4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2013/16483 E. , 2014/15592 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2007/456-2013/242
Davacılar M.. B.. vdl vekili Avukat Nebile Kısa İnce tarafından, davalılar M.. E.. vdl aleyhine 17/01/2005 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılar M.. E.. ve Y.. F.. M..'ya karşı açılan davanın kısmen kabulüne, davalı .. B.. G... Matbaacılık ... San. A.Ş. açısından davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı TMSF açısından husumetten reddine dair verilen 18/04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan M.. E.. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davalının temyiz itirazlarına gelince: Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalılardan M.. E.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davalarda, 15/12/2004 tarihli .. Gazetesi'nde yer alan “Türkiye İçin En Uygun Sistem Başkanlık“ başlıklı röportajda; davalı tarafından, “... Sol cenah iktidar olduğu dönemlerde dikkat edin Anayasa Mahkemesi hiç çalışmaz. Maksat orta sağ iktidarlara bir fren mekanizması kurmaktır. … Anayasa Mahkemesi bugün, tıpkı TSK gibi ideolojik bekçilik yapıyor. Oluşum tarzına bakarsanız zaten gayet net anlaşılır. Üyelerinin vasıfları itibariyle bakarsanız çok yetersizdirler. Bu göreve getirilen kişiler, yeterli entellektüel birikime, görgü ve tecrübeye sahip değiller. Gelişen dünyada hukuki ve iktisadi gelişmeleri takip edip, buna göre pozisyon alacak kimseler olmadı hiç. Taşrada hakimlik yapmış, tüm zamanı adliye, hakimevi ve evinin arasında geçmiş, Yargıtay'da, Danıştay'da hakimlik yapmış kişiler yeterli donanıma sahip olmayınca Türkiye için çok önemli olan hadiseleri kavrayamayınca işin kolayına kaçıp, katı hukuki kuralları uygulayıp ideolojik tavır alma yolunu seçiyorlar. Örneğin, bugün Türkiye'de önemli bir sorun olan türban meselesini bugünkü Anayasa Mahkemesi bu hale getirdi. Kendisini yasa koyucu yerine koyacak karar aldı. Anayasa Mahkemesi işlevine uygun davranmadığı için sorun çıkıyor. … Parlamentarizmde başbakanı frenleyecek güç yok. Cumhurbaşkanı yetkisi olmadığı halde devreye giriyor. TSK giriyor. Anayasa Mahkemesi müdahale ediyor. … Bence Anayasa Mahkemesi üyelerinin vasıfları yükseltilmeli...” şeklinde sarfedilen sözlerin davacıların kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğunu iddia ederek uğradıkları manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, röportajın davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davalardaki istemlerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 10. maddesi bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihatlarıyla oluşturulan ilkelerden biri de ifade özgürlüğüne ilişkindir. Buna göre; ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve herbir bireyin gelişimi için temel koşullardan birini oluşturur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan “haber“ ve “düşünceler“ için değil, aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Sözleşmenin 10. maddesinde belirtildiği üzere bu özgürlüğün istisnaları vardır; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalı ve bir kısıtlama ihtiyacının bulunduğu inandırıcı bir şekilde ortaya konmalıdır. (Prof.Dr.Osman Doğru-Dr.Atilla Nalbant;İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar, Cilt:2, s.365, Nilsen ve Johnsen [BD] 43) İfade özgürlüğü ayrıca herkesin, demokratik bir toplumun özünde yer alan görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olması anlamına gelmektedir.
Gerek Dairemizin, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin istikrar kazanmış uygulamalarında kamu görevlilerinin kendilerine yönelik sert ve ağır eleştirilere katlanması gerektiği kabul edilmiştir. Eldeki dava açısından röportajın içeriği bir bütün olarak ve davalının Anyasa Hukuku alanında profesör olduğu da göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Davalı, şahıs ismi vermeden, diğer kurumların yanısıra Anayasa Mahkemesi'ni ve üyelerini, Anayasa Mahkemesi'nin kurulduğu 1961 yılından beri ve röportajın yayınlandığı dönemdeki olaylar bağlamında, kendi birikimi, görgüsü ve bilgisi doğrultusunda yorumlamıştır. Davalının açıklamaları sert eleştiri mahiyetindedir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, açıklamaların genel itibari ile eleştiri sınırları içinde kaldığı, davacıların kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığı gözetilerek istemin tümden reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerektirmiştir.