9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2022/8992 E. , 2023/3126 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından Bakanlık vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Katılan mağdur vekili ile sanık müdafiinin temyiz talepleri yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sanık hakkında Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2012 tarih ve 2012/1340 Esas sayılı iddianamesi ile çocuğun cinsel istismarına teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından kamu davası açılmıştır.
2.Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2014 tarihli ve 2012/192 Esas, 2014/93 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tehdit suçundan aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen 5 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3.Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2014 tarihli ve 2012/192 Esas, 2014/93 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 12.04.2021 tarihli ve 2016/9867 Esas, 2021/2917 Karar sayılı kararı ile olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurun aşamalarda başka delille desteklenmeyen beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Giresun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2021/144 Esas, 2022/92 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarına teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği Bir kısım tanıkların katılan mağdurun beyanlarını doğrulaması, iftira sebebi bulunmaması dikkate alınarak kararın bozulmasına ilişkindir.
B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Davadan temyiz aşamasında haberdar olmaları nedeniyle haklarında katılma kararı verilmesi, sübut yönünden ise katılan mağdurun özü itibariyle tutarlı anlatımları, bir kısım tanıkların katılan mağduru doğrulaması ve olay saatlerinde sanığın savunmasında belirttiği mekanda olmadığına dair anlatımları, sanık ve katılan mağdur arasında husumet veya iftira sebebi bulunmaması nedeniyle kararın bozulmasına, ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkindir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Sanık hakkında beraat kararı verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde on beş yaşından küçük olan ve sanıkla aralarında tanışıklık bulunan katılan mağdurun akşam saatlerinde sanığın yanına gelerek odun toplama teklifinde bulunduğunu, birlikte sanığın aracına binerek ıssız bir yere gittiklerini, burada sanığın cinsel ilişki teklifinde bulunarak boğazını ve boynunu okşadığını, cinsel organını tutturduğunu iddia ettiği, sanığın olay saatlerinde birahanede maç izlediğini beyan ederek atılı suçlamaları reddettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurun başka delillerle desteklenmeyen çelişkili beyanları, olayı ilk anlattığı tanıklar ile beyanlarının uyuşmaması, sanığın inkara dayalı savunması dikkate alınarak atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden İntikal şekli ve zamanı, katılan mağdurun aşamalardaki beyanları, savunma, tanık ifadeleri ve mahkemenin gerekçesine göre; katılan vekilinin sübuta ilişkin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Hakkında atılı suçtan beraat hükmü kurulan sanığın kendisini vekaletnameli müdafi ile temsil ettirdiğinin dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin ve Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2021/144 Esas, 2022/92 Karar sayılı kararının 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanığın kendisini vekaletnameli vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 10.250,00 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.