2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.12.2014'de ... A.Ş.y'e ait ... çekici plakalı ve ... dorse plakalı ... marka araçla antrepo çıkışı olan tali yoldan Hadımköy İstanbul yoluna kontrolsüz ve kurallara aykırı olarak anayola çıkarak müvekkilin şeridini kapatmasıyla müvekkilin davalıya ait aracın sol arka tekerlek kısmıma çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kazanın etkisi ile motosikletin depo kapağının kırılarak fırlaması ve oluşan kıvılcımlar ile depodaki benzinin alev alması sonucu, müvekkilin motosiklet altında kalarak yandığını, sonradan motosikletin altından çıkarılarak ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi'ne götürüldüğünü, yanıkların ağırlığı sebebiyle müvekkilin buradan ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş ve yanık yoğun bakım ünitesinde uzun bir tedavi süreci sonrası Adli Tıp raporunda da açıkça belirtildiği gibi 2.ve 3. derece yanıkların oluştuğu, hayati tehlikeye maruz. kaldığı tespit edilmek suretiyle taburcu edildiğini, bu tedaviye rağmen müvekkilin vücudunda kalıcı hasarlar meydana gelmiş olup bu hasarlar halen devam ettiğini, müvekkilinin çalışmasını vc günlük hayatını büyük ölçüde engellediğini, eşinin müvekkiline artık dokunmamakta, bakmamayı tercih etmekte ve sonuç olarak aile hayatının ve cinsel hayatının sona erdiğini, bu yetmezmiş gibi sosyal çevresi ile ilişkisi de bozulmuş olduğundan psikolojik olarak çöküntüye uğradığını, yanık hasarlarının tümüyle giderilmesi gayrimümkün olduğu gibi tedavi ve estetik işlemleri için birçok ameliyat geçirilmesi gerektiğini, bundan sonrada vücudundaki hasarların giderilmesi için defalarca ameliyat olacağını ve bu acıları tekrar yaşayacağını, bu ameliyatlar yapılsa dahi hayalı boyunca sürecek birçok yan etki ve anormal görünümle yaşamak mecburiyetinde kalacağını, davalı sürücü ya da davalı ... A.Ş. yetkilisi herhangi bir kişinin hastanede ya da evdeki tedavi sürecinde gelmediğini, aranmadığını ve ilgilenmediğini, şirket yetkilileri bir kaza olmanış gibi davranmayı tercih ettiklerini, davalı kazada %100 kusurlu olduğundan ... 11. Asliye Ceza Mahkemesinde ...E. sayılı dosyası ile yargılanmakta olup ceza davasının derdest olduğunu, davalının %100 kusuru ile meydana gelen trafik kazası sebebiyle dava ve temyiz sürelerine şamil olmak üzere tazminat alacağının temin garantisini teşkil etmek üzere öncelikle davalı ... AŞ. adlı şirketin tüm araçlarına ve dorselerinin trafik tescil kayıtlarına ihtiyati tedbir konulması ve araçların dava süresince yediemin otoparkında haczedilmesi, yine davalının %100 kusuru ile meydana gelen trafik kazası sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; kaza sonrası çalışamamaktan dolayı ve bundan sonraki yaşamındaki çalışma kaybı olarak 2.000,00 TL, vücutta oluşan hasarların giderilmesi ve estetik operasyonların yapılabilmesi için 8.000,00 TL, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydı ilc şimdilik 10.000.00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili 02.09.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ilgili kanun değişikliği gereği davacının uyuşmazlığın çözümlenmesi icin gerekli belgelerle birlikte müvekkili şirkete başvurması gerektiği, kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerinc getirmeyen davacının talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiği, dava dilekçesinde bahsi geçen 06.12.2014 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın müvekkili şirkete 03.07.2014 - 03,07.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede teminat limiti kişi başı 268.000 TL olduğunu, trafik sigortacısı şirket; üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceği, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortaları, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapılabileceği, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğun olmadığı, dosyada öncelikle kusur tespitinin yapılması gerektiği, kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiği, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna kanaat getirilmesi gerektiğini, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nce veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümlerine sevkine karar verilmesini, hazırlanacak bilirkişi raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde; maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile netice arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığı konularının belirlenmesi gerektiği, ayrıca, maluliyetin tazminat gerektirip gerektirmediği konusu da açıklığa kavuşturulmasını, bir tazminat ödemesinin söz konusu olabilmesi için; maluliyet oranının yanında, davacının çalışabilecek durumda olup olmadığı, mesleği, maluliyel sebebi ile mesleğini yerine getirip getiremediğini, davacı, maluliyetine rağmen maluliyet halinden etkilenmiyorsa, kazanç kaybına uğramadan hayatını sürdürebiliyorsa, maluliyet tazminatına hükmedilmemeli ya da somut durum tazminat hesahında dikkate alınması gerektiğini, maluliyet sehebi ile ortaya çıkan zararlar uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap edilmesi gerektiğini, yaralanmalarda geçerli olan ve müvekkil şirket tarafından sigorta edilen teminat tutarı yönünden her halükarda verilecek bir teminat olmadığını, hesap raporunda asgari ücretin esas alınması gerektiğini, yapılacak hesaplamalarda, resmi evraklara göre belirlenen ya da hesaplanabilir bir ücret olmaması durumunda, hesaplamaya esas alınacak gelir durumunun asgari ücret olarak esas alınmayacağı, söz konusu kazaya ilişkin olarak adı geçen poliçe için şirkete yapılmış bir başvuru bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... A.Ş. vekilinin 22.09.2016 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı, dava dilekçesinde yer alan 400.000,00 TL'lik manevi tazminat talebine ilişkin harcını yatırmadığını, öncelikle tamamlatılmasını, aksi takdirde tamamlanmayan bu harca ilişkin talebin usulen reddi gerektiğini, 2014 yılında vuku bulan bu olaya ilişkin öncelikle tüm delil araştırmalarına itirazın söz konusu olduğunu, keza 2014 yılındaki bu olayın, 2016 yılında yapılacak olan tüm inceleme ve belgelere ilişkin sunulacak delillerin Mahkemece dikkate alınması mümkün olmadığını, gerekli özen ve yükümlülüklerini yerine getiren müvekkili şirketin istihdam eden sıfatı ile dava konusu kazadan sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkili şirket ...'ı yurtiçi TIR şoförü sıfatıyla istihdam ederken özenli davrandığını, kazaya karışan aracı kullanırken yasal mevzuata uygun şarıları taşıdığının tespit edildiğini, öte yandan şoför ...'ın denetlenmesinde özenle hareket edildiğini, Yargıtay Kararı gereği, müvekkili şirketin sorumluluğu özen yükümlülüğünü yerine getirilmemesinden kaynaklı olduğunu, dikkat ve gözetim görevini yerine getiren müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kaza sonrasında trafik zabıtasınca trafik kaza tutanağında müvekkili şirket çalışanına kusur atfedilmişse de müvekkili şirket çalışanına atfedilen kusuru kabul etmediklerini, ayrıca, kazanın meydana gelmesinde davacı kusurlu olduğunu, kazanın gerçekleşmesine engel olacak şekilde alınması gereken önlem ve tedbirleri almamış, firen dahi yapmamış, hızını azaltmamış, kazanın meydana gelmemesi için herhangi bir şey yapmamış olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında belirtilen kusur paylaşımın gerçeğe ve dava konusu maddi vakıaya aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından yaptırılacak olan kusur incelemesinde kazaya karışan araçların kusur oranları edileceğini, bu nedenle kaza yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapmak suretiyle kazaya karışan araçların kusur oranlarının tespit edilmesini, davacı taraf talep etmiş olduğu maddi tazminat miktarının hangi kalemlerden oluştuğunu ve hangi zarar kalemi için ne kadar maddi tazminat talebinde bulunduğunu açıklamadığını davanın reddedilmesini gerektiğini savunmuştur. Davalı ...'ın ise cevap dilekçesi sunmadığı, inkâr eden konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dilekçesinin içeriği gözetildiğinde geçici işgöremezlik, sürekli işgöremezlik, estetik tedavi giderine ilişkin maddi tazminat ve kaza nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi şartlarının ve ayrıca ıslah ile birikmiş faiz talep edilebilme oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının bizzat kendisinin trafik kazasına bağlı olarak yaralandığı, tedavi gördüğü, konuyla ilgili ceza davasının açıldığı, dosya kapsamına göre davacının %22,20 oranında meslekten kazanma yeteneğini kaybetmiş sayıldığı, iyileşme süresinin altı ay olarak açıklandığı, dava dilekçesinde sadece asıl alacak miktarlarına ilişkin talep sunulduğu, dava dilekçesinde bu alacak kalemlerine ilişkin herhangi faiz talebinin sunulmadığı tartışmasızdır. Dava mahkememizde 13/05/2016 itibariyle açılmış olup, davanın açıldığı aşama itibariyle sigorta şirketine yapılmış bir başvuru bulunmamaktadır. Davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu, dava tarihi öncesi 14/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 2918 sayılı KTK m.97 hükmü gereği davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığı anlaşılmakla, davacının maddi tazminat talebine konu olan tüm zarar kalemlerinin tazmin olunması için sigorta şirketine bu konuda yazılı olarak başvuru yapması, bu yöne ilişkin özel dava şartı eksikliğini bu şekilde gidermesi ve söz konusu başvuruyu yaptığını yazılı olarak belgelemesi amacıyla davacı vekiline HMK m.115 hükmü gereği iki hafta kesin süre verilmiştir. Yargılama aşamasında gerekli başvuru yapılmış ve bu eksiklik yargılama aşamasında giderilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın