10. Hukuk Dairesi 2023/7807 E. , 2023/8770 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili, davalıya ait iş yerinin 14.07.2008 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığını, iş kodunun 3511 olarak tanımlandığını ve çok tehlikeli işler grubuna girdiğini, iş yerinin ... adresinde ... Hidro Elektrik santralinin davalı işveren tarafından işletildiğini, iş yerinde müteveffa ...'in 22.12.2008 tarihinde işe başladığını, 07.02.2012 tarihinde işletmeye ait su kanalına aracıyla düşmesi neticesinde boğularak vefat ettiğini, davalı işverene ait santralde daha önce de ölümlü kazanın meydana geldiğini, 24.07.2010 tarihinde meydana gelen olayda Ömer Yüzer'in santral istikametindeki su kanalındaki stabilize yolda giderken su kanalına düştüğü ve boğularak vefat ettiği, olayla ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma başlatıldığı ve düzenlenen bilirkişi raporunda davalı işveren tarafından kanalın etrafında gerekli tedbirin alınmadığının tespit edildiği, 07.02.2012 tarihli olayda ...'in hayatını kaybettiği aynı yerde insanların ve hayvanların düşmesini engellemek için herhangi bir fiziki engel, korkuluk ve bariyer olmadığının ifadelerde beyan edildiğini, iki yıl arayla meydana gelen iki olayda da sulama kanalının etrafında fiziki engel bulunmadığı düşünüldüğünde davalı şirketin kusurlu olduğu ve işveren tarafından iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareket edildiği, kurum sigortalasının geçirmiş olduğu iş kazasına ilişkin SGK denetmenleri tarafından düzenlenen teftiş kurulu raporunda davalı işyerinin %80 kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu doğrultuda 5510 sayılı Kanun M. 21/1 hükmü gereğince müvekkil kurumun yapmış olduğu ödemelerin kusuru oranında iş verenden tahsil edilmesi gerektiğini belirterek, kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kurum tarafından kazazedeye yapılan ilk peşin sermaye değeri olan 557.055,52 TL ödemeden kaynaklı kurum zararından şimdilik 114.411,10 TL'nin gelir bağlanma onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olay nedeniyle davalı şirketin hiçbir şekilde sorumluluğunun olmadığını, 07.02.2012 tarihinde gerçekleşen davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımından reddinin gerektiği, davaya konu kaza sonucunda ödeme yapan davacı kurumun müvekkil şirkete rucu edebilmesi için koşulların oluşmadığını, 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kasıtlı veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” hükmüne yer verilerek SGK’nın işverene rücu edebilmesi için işverenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi şart koşulunun olduğunu, aynı hükmün 4 üncü fıkrasında yer alan “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” hükmüne göre SGK’nın 3. kişilere rücu edebilmesi için üçüncü kişinin iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunması şartı olduğunu, belirtilen mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere davacı Kurumun ödediği bedellere ilişkin rücu talebinde bulunabileceği kişilerin, olayın gerçekleşmesinde kusuru bulunan 3. kişiler veya kasıtlı bir fiili ya da ihmali yüzünden kazanın oluşumuna sebebiyet veren işveren olması gerektiği, somut olayda müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davaya konu olay 07.02.2012 tarihindeki olayın müteveffa ...'in 07.02.2012 günü saat 15:00 sıralarında kendisinin kullanmakta olduğu 06 DH 2136 plakalı araç ile seyir halindeyken su iletim kanalına düştüğünü, cep telefonu ile işyerini arayarak işletme şefi ile görüştüğünü, heyelan bölgesinde aracı ile kayarak suya düştüğünü söyleyerek yardım istediğini, hemen olay yerine intikal edildiğinde ...'in kullanımında olan aracı tarif edilen yerin 3 km ilerisinde bulunduğunu ve ... Jandarma Komutanlığı arama ve kurtarma ekipleri tarafından yapılan arama kurtarma çalışmaları neticesinde şahıssın ölü olarak bulunduğunu, yaşanan bu talihsiz olayda müvekkil Şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın gerçekleştiği kanalla ilgili tüm güvenlik tedbirlerinin müvekkil şirket tarafından alındığını, olayın gerçekleştiği tarihten çok önceki tarihte DSİ Genel Müdürlüğü Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığına sunulan 16.03.2010 tarihli yazı içeriği (Ek-1) ve ekindeki belgelerden de anlaşılacağı üzere su kanalının yerleşim yerlerine yakın geçtiği bölgelerde kanalın her iki tarafının tel örgüler içine alınarak tehlike oluşturmasının önlendiği, su kanalının çeşitli yerlerinde giriş çıkışları tel örgülerle çevrili köprüler yapıldığı, su kanalının yerleşim yerlerine uzak olan kısımlarına güzergah boyunca kedi gözü reflektörleri ile kanalın belirgin hale getirildiği, yeterli sayıda trafik işaretleri ve uyarı levhaları yerleştirildiği, böylelikle emniyetin sağlandığını, bu kapsamda güvenliğin sağlanması açısından müteveffanın kendi imzalarını içeren önceki tarihli yazılarıyla da sabit olduğu üzere her türlü tedbirin alındığını, müvekkil şirketin mevcut olayda hiçbir kusurunun ve kastının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davacının davasının kabulü ile,
114.411,10-TL TL ilk peşin değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 02.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, uygulanan %5 iskonto oranının %10 olması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigortalı ...'in davalı nezdinde çalışırken 07.02.2012 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiği, meydana gelen olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, ve sigortalının hak sahiplerine ölüm geliri bağlandığı, SGK teftiş raporunda işverenin % 80 oranında, sigortalının % 20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporunda davalı şirketin % 80 ve sigortalının %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, yapılan bilirkişi hesabında % 80 kusur karşılığı Kurum alacaklarının hesaplandığı anlaşılmakla; Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır. C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21 ve 76 ıncı maddeleri
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı şirket vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.