Esas No
E. 2022/405
Karar No
K. 2023/955
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/405

KARAR NO: 2023/955

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/03/2020

NUMARASI: 2019/313 Esas, 2020/245 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 23/10/2023

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında, müvekkil şirketin davalı şirketin gönderdiği kumaşlara baskı işlemi uygulaması şeklinde şifahen kurulmuş bir akdi/ticari münasebet bulunduğunu, davalı şirketin bakiye 5.560,39 USD borcunu ödememesi akabinde başlatılan icra takibine davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının vaki yersiz ve yasal mesnetten yoksun itirazlarının iptali ile icra takibinin devamına, itirazlarında haksız olan davalının dava değerinin % 20’si oranında tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, davaya konu olayda davacının iddia ettiği alacağın ispatı konusunda senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte anılan iddianın ispatı ihtimalinde aksini ispatta bulunmak ve cevap verme haklarım saklı tutmak davacıya karşı müvekkilin böyle bir borcu bulunmadığını, davacımn borca ilişkin iddiaları ve dava dilekçesinde yer alan tüm iddialarım kabul etmediklerini belirterek, haksız davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtları ile Ba-Bs formlarına göre karşılıklı olarak kayıtlarının mutabık olduğu, mutabık olan bu kayıtlara göre davacının 18.930,00-TL borçlu gözüktüğü, ancak davacı şirketin tüm satışlarını, davalının da tüm ödemelerini ABD Doları olarak yaptığı, davacı şirketin 2017 ve 2018 yıllarında davalı şirkete düzenlediği toplam 100.828,69 ABD Doları tutarındaki 37 adet faturadan davalı tarafça yapılan toplam 95.268,30 ABD Doları düşüldüğünde davacının takip tarihi itibariyle 5.560,39 ABD Doları alacaklı olduğu ve takip tarihindeki efektif kur üzerinden (5.2774) 29.344,40-TL talep edebileceği gerekçesiyle, davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu itirazın iptali davasının kabulü ile, davalı borçlunun Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, takip tarihindeki kur üzerinden (29.347,74 TL) asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, alınan bilirkişi raporlarında taraflar arasında satış ve ödemelerin ABD Doları olarak yapılacağı hususunda bir anlaşma olduğu farz edilerek müvekkilinin davacıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmiş ise de, yapılan bu tespitin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddia edildiği gibi bir anlaşmanın olduğunun somut ve kesin delillerle ispat edilemediğini, bilirkişi raporunda bir taraftan "tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı şirketin 18.930,00-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir" denilirken, raporun devamında "davacı şirketin düzenlediği faturaların ve davalı şirketin yaptığı ödemelerin ABD Doları cinsinden olması nedeniyle buna göre yapılan hesaplamaya göre davacı şirketin takip tarihi itibariyle 5.560,39 ABD Doları karşılığı 29.344,40-TL alacaklı olduğunun" belirtildiğini, görüldüğü üzere raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, ticari defterlerle müvekkili şirketin davacı şirkete borçlu olmadığının, aksine alacaklı olduğunun ispatlandığını, davacı şirketin hiçbir şekilde müvekkilinden alacaklı olduğunu ispatlayamadığını,

HMK'nın 190. Ve 200. Maddeleri gereğince davacının alacak iddiasını senetle ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, kaldı ki dava dilekçesinde de müvekkili ile davacı arasında dolar olarak ödeme yapılmasını öngören bir anlaşma olduğunun ileri sürülmediğini, Yine Yargıtay içtihatlarına göre, faturanın sözleşmesel ilişkiyi ispata yeterli olmadığını, davacının sözleşmesel ilişkiyi yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta dolar ile ödeme yapılmasına ilişkin anlaşma olduğu iddiasının yazılı delille ortaya konulamadığından akdi ilişkinin varlığının ispatlanamadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasında süregelen "davalı şirketin gönderdiği kumaşlara baskı işlemi uygulanmasına" ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında bakiye 5.560,39 USD alacağın davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalı vekili, davacının böyle bir alacağı bulunmadığını, alacağını senetle ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında süregelen "davalı şirketin gönderdiği kumaşlara baskı işlemi uygulanmasına" ilişkin sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, bu hususun karşılıklı taraf ticari defter kayıtları ve Ba - Bs formaları ile de sabit olduğu, davalı tarafın yargılama sırasındaki beyanlarına ve istinaf dilekçesi içeriğinde göre anlaşmazlığın "taraflar arasındaki bu sözleşme ilişkisinin USD cinsinden mi yoksa TL cinsinden mi kabul edilmesi gerektiği" hususundan kaynaklandığı, davacı şirketin tüm satışlarını (faturalarını), davalının da tüm ödemelerini ABD Doları olarak yapmış olması karşısında taraflara arasındaki sözleşme ilişkisinin USD cinsinden ödemeye tabi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesinin taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterli olduğu (Yarg. 19 HD 05/12/2019 2018/965 Esas 2019/5447 Karar), buna göre, davacı şirketin 2017 ve 2018 yıllarında davalı şirkete düzenlediği toplam 100.828,69 ABD Doları tutarındaki 37 adet faturadan davalı tarafça yapılan toplam 95.268,30 ABD Doları düşüldüğünde davacının takip tarihi itibariyle 5.560,39 ABD Doları alacaklı olduğu ve takip tarihindeki efektif kur üzerinden (5.2774) 29.344,40-TL talep edebileceği, Mahkemece de bu doğrultuda yapılan değerlendirme neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2020 tarih ve 2019/313 Esas, 2020/245 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.332,15 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 583,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.749,12 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.