12. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Davacı vekili 07.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; hava pilot tuğgeneral olan müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 14.09.2011 tarihinde tutuklandığını, 19.06.2014 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, yargılama sırasında yaşananlar müvekkilinin ve ailesinin psikolojisinde, onurlarında ve sosyal hayatlarında telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verdiğini, müvekkilinin tutuklanmasından hemen ardından emekli edildiğini, haksız tutuklu olmasaydı herhangi bir özel hava yolu şirketinde iş bulabilecek iken tutukluluk süresinde bu kazancından mahrum kaldığını, kazanç kaybı, ceza evi harcamaları, ceza evi ulaşım masrafları, vekalet ücreti ödemelerinin tazminat olarak verilmesi gerektiğini, manevi zarara uğradığını, haksız tutuklama nedeniyle 564.196,73 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminata tutuklama tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Davalı vekili 26.10.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresinde açılıp açılmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, davanın görevli ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, maddi zarar bakımından davacının ailesinin uğradığı zararın dikkate alınması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarlarının fazla olduğunu, davacı hakkında mükerrer dosya bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, mahsup kararının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, öne sürmüştür. 3.Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2017 tarihli ve 2015/304 Esas, 2017/132 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 390.996,92 TL maddi tazminatın 300.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. 4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2017/3012 Esas, 2017/3095 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca maddi tazminatın 23.889,02 TL emeklilik tarihinden faizi ile verilmesi gerektiği, manevi tazminatın ise 135.000,00 TL olması gerektiğinden bahisle bu kısımların değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2017/3012 Esas, 2017/3095 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2021/3971 Esas, 2022/6147 Karar sayılı kararı ile; maddi tazminatın fazla olduğundan 23.568,11 TL olması gerektiği, manevi tazminatın ise eksik olduğundan bahisle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 6.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/4796 Esas, 2023/173 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 23.568,11 TL maddi tazminatın emeklilik tarihinden ve 450.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. 7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2023 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Davacı vekilinin temyiz istemi; Tazminat davasının uzun sürdüğü, bu sürede paranın değer kaybettiğini, bu nedenle maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna, ilişkindir. B. Davalı vekilinin temyiz istemi; Hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fazla olduğuna, faizin dava tarihinden itibaren uygulanması gerektiğine, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğuna, karşı vekalet ücretine, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; davacının İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 14.09.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1009 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı lehine bozma ilamına da uyularak 25.568,11 TL maddi tazminatın emeklilik tarihinden, 450.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 14.09.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1009 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A.Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1. Hükmedilen maddi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden; Maddi tazminatın, davacının emekli olduğu tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “23.568,11’’ TL tayin edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 2.Hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden; Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunduğundan manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. B.Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1.Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden; Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. 2.Faizin dava tarihinden itibaren uygulanması gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden; Davacı vekili dava dilekçesinde hükmedilecek tazminatlara tutuklama tarihinden faiz uygulanmasını talep ettiği, maddi zarar bakımından davacının emeklilik tarihinin esas alınmasının hukuka uygun olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği manevi tazminata tutuklama tarihinden faiz uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğuna yönelik temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu bendi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4.Davalı lehine vekalet ücreti istemi yönünden; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (B-1) paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/4796 Esas, 2023/173 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap