10. Hukuk Dairesi         2023/541 E.  ,  2023/1530 K.

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/63 E., 2019/230 K.

...

...

KARAR: Red

Taraflar arasındaki ödeme emri iptali ve teşvikten yararlanması gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 06.02.2019 tarih 2019/76 E., 2019/830 K. sayılı kararı ile bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile bozma ilâmına direnilmiştir. Direnme kararının davalı Kurum tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 09.06.2021 tarihli ve 2019/5173 Esas, 2021/7977 Karar sayılı kararı ile; bozma ilâmı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarih 2021/10-600 E, 2022/1420 K. Sayılı ilamı ile eylemli uyma sonucu verilen yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesi için dosya Dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili özetle; ,davalı Kurum tarafından müvekkili şirkete ait ... sicil numaralı işyerinin borçları nedeniyle 2016/14347 ve 2016/14349 sayılı icra takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin 29.01.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, 2002/07-2004/12. aylara ait prim ve işsizlik sigortası primlerine ilişkin olan ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradığı gibi müvekkili şirketin davalı Kuruma herhangi bir prim borcu da bulunmadığını ileri sürerek 2016/14347 ve 2016/14349 sayılı icra takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen ...

1.İş Mahkemesinin 2016/80 E., 2016/76 K. sayılı davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı Kurum tarafından 2002/12-2004/12. aylar arasındaki döneme ilişkin olmak üzere sigortasız işçi çalıştırıldığından bahisle resen 26.110,93TL prim borcu tahakkuk ettirildiğini, ek prim tahakkukuna yasal süresi içinde itiraz edildiğini ancak davalı Kurum tarafından itirazın 08.02.2016 tarihli kararla reddedildiğini, söz konusu borcun zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürerek ek prim tahakkuku işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davacı vekili birleşen ...

9.İş Mahkemesinin 2016/109 E., 2016/194 K. sayılı davaya ilişkin dava dilekçesinde; Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 21.07.2005 tarihli ve 52SR/43 sayılı raporda 2002/1-2004/12 ayları arasındaki dönemde işyerinde çalıştığı tespit edilen sigortalılar adına re’sen tahakkuk ettirilen borcun ödenmediği gerekçesi ile 2015/11. ve 2015/12. ay aylık prim hizmet belgelerinin indirimli verilmesi mümkün olmamakla birlikte borçların ödenmesi hâlinde 2016/1. ay aylık prim hizmet belgesinin teşvikli olarak verilmesinin mümkün olacağının bildirildiğini ancak 5510 sayılı Kanun’un 81/1-ı maddesindeki düzenlemenin geçmişe etkili olacağı yönünde herhangi bir hüküm mevcut olmadığını, davalı Kurumun 2002/1-2004/12. dönemlerinde var olmayan ve zamanaşımına da uğramış olan prim borçlarının ödenmediğini gerekçe göstererek prim teşviklerinden yararlanamayacağı yönündeki işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davalı Kurumun 11.02.2016 tarihli ve 47827709/20610/850344 sayılı işleminin iptali ile oluşan muarazanın giderilerek 5510 sayılı Kanun’un 81/1-ı maddesindeki teşvikten yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... (SGK) vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacı işverene ait ... sicil numaralı işyerinde 18.10.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle yapılan denetim sonucunda düzenlenen 21.07.2005 tarihli raporda işyerinde çalışanların bazılarının Kuruma geç bildirildiğinin, bazılarının da bildirimlerinin eksik yapıldığının tespit edildiğini, yapılan tespitler çerçevesinde 14.12.2005 tarihli ve 355433 sayılı yazı ile müfettiş raporu ile belirlenen sigortalılar için aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmesinin davacı işverenden talep edildiğini, 2002/1-2004-12. aylara ait aylık prim hizmet belgelerinin verilmediğinin tespit edilmesi üzerine re’sen düzenlenen belgeler kapsamında tahakkuk ettirilen prim borçlarının tahsili için takip başlatılarak ödeme emirlerinin düzenlendiğini, zamanaşımı itirazının yersiz olduğunu, zira davacının 21.07.2008 tarihli dilekçesi ile Kuruma müracaat ederek 5510 sayılı Kanun’un geçici 24 üncü maddesi gereğince 31.03.2008 tarihine kadar olan borçların yapılandırılması için talepte bulunduğundan zamanaşımı süresinin kesildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... vekili birleşen ... 1. İş Mahkemesinin 2016/80 E., 2016/76 K. sayılı davada cevap dilekçesi vermemiştir.

3.Davalı ... vekili birleşen ... 9. İş Mahkemesinin 2016/109 E., 2016/194 K. sayılı davasına ilişkin cevap dilekçesinde; 5510 sayılı Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenlerin 5510 sayılı Kanun’un 81/1-ı maddesinde düzenlenen teşvikten yararlanmalarının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2017 tarihli ve 2016/47 E., 2017/201 K. sayılı kararı ile; asıl ve birleşen davaların kabulüne kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2018 tarihli ve 2017/1803 Esas, 2018/1709 Karar sayılı kararıyla;

mahkeme hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 06.02.2019 tarihli ve 2019/76 E. 2019/830 K. sayılı ilamında; " ... yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m. 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesine ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir."gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, " ..Mahkememiz dosyası ile birleşen mahkememizin 2016/80 E. sayılı dava dosyası yönünden; Her ne kadar 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 93/2 nci maddesi; “Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden,….” İtibaren zamanaşımı süresinin başlayacağı yönünde ise de, kanunların geriye yürütülmesi mümkün olmadığından, Yargıtay içtihatları da bu yönde olduğundan, davalı Kurumun 15.12.2015 tarih ve 6378809 sayılı re’sen ek prim tahakkuku işleminin zamanaşımı nedeni ile iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizin asıl dava dosyası yönünden; Davalı Kurum ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 2016/14347 sayılı icra takip dosyasından gönderilen 14.01.2016 tarih ve 639804 sayılı ödeme emri ile 2016/14349 sayılı icra takip dosyasından gönderilen 14.01.2016 tarih ve 640029 sayılı ödeme emrinin zamanaşımına uğramış olması nedeni ile iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 9. İş Mahkemesi'nin 2016/109 E. sayılı dava dosyası yönünden; Davalı Kurumun zamanında diğer işçiler yönünden ek prim tahakkuku yapmış olması halinde sözü edilen işçilerin davacı işyerinde gerçekte çalışıp çalışmadıkları tartışılarak ve gerektiğinde bu işçiler de davaya dahil edilerek davacı işverenin sigortasız işçi çalıştırmış olup olmadığı belirlenebilecek iken, üstelik de 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra geçmişe yönelik prim borcu olduğu gerekçesi ile 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren sözkonusu teşviklerden davacı işverenin yararlandırılmaması işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı açık olup, davalı Kurumun 11.02.2016 tarih 47827709/20610/850344 sayılı işleminin iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla, önceki kararda direnilmek suretiyle, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;

haklarında işlem tesis edilen dava dışı işçilerin işbu davaya dahil edilmeleri gerektiğini, zaman aşımının geçmediğini eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Hukuk Genel Kurulu Kararı

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarih 2021/10-600 E, 2022/1420 K. Sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesince bozma kararı kapsamında irdeleme ve değerlendirme yapılarak eylemli uyma sonucu yeni hüküm verildiği gerekçesiyle karara yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali, re’sen yapılan ek prim tahakkukuna dair Kurum işleminin iptali ile prim teşvik indiriminden yararlandırılmama nedeniyle oluşan murazanın giderilmesi istemlerine ilişkin eldeki asıl ve birleşen davalarda 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un Ek 17 nci maddesi kapsamında karar verilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 81, Ek 17 nci maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Ödeme emirlerinin iptali ve 5510 sayılı Kanun'un 81inci maddesi hükümleri çerçevesinde teşviklerden yararlandırılmaması işleminin iptali için açılmış eldeki davada, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

2.Ne var ki, bozma ilamı içeriğinde yer alan, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

3.Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.

4.Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davalı Kurum tarafından çalıştıkları tespit edilen işçilerin aylık prim ve hizmet bildirgelerinin zamanında verilmemesi ve prim borçlarının zamanında ödenmesi nedeniyle teşvikten yararlanması iptal edilen davacının kurum işleminin iptalini de içeren davasında, çalıştıkları tespit edilen şahısların gerçekte çalışıp çalışmadıklarının usulüne uygun bir şekilde araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.

5.Diğer taraftan işbu davada verilecek karar çalıştıkları tespit edilen ilgili şahısların hak alanını ilgilendireceğinden, 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesince davaya dahil edilmeleri gerektiği gözetilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Karar Etiketleri
22.02.2023 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Sigorta Hukuku 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanunu 5510 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 7103 sayılı Kanun 6100 sayılı Kanun