9. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.04.2014 tarihli ve 2014/15881 Esas sayılı iddianame ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dava açılmıştır. 2. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/27 Esas, 2014/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/27 Esas, 2014/80 Karar sayılı kararının sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.09.2022 tarihli ve 2021/2523 Esas, 2022/7612 Karar sayılı kararı ile kararın basit yargılama usulü yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2022 tarihli ve 2022/363 Esas, 2022/591 Karar sayılı kararı ile sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunun, 06.02.2023 tarihli ve 9-2023/11279 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafii Temyiz İsteminde Özetle Sanığın beraat etmesi gerektiğini, cezanın üst sınırdan kurulduğunu, alt sınırdan makul uzaklaşma ile verilecek cezanın erteleme ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına tabi olacağını, kararın bozulması gerektiğini talep etmiştir. B. Katılan Bakanlık Vekili Temyiz İsteminde Özetle Sanığın işlediği suçun reşit olmayanla cinsel ilişki değil cinsel istismar olarak nitelendirilmesi üst sınırdan ceza verilmesi ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince; ''Dosya arasında bulunan ve mağdurenin cep telefonundan yapılan, sanık ile mağdur arasındaki mesajların tespitine ilişkin 19/03/2014 tarihli tutanağa göre mağdurenin 18 Mart 2014 saat 02:33 sıralarında sanığa gönderdiği mesajda, "O telefon gelinceye kadar sevdiğimdin, aşkımdın, şimdi en büyük hasmımsın" yine aynı gün 02:37 sıralarında gönderdiği mesajda "Kaza yaptığımız sırada şikayet etmeyeyim diye başımdaymışsın" saat 03:28 de "Lan kim benim kadar seni düşündü" saat 03:44, 08:24 ve 08/26 daki mesajlarda ise sanığın kendisine para getirmesini söylemesi, 2013 yılı Eylül ayında tecavüze uğrayan kişinin tekrar tecavüz eden kişinin iş yerine gidip onunla ilişkiye girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması ve yine tecavüze uğrayan kişinin uzun süre şikayette bulunmayıp sanığın evli olduğunu öğrendikten sonra şikayette bulunması karşısında mağdurenin sanık ile olan ilişkisinin rızasına dayalı olması, olayın duyulması ve sanığın evli olduğunu öğrenmesinden sonra kendisini toplum ve ailesi nezdinde kendisini temize çıkarmak için ilişkinin zorla gerçekleştiğini ileri sürdüğü kabul ve kanaatine varılmış ,ve sanığın eyleminin reşit olmayanla rızası ile zincirleme şekilde cinsel ilişki suçunu oluşturmak suçu olduğu kabul edilerek sanığa ek savunma hakkı verilerek bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar sanık hakkında mağduriyeti hürriyetinden yoksun bıraktığı iddiasıyla cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da mağdurenin kendi rızasıyla sanığın iş yerine gidip onla kalması ve bu tarihlerde 15-18 yaş gurubunda olup kendi hür iradesiyle karar vermesi karşısında, TCK 26/2 maddesinde düzenlenen kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olarak açıkladığı rızası çerçevesinde kimseye ceza verilmez hükmü karşısında mağdurenin sanıkla birlikte olma konusundaki rızasının sanığın eylemini suç olmaktan çıkardığı kabul ve kanaatine varılarak zincirleme şekilde mağdureyi hürriyeti yoksun bırakma suçundan beraatine karar verilmiştir. Her ne kadar soruşturma aşamasında Yeni Mahalle Devlet Hastanesinden alınan 26.03.2014 tarihli raporda mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığı bozulduğu bildirilmişse de reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu düzenleyen TCK 104/1 maddesinde ruh sağlığının bozulması suçun unsuru yada cezayı arttırıcı bir neden sayılmadığından dikkate alınmamıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında tekrar somut olaya dönüldüğünde, sanığın üzerine atılı hürriyetten yoksun kılma suçunun olay anında mağdurenin rızası bulunması nedeniyle mağdurenin üzerinde mutlak tasarrufta bulunacağı bir hakkı çerçevesinde rızasının bulunması nedeniyle eylemin suç teşkil etmediği kabul ve kanaatine varıldığından sanığın bu suçtan beraatine karar verilmiş ve ilgii hüküm temyiz makamınca onanarak kesinleşmiştir. Sanık hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan açılan kamu davasının yargılama aşamasında reşit olmayanla zincirleme şekilde cinsel ilişkiye girme suçuna dönüştüğü, evli olan sanığın bu durumu gizleyerek henüz reşit olmamış mağdureyi kandırıp rızasıyla da olsa ilişkiye girmesi ve daha sonra aynı yalanlarla bu ilişkiyi devam ettirmesi mağdurenin sanığın nüfus cüzdanında evli yazdığını görmesi üzerine ben eşimden boşandım çocuğumun ruh durumu olumsuz etkilenmesin diye nüfus cüzdanımı değiştirmedim diyerek yalanlarına devam edip mağdure ile ilişkisine devam etmesi karşısında sanığın kullandığı yalan ve hileler göz önüne alınarak temel ceza belirlenirken en üst hadden iki yal ceza tayin edilmiş, yine sanığın mağdure ile birden fazla kez ilişkiye girmesi nedeniyle ilişki sayısı göz önüne alınarak cezası TCK 43/1 maddesi uyarınca yarı oranında arttırılmış ve tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Hükmün Sanık müdafii, katılan mağdure vekili, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/2523 Esas sayılı dosyasında; Sanığın eyleminin suç tarihi itibarıyla lehe sayılıp, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, öngörülen cezanın üst sınırının iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1/c bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas-2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerekçesiyle ilgili hükmü bozmuştur. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan incelemede CMK 251 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede "Asliye Ceza Mahkemelsince.." ibaresi ve hüküm uygulanmasının takdire bırakılması hususları birlikte gözetilerek sanığın hukuki durumunda bir değişikliğe gidilmemiş'' şeklinde hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Tüm dosya kapsamı nazara alındığında somut olay itibarıyla sanığın üzerine atılı suçtan bozma üzerine yargılama yapan ve söz konusu ilama uyan ancak Mahkemece esasen ceza miktarı itibarıyla sanığın lehine olan basit yargılama usulünün tatbiki suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2022 tarihli ve 2022/363 Esas, 2022/591 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.09.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın