3. Ceza Dairesi

Müessir Fiil suçundan sanık ...'nın; 765 sayılı ... Ceza Kanunu’nun 456/2,59/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.05.2001 tarihli ve 2000/578 Esas-2001/476 sayılı ilamına ilişkin adli sicil arşiv kaydının silinmesi talebinin kabulü ile söz konusu kaydın 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8 ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2.maddesi uyarınca silinmesine dair aynı Mahkemenin 28.12.2010 tarihli ve 2010/242 değişik ... sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 08.....2011 tarih ve 2011/7515-32705 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.....2011 tarih ve 2011/229253 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2.maddesinin 1.fıkrasında “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte,Adalet bakanlığının Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın suç tarihi itibariyle bu kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında,3682 sayılı kanuna göre silinme yönünden koşulları oluşanlar silinir;diğer durumlar için bu kanun hükümlerine göre işlem yapılır.Anayasanın 76.maddesi ile özel kanun hükümleri saklıdır.”şeklindeki ve 2.fıkrasında "Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer Asliye Ceza Mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında,sanığa verilen cezanın 1 yılın üstünde olduğu anlaşıldığından,5352 sayılı Kanunun geçici 2.maddesinin 2.fıkrası uyarınca mahkumiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: İnceleme konusu hükümde, yasa yoluna müracaat şekillerine yer verilmemesi suretiyle anılan yasa maddelerine aykırılık yapılmıştır. Bu nedenle sanığa yapılan karar tebliği de yöntemine uygun değildir ve karar kesinleşmemiştir. Yerel mahkeme tarafından, sanığa hakkındaki hükme ilişkin başvuracağı yasa yolu, mercii ve süresi, bu yasa yoluna ne şekilde başvurabileceği ve temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususları tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmek suretiyle kararın yöntemine uygun olarak yeniden tebliği ve şayet temyiz edilmez ise karar kesinleştirilerek, olağan üstü yasa yolu olan kanun yararına bozma isteminde bulunulması gerekmektedir. ... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2010 tarih ve 2010/242 değişik ... sayılı kararı sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden kesinleşmemiştir.5271 sayılı CMK.nun 309/1.maddesine göre, sadece kesinleşmiş karar ve hükümler için kanun yararına bozma talep edilebileceğinden; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ... sürülen düşünce yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahallinde gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 27.09.2011 gününde oybirliğiyle gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap