Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda, dava konu yerin kadastro mahkemesinin 2008/201-230 esas sayılı dosyalarında davalı olan 140 ada 82 parselde kaldığını; orman mühendisi bilirkişinin yerin amenajman haritasında kayın gençliği ve Z-2 rümüzlu alanda kaldığını, eğimin %30-40 arasında olup toprak muhafaza karakteri taşımadığını, sahadan diri örtü temizliği yapıldığını, yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmesine; davanın dayanağını oluşturan suç tutanağında sahadan 200 adet kayın fidanı ile 15 kental süceyrat odununun kesildiğinin yazılı bulunmasına; sanığın savunmalarında, kadastro çalışmalarında yerin kendi üzerlerine yazılmaması üzerine babasının bu yerle ilgili dava açtığını, yerin dedelerinden kaldığını beyan etmesine göre kadastro mahkemesinin dava dosyasının getirtilip incelenerek, gerekirse sonucunun beklenerek mahallinde farklı konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir bilirkişi heyeti ile, zabıt mümziilerinden birinin yer gösterimi suretiyle yeniden keşif yapılarak sahadan temizlenen bitki örtüsünün vasfı ve miktarı ile amenajman haritasında belirlenen özelliği ve eğimi itibariyle, memleket ve amenajman haritaları ile celbedilecek hava fotoğraflarının da birlikte zemine tatbiki suretiyle yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının, halihazırdaki vasfı itibariyle orman görünümünde olmasa bile salt toprağının dahi orman olarak kabulü gerektiği de nazara alınarak vasfının, öncesinde orman olup olmadığının, geçmiş zaman içinde ormandan kazanılıp kazanılmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespitinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,