1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle huzurdaki dava açısından zamanaşımı itirazı olduğunu, davacının bu safhada davasını genişletmesine ve değiştirmesine muvafakatının olmadığını, tüm çekler incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili ...’in davacı ile ticari ilişkisi olmadığından kendisinin doğrudan davacıya vermiş olduğu bir çek de bulunmadığını, öte yandan çekler incelendiğinde birçoğu çekte çeklerin davacı tarafından bankaya hiç ibraz edilmediği yahut davacının ibrazdan sonra cirosunun yer aldığının görüleceğini, bu nedenle de takip konusu belgelerin çek hükmünde olmadığının kabulü gerektiğini, tüm bunlarla birlikte müvekkilinin haricen öğrendiği kadarıyla çeklerde cirosu olan *** ile davacının kardeşi *** arasında ticari ortaklık ilişkisi bulunmakla birlikte davacı dahil tüm bu kişiler haksız kazanç sağlamak gayesi ile huzurdaki davayı açtıklarını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava zaman aşımına uğramış çeke dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır. Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır. TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır. Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 26/12/2022 tarih 156166 sayılı cevabi yazısında; davacı ...'ın ikinci sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği görüldü. TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığından, mahkememizin görevi içine girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevlidir. HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir. Somut olayda, davacının, davalı aleyhine ilamsız takip talebinde bulunarak icra takibine geçtiği, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi olmadığı, çekin süresi içerisinde ibraz edilmemesi nedeniyle çek vasfını kaybettiği, söz konusu çekin medeni usul hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, böylece davanın TTK.nun 4.maddesince mutlak ticari dava olmadığı, ayrıca davacının taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı konusundaki beyanı dikkate alındığında davanın nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı anlaşılmaktadır. Böylece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun *** sayılı kararında da belirtildiği gibi davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin kabulü ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamına göre, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, 6335 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görev ile ilgili karar verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliği nedeni ile, HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap