9. Ceza Dairesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2015 tarih ve 2015/9482 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır. 2. Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/408 Karar sayılı kararı ile sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.06.2020 tarihli ve 14-2016/113563 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafii Soyut mağdure beyanları dışında somut bir delilin mevcut olmadığını, mağdure ve tanık beyanlarının hükme esas alınamayacak şekilde çelişkili olduğunu, mağdurenin ve annesinin beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde beyanların sürekli olarak bir çelişkiye sebebiyet verdiğini, bu çelişkiler sonucunda olayın nerede, ne zaman, nasıl yaşandığının veya olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığının kesinliğinin sabit olmadığını, tanık beyanlarının hükme esas alınamayacak şekilde çelişkili olduğunu, mağdurenin sanıkla cinsel ilişkiye girmediğini itiraf ettiğine dair konuşmalar içeren iki adet CD'nin konuşmaların aleni olmadığı gerekçesi ile yerel mahkemece delil olarak değerlendirilmediğini, mağdure hakkında aldırılan raporda vücuda organ ya da sair cisim sokulduğuna dair kesin bulgulara rastlandığı ve kızlık zarındaki yırtığın oluşma zamanının 10 günden eski olup kesin oluşma zamanının tıbben bilinemeyeceğinin rapor edildiğini, raporda sanığa ait herhangi bir bulgunun mevcut olmadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğini, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgilinin rızasının hukuka uygunluk sebebi olduğunu, fiil sırasında rızası olan birinin sonradan şikayet etme hakkını kullanarak başlangıçta hukuka uygun olan bir eylemi şikayet hakkını kullanmak sureti ile hukuka aykırı olduğunu iddia ederek sanığın cezalandırılmasının istenmesinin hukuk ve adalet kavramlarını zedelediğini, sanığın cezalandırılmasının 5237 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve Anayasının 38 inci maddesinin birinci fıkrasının ihlali sonucunu doğurduğunu ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Katılanlar Vekili Vermiş olduğu süre tutum dilekçesinde kararı temyiz ettiğini belirtmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; "Sanık ... *** ile mağdurenin 2014 yılı Temmuz ayı içerisinde ... *** isimli arkadaşı vasıtasıyla tanıştıkları, sosyal medya üzerinden görüşerek ilerleyen zamanda sevgili oldukları, zaman zaman buluşarak gezdikleri, 2015 yılı Şubat ayı içerisinde sanığın yeğeninin doğum günü kutlaması için buluştukları kutlamadan sonra sanık ile mağdurenin araba ile gezdikleri daha sonra sanığın babasına ait Sanayi Karakolunda bulunan işyerine gittikleri, burada sanığın aldığı rakıyı içtikleri, buradan kalkarak o an kimse bulunmayan mağdurenin ailesine ait eve gittikleri, geceyi sanık ve mağdurenin evde geçirdikleri, mağdurenin rızası ile cinsel ilişkide bulundukları, bu olaydan bir hafta sonra tekrar buluştukları, kafeye gittikleri gece vakti mağdurenin evine gittikleri sanığın anal yoldan mağdurenin rızası ile ilişkiye girdiği, mağdurenin canının yandığını söylemesine rağmen orgazm oluncaya kadar eylemini sürdürdüğü, her ne kadar sanık hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan kamu davası açılmışsa da, mağdurenin beyanları, tanık anlatımları, adli rapor, sanık ile mağdurenin ilk cinsel birleşmeden sonra da görüşmeye devam edip tekrar ilişkiye girmiş olmaları, mağdurenin dosya kapsamında bulunan fotoğrafları birlikte değerlendirildiğinde sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmasına mahkememizce itibar edilmemiş ve sanığın eylemini mağdurenin rızası ile gerçekleştirdiği bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun reşit olmayanla cinsel ilişkide bulunmak suçu olduğu hususunda mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmakla, sanığın eylemine uyan TCK nun 104/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kastının yoğunlu nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmış ve teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemini farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK 43/1 maddesi gereğince takdiren alt sınırdan 1/4 oranında arttırım yapılarak 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yargılama sürecindeki olumlu tavır ve davranışları ile geçmişteki sabıkasız yaşantısı dikkate alınarak bu husus takdiri indirim nedeni kabul edilmiş ve cezasından 5237 Sayılı TCK'nun 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçeleriyle sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdure ve şikayetçinin aşamalardaki çelişkili ifadeleri, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/408 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.05.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap