T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Devam etmek için kayıt olun

Ücretsiz hakkınızı kullandınız.

Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
03.02.2020 KABULÜNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Davaya konu somut olayda, davalı tarafın uyuşmazlığa konu 26.432,00 TL bedelli faturayı 06.03.2018 tarihinde yevmiye defterine kaydettiğini ve yasal 8 günlük süre geçtikten sonra 05.06.2018 tarihinde ... numaralı fatura ile 26.432,00 TL bedelli iade faturasının düzenlendiği, kesilen iade faturasının cari hesaptan düşürülmesi sonucu davalının ticari defter ve kayıtlarına göre borç bakiyesi bulunmadığı tespit edilmekle , davalı tarafça yasal 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmediği/iade faturası düzenlenmediği anlaşıldığından, fatura ve içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispatla yükümlü tarafın davalı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça davacının sunduğu hizmetin hiç ya da gereği gibi olmadığı belirtilmiştir. Bilindiği üzere, Yargıtay HGK. 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016/632 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 8885 sayılı ) 207 sayfa numarasında davalı şirketin merkezinin Adıyaman ili merkez ilçesi olduğunu ve İstanbul şubesine yapılan tebligatın şirkete yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. HMK'nin 14. maddesinde, şubenin işlemlerinden dolayı doğan davalarda, o şubenin bulunduğu ye mahkemesinin de yetkili olduğu ifade edilmiştir. 2004 sayılı İİK'nin 50. maddesinde yetki düzenlenmiştir. Düzenlemede, para ve teminat borcu için takip hususunda usul Kanunu 6762 sayılı TTK'nin 20/3. fıkrasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi fesih yahut ondan rücu amacıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için bu işlemlerin noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar TTK 16. madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Somut olayda ise, hizmetin gereği gibi yapılmadığı, yani ayıplı yapıldığı iddiası davalı tarafça yukarıda izah edildiği şekilde ispat edilememiştir. Somut davada, taraflar arasında web sitesi tasarımı, reklam ve marka stratejisi verilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı, yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının düzenlenen ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 26.432,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre 26.432,00 TL borcu bulunmakta iken, takip tarihinden sonra 05.06.2018 tarihinde düzenlendiği iade faturası ile borç bakiyesinin bulunmadığının tespit edildiği, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/560 E. sayılı dava dosyasının, davalı ile dava dışı şirket arasında fotoğraf ve vido çekiminden kaynaklanan fatura alacağına dayandığı ve somut davaya konu alacağa bir etkisinin bulunmadığı, bilgisayar mühendisi tarafından düzenlenen raporda davacının sunduğu hizmetin piyasa koşullarında verimli ve doğru kabul edildiği tespit edilmekle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu ve aksi yöndeki itirazların ispat edilemediğinden reddine karar verilmesi gerektiğine karar vermek gerekmiştir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu HMK md.222 HMK md.366/1 TTK md.20/3 TTK md.23/3 HMK md.6 TTK md.21/2 K6100 md.1 K6762 md.20 HMK md.10 HMK md.355 TTK md.84 K6098 md.89 K2004 md.50 HMK md.14 K6100 md.6 TBK md.89 K6100 md.353 K8885 md.14 K6102 md.21/2 K6762 md.16 TBK md.89/1 HMK md.369/1 HMK md.353/1 İİK md.50 TTK md.16 HMK md.344 K492 md.2