmıştır.
Davacının tutukluluğunun sürdürülmesinde kendi kusur ve ihmalinin bulunmadığı, davacının özgürlüğünün yapılan yargılamada kısıtlandığı ve neticede hakkında beraat kararı verildiği gözönüne alındığında, dosyadan yapılan ekonomik-sosyal durum araştırmasında davacının asgari ücretin üzerinde bir gelirinin olduğunu dair bir ispatın olmadığı ve buna paralel olarak dosyadan alınan bilirkişi raporunda davacının gözaltı ve tutuklu kaldı süre zarfında 44.161.19 TL kazanç kaybı tespit edilmiş, bilirkişi raporunda hesap edilen 5.000,00 TL avukatlık ücreti masrafına yönelik olarak dosyada davacı vekili tarafından sunulan 5.000,00 TL bedelli 25.06.2018 tarihli serbest meslek makbuzunun düzenleme tarihinin davacının gözaltı ve tutuklanma, yargılama tarihinden sonra olduğu anlaşılmakla ibraz edilen serbest meslek makbuzundaki avukatlık ücreti tazminat hesabında dikkate alınmamış, neticeten davacı lehine 44.161,19 TL maddi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacının tutukluluğunun sürdürülmesinde kendi kusur ve ihmalinin bulunmadığı, davacının özgürlüğünün yapılan yargılamada kısıtlandığı ve neticede hakkında beraat kararı verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince manevi tazminat isteme hakkının doğduğu anlaşılmakla, davacının tutuklu kaldığı süre, isnat edilen suçun niteliği ve ağırlığı, davacının sosyal ekonomik durumu, hükmedilecek manevi tazminat nedeniyle davalının fakirleşmesinin mümkün olmayacağı hususları ile hak ve nefaset kuralları dikkate alınarak, 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı süreye ilişkin olarak Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda belirlenecek miktarın maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı bulunarak; hüküm fıkrasının (1) numaralı maddesinin ikinci bendinde yazılı "44.161,19 TL" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "45.201,80 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/33 E., 2018/112 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 27.11.2014 - 18.12.2017 tarihleri arasında 1117 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 16.05.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/33 E., 2018/112 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 27.11.2014 - 18.12.2017 tarihleri arasında 1117 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 16.05.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve hükmedilen tazminat miktarlarına talep doğrultusunda faiz uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/1807 Esas, 2020/177 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.