Esas No
E. 2020/3590
Karar No
K. 2022/16410
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2020/3590 E.  ,  2022/16410 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda; asıl davanın davalı ... yönünden husumet nedeni ile reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne ve birleşen davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; asıl dosya davalılarının istinaf başvurularının usulden reddine, birleşen dosya davalılarının istinaf başvurularının kabulüne, karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi üzerine dosyanın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı, asıl ve birleşen davada davalılar ..., ... vekili ve birleşen davada ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R

Davacı vekili asıl dava dilekçesiyle; taraflar arasında daha önce Alanya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/6110 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, tarafların takibe süresinde itiraz ettiklerini, Alanya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında yapılan müfettiş incelemeleri sonucunda öncelikle 15.07.2013 tarihli müfettiş raporu hazırlandığını bu raporun gereğinin yerine getirilmesi doğrultusunda söz konusu zararın oluştuğu zamanda bulunan mütevelli heyeti üyelerine müfettiş görüşü doğrultusunda icra takibi açıldığını, takibe yapılan itirazların iptali ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatın ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş, davacı vekili tarafından açılan asıl dava dosyası ile birleştirilen davada ise, Alanya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5161 sayılı dosyası ile Alanya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında yapılan müfettiş incelemeleri sonucunda öncelikle 15.07.2013 tarihli müfettiş raporu hazırlandığını, daha sonra bu rapor üzerinden yeniden inceleme sonucunda 04.03.2015 tarihli üst yazı ile 30.12.2014 tarihli raporun vakfa gönderildiğini, bu raporun gereğinin yerine getirilmesi doğrultusunda davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini belirterek Alanya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5161 sayılı dosyasında yapılmış olan itirazların iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuş, bir kısım davalılar davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesince; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, ...'in istihdam edilmesinin yasal düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği, buna göre görev yaptığı süre içerisinde davalıya yapılan ödemelerden TMK'nın 50. maddesi ve Vakıflar Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca vakıf zararının mütevelli heyeti üyelerinin ihmal ve kusurları ile meydana geldiği ve sorumlu oldukları gerekçesiyle asıl dosyada davanın kısmen kabulü ile davalı ... yönünden husumet nedeni ile davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile Alanya 3. İcra Dairesinin 2015/6110 sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl dosyada alacak likit olmadığı için icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, birleşen Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/254 Esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile Alanya 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5161 sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, birleşen dosyada alacak likit olmadığı için icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı asıl dava dosyasında davalı ...; birleşen dava dosyasında davalılar ..., ..., ..., , ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ... ve hem birleşen hem de asıl dosya da ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., hükme karşı istinaf isteminde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; asıl dosya davalılarının istinafa konu ettiği miktar kesin olup, istinaf başvurularının usulden reddine, birleşen dosya yönünden dosyadaki bilgi, belgelere ve bilirkişi heyetinden temin edilen 06.07.2018 havale tarihli rapor içeriğine göre, 2004-2011 yılları arasında ilçe sosyal hizmetler müdürünün kanunla kurulan davacı vakıfta müdür ve sayman olarak görevlendirilmesi, kendisine emsal işi yapanlara göre çok düşük ücret ödenmesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ve bu doğrultuda çıkarılan genelgelere aykırılık oluştursa dahi vakfın bu görevlendirmeden ve ödemelerden dolayı zararının oluşmadığı, davacı vakfın anılan iş ve işlemler için hariçten adam çalıştırması durumunda daha fazla ücret ödeyeceği, bu nedenle eldeki davada 6098 sayılı TBK 49 vd maddelerinde düzenlenen haksız fiilin zarar unsurunun oluşmadığı gerekçeleriyle; birleşen dosya davalılarının istinaf başvurularının kabulüne, birleşen dosya yönüyle kararın kaldırılmasına ve birleşen davanın reddine, her ne kadar bir kısım davalılar birleşen dosyada kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş iseler de davacı vakfın denetim raporuna dayalı olarak icra takibi yaptığı, takibin de kötü niyetli olmadığı, dolayısıyla İİK'nın 67/2.maddesi şartları oluşmamakla kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş, kararı asıl ve birleşen davada davacı, asıl davada davalılar ..., ... Vekili ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1.Asıl davada davacı vekili ve davalılar ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK'ya eklenen EK-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2020 yılı için 72.070,00 TL'dir.

Davacı ve davalılar ... ile ... yönünden temyize konu edilen tazminat miktarı kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, temyiz dilekçesinin asıl davaya ilişkin hükmün kesin olması nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

Dosyanın incelenmesinde, davalı ...’ın davada kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğu ancak Bölge Adliye Mahkemesince karar başlığında vekilinin adına yer verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekilinin temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının IV / 4. maddesine yer alan “Bir kısım davalılar” ibaresinden ve “...kendilerini vekille temsil ettiren birleşen dosya davalılarına” ibaresinden sonra “ve davalı ...” ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... ve davalılar ..., ...'na geri verilmesine 07.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.