9. Ceza Dairesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2013 tarihli ve 2013/44063 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2014 tarihli ve 2013/490 Esas, 2014/340 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2014 tarihli ve 2013/490 Esas, 2014/340 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.12.2021 tarihli ve 2021/2052 Esas, 2021/10481 Karar sayılı kararı ile "... karar celsesinde kapalılığın kaldırıldığına dair ara karar verilmeksizin gerçekleştirilen duruşma neticesinde kurulan hükmün kapalı oturumda okunarak açıklanması suretiyle aleniyet ilkesinin ihlali" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/32 Esas, 2022/383 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 104 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2023 tarihli Tebliğnamesinde sanık hakkındaki hükme dair, katılan mağdure vekilinin temyizi yönünden özetle temyiz sebebi göstermemesi nedeniyle "reddi", sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden "onanması" yönünde görüş bildirilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Teşdit uygulamasının yerinde olmadığına, sanığın mağdurenin yaşını bildiğine dair dosyada bir delil olmadığına, mağdurenin yetişkin görünümünde olduğuna, cinsel ilişkinin mağdurenin evinde ve 1 kez gerçekleştiğine, sanığın mağdureye evlenme isteğini açıkladığına, mahkemenin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi hükümlerini uyguladıktan sonra 231 ve 51 inci madde hükümlerini uygulamamasının hatalı olduğuna ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Süre tutum dilekçesi ile bildirdiği hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, katılan mağdure suç tarihinde on yedi yaşında olup annesi ile İstanbul'da yaşarken evlerini Ankara'ya taşımaları ve annesinin bir süre daha İstanbul'da kalması nedeniyle anneannesinin evinde kaldığı, sanıkla arkadaş ortamında tanıştığı, zaman zaman mağdurenin sanık ve diğer arkadaşlarını anneannesi ile birlikte kaldığı evine davet ettiği, bu geliş gidişler sırasında sanık ile mağdurenin arkadaşlıklarının geliştiği ve duygusal boyuta geçtiği, bu durumun diğer arkadaşları tarafından fark edilmesi üzerine sanığın nişanlı olduğunun mağdureye söylendiği, gerek sanık tarafından, gerekse arkadaşları tarafından sanığın nişanlı olduğu belirtildiği halde mağdurenin onunla bu şekilde görüşmeyi sonlandırmadığı, suç tarihinde mağdurenin sanığı anneannesinin olmadığı bir sırada eve çağırdığı ve rızası ile onunla organ sokmak suretiyle bir kez cinsel ilişkiye girdiği, bu ilişki sonucu mağdurenin bekaretinin bozulduğu kabul edilmiş, Mağdure aşamalarda, sanık ile duygusal bir arkadaşlıklarının olmadığını, onun nişanlı olduğunu bilmediğini, sadece arkadaş ortamında onunla zaman zaman görüştüğünü, olay günü diğer arkadaşlarıyla buluşmak için sanığın aracı ile bir yere gittiklerini, başının ağrıdığını söyleyince sanığın kendisine içeriğini bilmediği pembe renkli bir ilaç içirdiğini, orada ıssız bir alanda beklerken bir anda ilacın etkisi ile kendisinden geçtiğini, daha sonra araç içerisinde sanığın kendisine istismarda bulunarak organ sokmak suretiyle tecavüz etmiş olduğunu anladığını, ilacın verdiği etki ile karşı koyamadığını belirtmiş ise de; mağdureden alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre bu maddelerin kişi üzerinde uyutucu-bayıltıcı etki göstermediği, aksine kendisini iyi hissetme, hareket artışı, uykusuzluk gibi etkilere sebebiyet verdiği, bunun yanında cinsel dürtüleri artırabileceğinin belirtildiği, ayrıca dosya kapsamına göre idrarda saptanan maddelerin olaydan sonra alınmış olduğunun belirtildiği, saçtan alınan numunenin dipten uca doğru tam olarak hangi bölgeden alındığı belirtilmediğinden saçta elde edilen maddelerin içerdiği ilacın olaydan önce mi veya sonra mı alındığının belirlenemediğinin bildirildiğinin görüldüğü aktarılmıştır. Mağdurenin cinsel muayene raporunda taze yırtık izlendiği, mevcut bulguların birkaç gün içinde oluşmuş cinsel saldırı lehine değerlendirilmiş, ATK 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna göre: mağdureye ait idrar ve saç örneğinin incelenmesinde; kişinin numunelerin alım zamanından önceki bir dönemde 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesi kapsamındaki uyarıcı maddelerden olan Amfatamin, Metamfetamin, Mdma ve Mda'yı kullanmış olduğu, bu maddelerin değişen derecelerde öfori (konuşmada ve neşede artış), kendini iyi hissetme, hareket artışı, uykusuzluk, göz bebeklerinde büyüme gibi etkilerinin yanında ruhsal etkileri nedeniyle yargı ve iç görüyü kısmen bozabileceği ve cinsel dürtüleri de artırabileceği, saçta saptanan Amfetamin, Mdma ve mda'nın olaydan önce mi, olay tarihin de mi alınmış olduğunun ayrımının mevcut verilerle yapılamayacağının bildirildiği görülmüş, Adli Tıp Raporunun bu içeriği ve değerlendirmeleri karşısında mağdurenin aldığı ilacın etkisi ile kendinden geçtiği ve karşı koyamadığı için rızası dışında sanığın zorla organ sokarak ırzına geçtiği yönündeki ifadelerine mahkemece itibar edilmemiş, Sanık savunmalarında mağdure ile arkadaş olduktan sonra zaman içerisinde görüşmelerinin devam ettiğini, mağdure tarafından kendisinin nişanlı olduğunun bilindiğini, zaman zaman çağırması üzerine mağdurenin kaldığı anneannesine ait eve gittiğini, en son gittiğinde mağdurenin isteği ile bir kez cinsel ilişkiye girdiğini beyan ettiği, duruşmada dinlenen bir kısım tanıkların da ifadelerinde mağdure ile sanığın duygusal arkadaşlıklarını, mağdure tarafından sanığın nişanlı olduğunun bilindiği hususunu, sanığın zaman zaman çağrı üzerine mağdurenin kaldığı eve gittiğini belirttiklerinin görüldüğü, Mağdurenin yaşadığı bu cinsel ilişki sonucu bekaretini kaybettiği yine adli tıp dosyası ile sabit olduğu, sanığın reşit olmayan mağdure ile onun rızası ile organ sokmak suretiyle bir kez cinsel ilişkiye girdiği, mağdurenin bu olay nedeniyle sanıktan şikayetçi olduğu ve fiilin bu haliyle 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına göre suç oluşturduğu mahkemece sabit kabul edilmiş, Adli Tıp Raporu ve dinlenen bir kısım tanık beyanları karşısında mağdurenin, ilişkinin ilacın etkisi ile ve rızası dışında olduğu yönündeki anlatımına mahkemece itibar edilmemiş, Sanığın nişanlı olmasına rağmen on sekiz yaşından küçük mağdure ile arkadaşlık kurup bunu duygusal boyuta getirmesi ve cinsel ilişkiye girecek noktaya götürmesi göz önüne alındığında sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan hüküm kurulurken suçun işleniş biçimi ve kastın yoğunluğu göz önüne alınarak teşdit sebebi kabul edilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmiş; buna karşılık duruşmada gözlemlenen hali, ikrarı göz önüne alınarak cezada takdiri indirim yoluna gidildiği belirtilmiştir. Sanığın başkasıyla nişanlı olmasına rağmen mağdure ile arkadaşlık kurup bunu uzun süre sürdürmesi, onunla rızasıyla da olsa cinsel ilişkiye girmiş olması, bu suça yönelik kastının devamlılığını ve yoğunluğunu gösterdiği, suçun anlık işlenmiş bir suç olmadığı, arkadaşlığının ve ilişkisinin devam ettiği süreçte herhangi bir pişmanlık da göstermediği, bu hususların sanığın ileride tekrar suç işlemekten kaçınmayacağını mahkeme nezdinde ortaya koyduğu, bu nedenle sanığa verilen ceza ile ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 5 inci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin uygulanmaması gerektiği kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE Sanığın işlediği reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun suç tarihi itibariyle üst sınırının iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve Mahkemece mahkumiyet hükmü kurulması öncesinde 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "Kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin, aynı bentte yer alan "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, bozma üzerine yargılama yapan Mahkemece esasen ceza miktarı itibarıyla sanığın lehine olan basit yargılama usulünün tatbiki suretiyle hüküm kurması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş, bozma sebebine uygun olarak Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/32 Esas, 2022/383 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.09.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın