12. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 01.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil hakkında kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçundan kovuşturmanın ertelenmesi, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan mahkumiyet karar verilmiş olup, mahkumiyet kararının infazına başlanmıştır. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararın bozulmasına karar vermesinin ardından müvekkil tahliye edilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu şekilde müvekkilin yaklaşık 2 yıl tutuklu kalması sebebiyle 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 05.07.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davacı hakkında beraat kararı verilmemiştir. Dava açma şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmelidir. Davanın süresinde ve görevli mahkemede açılıp açılmadığı, başka bir dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Davacı kendi kusurlu hareketleri neticesinde olayın seyri gereği gözaltına alınmıştır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2018 tarihli ve 2018/325 Esas, 2018/573 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2019/1731 Esas, 2019/1167 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.11.2021 tarihli ve 2020/30166 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; haksız yere tutuklanan davacının tazminata hak kazandığına, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen maddi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacının terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işlemek, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma suçundan Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/121 Esas, 2015/326 Karar (2017/802 Esas-2018/93 Karar) sayılı dosyası kapsamında 31.08.2012 tarihinde 1 gün gözaltında kaldığı, tutuklu olarak kalmadığı, ancak ilamın temyiz edilmeksizin kesinleştirilerek infaza verilmesinden sonra 05.01.2016 - 12.12.2017 tarihleri arasında hükümlü olduğu, dosyanın diğer sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay tarafından verilen kararın davacıya da sirayetine karar verilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda davacı hakkında 09.02.2018 tarihinde ceza verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 27.02.2018 tarihinde kesinleştiği, davanın süresinde açıldığı, davacının aynı olay nedeniyle mükerrer kabul edilecek herhangi bir dava açmamış olduğu tespit edilmiştir. Manevi tazminatın miktarı belirlenirken; davacının üzerine atılı suçun niteliği ve toplumda algılanış şekli, davacının sosyal ve ekonomik durumu, gözaltında/tutuklulukta kaldığı süre, gözaltında ve tutuklu kalmanın davacının kişiliği üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler, gözaltına alınmasına neden olan olayın gerçekleşme tarzı ile hak ve nefaset kuralları dikkate alınarak sebepsiz zenginleşme oluşturmayacak şekilde makul bir miktarın belirlenmesi gerektiği hususları nazara alındığında; davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davacının talebi ile bağlı kalarak 10.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Maddi tazminata ilişkin ise; dosya içinde alınan SGK hizmet bilgisi evrakı, sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin yaptırılan araştırma evrakı, tüm dosya kapsamı içeriğine göre aldırılan 20.12.2018 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; 05.01.2016 - 12.12.2017 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı süre için asgari geçim indirimi dahil 31.487,83 TL, asgari geçim indirimi hariç 28.455,96 TL maddi tazminat hakkı bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile bilirkişi raporuna göre belirlenen 28.455,96 TL maddi tazminatın davacının talebi ile bağlı kalınarak 10.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin ile davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Davacının Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/121- 2015/326 sayılı dava dosyasında silahlı terör örgütü adına suç işleme ve 2911 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından yargılandığı, 16.10.2015 tarihli karar ile 2911 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan hakkında 6352 sayılı Kanun'un geçici 1/1-b maddesi gereğince 3 yıl içinde yeniden suç işlemediği takdirde düşme kararı verilmesine karar verildiği, 3 yıllık sürenin dolması akabininde aynı mahkemenin aynı esas ve karar numarası üzerinden 20.11.2018 tarihli karar ile düşme kararı verildiği, bu kararın 04.12.2018 tarihinde kesinleştiği, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçundan ise mahkumiyete karar verildiği, bu kararın 15.11.2015 tarihinde temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine davacının (sanığın) cezayı infaz etmeye başladığı, dosyadaki diğer sanıklardan bir kısmının hükmü temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27.09.2017 tarih ve 2015/8777 - 2015/5065 sayılı kararı ile temyiz eden sanıklar yönünden hükmün bozulması üzerine dosyanın yeniden esasa kaydedilip bozma ilamının Yargıtay kararında sirayete karar verilmemesine rağmen hükmün temyiz etmeyen sanıklara da sirayetine karar verilerek 09.02.2018 tarih, 2017/802- 2018/93 sayılı karar ile tüm sanıklar hakkında sanıklar hakkında atılı suçtan ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacı (sanık) yönünden hükmün 27.02.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli kararın davacıya tebliğ edilmediği, davacının vekili aracılığıyla 01.06.2018 tarihli dilekçe ile davacının yaklaşık 2 yıl tutuklu kaldığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca tazminat isteminde bulunulmuş ise de, davacı lehine beraat kararı verilmediği gibi hakkında verilen mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyerek, hükmün kesinleşmesine neden olan davacının, kendi kusurundan yararlanmasının ve bu şekilde yapılan başvuruların dürüstlük kuralı ile bağdaşmaması yani "Hakkın kötüye kullanılması" sayılması nedeniyle reddedilmesinin gerektiği, gözetilmeyerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin tümünün reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilmesi, Kanuna aykırı olduğundan; davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmek suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/121 E., 2015/326 K. sayılı ceza dosyası kapsamında yapılan yargılama sonunda davacı hakkında kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılma suçundan kovuşturmanın ertelenmesine, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işlemek suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın 05.11.2015 kesinleştiği ve 05.01.2016 tarihinde infazına başlandığı, kararın diğer sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27.09.2017 tarih ve 2015/8777 E., 2015/5065 K. sayılı kararı ile temyiz eden sanıklar yönünden hükmün bozulması üzerine yapılan yargılamada, davacı (sanık) yönünden bozma ilamının sirayet etmesi sebebiyle 12.12.2017 infazın durdurulduğu ve Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/802 E., 2018/93 K. sayılı kararı ile terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işlemek suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın 27.02.2018 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; Tazminat talebinin dayanağı olan Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/121 E., 2015/326 K. sayılı ceza dosyası kapsamında yapılan yargılama sonunda davacı hakkında kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılma suçundan kovuşturmanın ertelenmesine, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işlemek suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın 05.11.2015 kesinleştiği ve 05.01.2016 tarihinde infazına başlandığı, kararın diğer sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27.09.2017 tarih ve 2015/8777 E., 2015/5065 K. sayılı kararı ile temyiz eden sanıklar yönünden hükmün bozulması üzerine yapılan yargılamada, davacı (sanık) yönünden bozma ilamının sirayet etmesi sebebiyle 12.12.2017 infazın durdurulduğu ve Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/802 E., 2018/93 K. sayılı kararı ile terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işlemek suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın 27.02.2018 tarihinde kesinleştiği; davacının 5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan tazminat isteyemeyecek kişilerden de olmadığı göz önünde bulundurularak davacının tazminata hak kazanacağı gözetilmeden yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2019/1731 Esas, 2019/1167 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap