12. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesiyle birlikte gerekçeli kararın kendisine 21.10.2020 tarihinde tebliğinin ardından 21.10.2020 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 16.06.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 09.03.2007 tarihinde gözaltına alındığını, 10.03.2007 tarihinde tutuklandığını, 19.02.2008 tarihinde tahliye edildiğini, yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini belirterek haksız tutuklama tedbiri nedeniyle 10.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihten tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir. 2. Davalı vekili 28.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir. 3. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin,19.04.2018 tarihli ve 2017/402 Esas 2018/150 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/2486 Esas 2018/3139 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.11.2021 tarihli, davacı ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir. Davalı vekilinin temyiz istemi; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, davanın reddi gerektiğine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğuna, faize ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğuna, davalı lehinde de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; davacının haksız olarak 02-03.10.2016 tarihleri arasında gözaltında,10.03.2007-19.02.2008 tarihleri arasında tutuklukta kaldığı, beraatine karar verildiği ve verilen beraat kararının 31.05.2017 tarihinde kesinleştiği, bu sebeple davacının CMK'nın 323/3 ve 141/1-e maddesi uyarınca tazminata hak kazandığı , davacı polis memuru olup gelir düzeyi tespit edilen davacının, hesaplanabilen ve ispat edebildiği zararı gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre için bilirkişi tarafından belirlenen 4.532.91 TL maddi tazminat ve 9.000 TL manevi tazminatın tutuklandığı tarih olan 10.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda, az manevi tazminata hükmolunmasının hukuka aykırı gerekçesiyle hüküm fıkrasından; manevi tazminat miktarına ilişkin "9.000 TL" ibaresinin çıkartılarak "12.000 TL" ibaresinin, ve vekalet ücretine ilişkin "1.693.94 TL" ibaresinin çıkartılarak "1.983.94 TL" ibaresinin yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/306 Esas 2008/355 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçundan 09.03.2007-19.02.2008 tarihleri arasında 11 ay 10 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2008 tarih 2007/135 Esas 2007/306 Karar sayılı kararıyla 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz incelemesinde düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği; davacının daha sonra yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurduğu ve talebinin kabul edilerek Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2017 tarih 2007/306 Esas 2008/355 Karar sayılı kararı ile önceki hükmün iptaline ve davacının üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiği ve beraat hükmünün 31.05.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken,belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden ; 1. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tutuklandığı dönemde polis olan davacının görevden uzaklaştırılması nedeniyle maddi zararının 15.04.2007-19.02.2008 tarihleri arasındaki döneme göre ödenmeyen 1/3 maaşına göre belirlendiği, ancak davacının 11.02.2008 tarihinde meslekten ihraç edildiği gözetilerek ihraç edildiği döneme kadar maaşından kaynaklı maddi zararlarının ödenmesi hususunda idari mercilere başvurması gerektiği, ihraç tarihi olan 11.02.2008 tarihinden tahliye olduğu 19.02.2008 tarihi arasındaki süre için davacı lehine net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat olarak hükmedilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davacı lehine fazla maddi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulü kararında usul ve yasaya aykırı bulunmadığından davalının eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna yönelik talebi yerinde görülmemiştir. 3.Gözaltında ve tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılaması neticesinde beraat eden, süresinde dava açan ve tazminat isteyemeyecek kişilerden olmayan davacı lehine, gözaltında ve tutuklu kalınan süre göz önünde bulundurularak, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 4. Dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulan davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar için tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde ve davanın kısmen kabulü nedeniyle hükmedilen tazminat miktarı gözetilerek davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 5. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde (A-1) ve (B-1) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/2486 Esas 2018/3139 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap