3. Hukuk Dairesi         2023/2554 E.  ,  2023/2479 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen dava da menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince kararın onanmasına karar verilmiştir.

Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından, Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Asıl davada davacı; alacaklısı olduğu çeki avukatı olan davalıya tahsil etmesi için verdiğini, bu yönde başlatılan takip sırasında haricen alacağın tahsil edilmesine rağmen bedelinin kendisine ödenmediğini sonradan öğrenmesi üzerine tahsili için icra takibi başlattığını, takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davacı; 1986 yılından itibaren serbest avukatlık yaptığını, davalı ...'ın şirket tarafından kendi bürosunda hizmet vermesi için görevlendirildiğini, uzun süre birlikte çalıştıktan sonra güvenleri kalmadığından 23.06.2009 tarihinde işten çıkarttıklarını, işçilik haklarını ödediklerini, ancak davalının işten çıktıktan sonra kendilerine karşı olumsuz bir tavır sergilemeye başladığını, ...

1.İcra Müdürlüğünün 2008/2379 E. sayılı takip dosyasında alacaklı olmadığı halde takibin şeklen davalı adına açıldığını, dosyanın esas alacaklısının ... ... ... olduğunu, davalının bu dosyada alacağın tahsilinde avukat yanında çalışan işçi sıfatı ile faaliyet gösterdiğini, ancak aralarındaki husumet sonrasında davalının bu dosyadan menfaat sağlama gayretine giriştiğini, aslında çek hamili ... ... ...'ın çeki tahsil içi kendisine getirdiğini, bu sırada bankaya ibraz için hamilin müsait olmaması nedeniyle yanında çalışan davalı adına cirolanarak onun tarafından bankaya ibraz edildiğini, daha sonra takibinde bu nedenle davalı adına yapıldığını, çek borçlusu ...'nun takipten bir gün sonra çek bedelini ödediğini, hatta bu ödemenin bizzat davalıya yapıldığını, tahsil harcını ödeyerek icra dosyasını kapattıktan sonra geri kalan bedelin senet alacaklısı ... ... ...'a verildiğini, davalının bu durumu bildiği halde takip yapmasının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, yine davalının çek borçlusu ...'nun iradesini fesada uğratarak çek teslim belgesi başlıklı bir belgeyi imzalattığını, bu nedenle kendisi hakkında şikayette bulunduğunu, ancak işin hukuki uyuşmazlık olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini, davalı ile çek borçluları arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, paranın tahsil edildiği 11.07.2008 tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra ve davalı işten çıkarıldıktan yaklaşık 2 yıl sonra yapılan icra takibinin davalının asıl takip alacaklısı olmadığının açık delili olduğunu, yine davalının 23.06.2009 tarihinde işten çıkartıldıktan 6 gün sonra 29.06.2009 tarihinde kendilerini vekillikten azlettiğini, davalının aynı şekilde kendi adına takip edilen dosyalara bu azilnameyi aynı gün havale ettirerek koyduğunu, üzerinde azil tarihinin bulunduğunu, ancak 2008/2379 takip sayılı dosyaya bu azilnameyi havale ettirmeden ve icra görevlisine tarih attırmadan koyduğunun anlaşıldığını, bu durumun davalının bu dosyaya azilnameyi çok sonraki bir tarihte koyduğunu gösterdiğini ileri sürerek, davalı tarafından sonradan üretilen, içeriği ve tanzim bakımından gerçeği yansıtmayan 20.06.2008 tanzim tarihli "çek teslim belgesi" başlıklı evrakın hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı ...; herhangi bir borcunun olmadığını, takibin kötü niyetli olarak yapıldığını, ...

1.İcra Müdürlüğünün 2008/2379 E. sayılı dosyasındaki alacağın gerçek sahibinin davacı olmadığını, gerçek alacaklının ... ... ... olduğunu, çekin yanında çalışan davalı adına cirolanarak bankaya ibraz edildiğini, daha sonra karşılıksız kalan çekin 10.07.2008 tarihinde ...

1.İcra müdürlüğünün 2008/2379 takip sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, ertesi gün çek borçlusunun alacağı haricen ödediğini, parayı davalının aldığını, tahsil harcı ve Avukatlık ücretinden arta kalan kısmın asıl alacaklı ... ... ...'a ödendiğini, davalıyla aralarındaki ... akdinin kusurlu davranışları nedeniyle 23.06.2009 tarihinde sonlandığını, bu tarihten sonra davacının kendilerine karşı hasmane bir tavır sergilemeye başladığını, davacının kendilerini 23.06.2009 tarihinde vekillikten azlettiğini, azilname suretini ...

1.İcra Müdürlüğünün 2008/2379 takip sayılı dosyasına havale ve imza almadan koyduğunu, davacının icra dosyasındaki paranın tahsilinden yaklaşık 3 yıl ve işten çıkarıldıktan yaklaşık 2 yıl sonra alacağını takibe koymasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalının işten ayrıldıktan sonra ... Asliye Hukuk Mahkemelerinde hizmet tespiti ve işçilik alacaklarına yönelik davalar açmış olmasının bu yöndeki eğilimini gösterdiğini, işçilik alacakları kendisine ödenen ve ibralaşılan davacının buna rağmen anılan nitelikteki davaları hemen açmış olmasına karşılık yüksek meblağlı takip dosyası alacağını 3 yıl süreyle unutmuş olmasının olanaklı olmadığını, davacının dilekçede bahsettiği çek teslim belgesinin içeriğinin doğru olmadığını, bu belgenin daha sonraki bir tarihte çek borçlusuna hile ile imzalatıldığını, soruşturma dosyalarında hem çek alacaklısının hem de çek borçlusunun takibe konulan kambiyo senedine ilişkin kendi beyanlarını doğrular nitelikte beyanlar verdiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen dosyada davalı ...; davacının dava konusu ettiği belgenin ... Ltd. Şti. ile ...arasında düzenlendiğini, bu nedenle davacının belgenin tarafı olmaması nedeni ile aktif husumet ehliyetinin olmadığını, davacının davaya açmakta herhangi bir hukuki menfaatinin bulunmadığını, hakkında yapılan tüm şikayetlerin red ile sonuçlandığını, davacının hukuk kurallarına kendisine göre yorumlayarak sonuç elde etmeye çalıştığını, davaya konu edilen çekin şeklen adına takibe konulduğu iddiasının hukuki bir karşılığının bulunmadığını, ...'nun bir dönem maddi sıkıntı içerisinde kaldığını, bunun üzerine borç istediğini, 25.000,00 TL’yi borç olarak ...'ya verdiğini ve kendisinden de çek teslim belgesi aldığını, davacının sadece hile iddiasına dayandığını, hilenin şartlarının olayda bulunmadığının açık olduğunu, davacının resmi belgeye karşı tanık dinletme talebini kabul etmediklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Birleşen davada davalı ... Turizm temsilcisi; davayı kabul ettiğini, çek teslim belgesini diğer davalının kendisine 2011 yılı Nisan ayının sonlarında ayak üstü imzalattığını, bu belgenin 20.06.2008 tarihinde tanzim edilmediğini, hile nedeni ile belgeyi okumadan ve içeriğini bilmeden imzaladığını, kendisinin hiçbir zaman ...'a borçlu olmadığını, aralarında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, senedin düzenlendiği belirtilen tarihte bu şahsı tanımadığını, yine ...'ın kendilerine borç para verebilecek maddi güce sahip olmadığını, davaya konu edilen çeki ... ... ...'a ... isimli şahsın borcunu kapamak maksadıyla verdiğini, çekin icraya konulmasından 1 gün sonra çek bedelini diğer davalıya ödediğini, daha sonraki günlerde harcı ödeyerek çek aslını da icra dairesinden aldığını, diğer davalı hakkında kendisine imzalattığı belge nedeniyle şikayette bulunduğunu ancak soruşturma sonrasında takipsizlik kararı verildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

1.Mahkemenin 13.06.2012 tarihli ve 2011/244 E., 2012/324 K. sayılı kararıyla; davacının, hile iddiasına dayandığı, belgenin tarafı olan ...'nun söz konusu belgeyi kendisinin daha sonraki bir tarihte imzaladığına açıkça ifade ettiği, HMK’nın 203/1ç maddesi uyarınca hileye dayanan tarafın bu hususu senetle ispatlama zorunluluğu bulunmadığı, soruşturma dosyalarında dinlenen tanıklar ve belgeyi imzalayan ..., davalı ...'in davacının yanında çalıştığını, davaya konu edilen senedin asıl alacaklısının ... ... ... olduğunu, takip kolaylığı bakımından senedin davalı adına cirolanarak takibe konulduğunu beyan ettikleri, senet alacağı 11.07.2008 tarihinde ödenmesine rağmen ve davalının 23.06.2009 tarihinde işten çıkarılmasına karşın, dosya alacağının 09.12.2010 tarihinde talep edilmesi ve 29.04.2011 tarihinde alacağın takibe konulmasının da davaya konu edilen alacağın gerçek sahibinin davalı ... olmadığını gösterdiği, davalının işten çıkarıldıktan sonra vekillikten azlettiği davacı ve eşine ait azilnameleri bizzat takip ettiği dosyalara aynı gün havaleler alarak ibraz etmesine rağmen, davaya konu edilen dosyaya havalesiz azilname sunmasının da davalının hakkın sahibi olmadığına yönelik başka bir göstergesi olduğu, hal böyle iken, teslim belgesine imza atan şahsın beyanı karşısında hükümsüzlüğün tespiti istenen belgenin içeriğinin geçerli olduğunu iddia etme olanağı bulunmadığı, anılan belgenin davalı ... tarafından 2008/2379 takip sayılı dosyadaki alacak hakkının kuvvetlendirilmesi için sonradan hile ile oluşturulduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1760 sayılı dosyası ile yapılan takibin iptaline, talep bulunmadığından inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulüne, dosyaya ibraz edilen 20.06.2008 tarihli ve "Çek Teslim Belgesi" başlıklı belgenin hükümsüz olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Mahkemenin kararına karşı, süresi içinde davacı-birleşen dosyada davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.10.2013 tarihli ve 2012/25832 E., 2013/25079 K. sayılı ilamıyla; “Asıl dava, vekaletin kötüye kullanılması iddiasına dayalı alacak hakkında yürütülen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, lehine başlatılan kambiyo senedine dayalı takipte vekili sıfatı ile hareket eden davalının, tahsil etmesine rağmen senet bedelini kendisine ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise senedin gerçek alacaklısının davacı olmadığını savunmuştur.

Bu halde davalı savunmasını miktar itibari ile yasal delillerle ispatlamak durumundadır. Mahkemenin, avukat olan davalının bürosunda çalışan davacıya takipteki işlemleri kolaylaştırmak için hamiline yazılı senedi ciro ederek onun adına takip başlatmasının mutad uygulama olduğu ve bu durumun senetle ispat kuralının istisnasını teşkil ettiği yönündeki değerlendirmesinin kabulü mümkün değildir. Davalı, savunmasını ispata elverişli yazılı belge sunamamış ise de, cevap dilekçesinde "her türlü delil" demek suretiyle yemin deliline de dayandığı anlaşıldığından bu husus kendisine hatırlatılarak neticesine göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile asıl davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.

Birleşen davada, asıl dosya davalısı vekil, davacı-birleşen dosya davalısının, sırf takibe konu senedin kendi borcuna ilişkin olarak verildiği yönünde delil yaratmak için senet borçlusundan hile ile aldığı 20.6.2008 tarihli çek teslim belgesinin geçersizliğinin tespitini istemiştir. Bu belgede tahsil edilip bedeli ödenmediği ileri sürülen çekin borçlusu, asıl dosya davacısı ...'a olan borcundan dolayı mezkur çeki verdiğini beyan etmiş, belge borçlu ... Ltd. Şti. yetkilisi ...ve ... tarafından imzalanmıştır. Birleşen dosya davacısı, bu belgenin hükümsüzlüğüne karar verilmesinde, asıl davada haklılığını ortaya çıkaracağından hukuki menfaatinin bulunduğunu ileri sürmüş ve mahkemece de aynı değerlendirmeyle yapılan inceleme sonunda ... Ltd.nin de davalı sıfatıyla taraf olarak gösterildiği davada, hile iddiasına dayanan davacının senetle ispat zorunluğunun bulunmadığı, tanıklar ve ...'nun iddiayı doğruladığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Geçersizliğinin tespiti istenilen belgenin asıl dosyada tartışılması gereken delil mahiyetinde bulunduğu ve davacının da belgede taraf olmadığı gözetildiğinde davada husumet ehliyetinin bulunmadığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi kararın bozulmasını gerektirir.” şeklinde Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyduktan sonra gerekli araştırma yapılarak, davalıya yemin teklif edip etmeyeceğinin sorulduğu, davacının talebi üzerine, davacı-karşı davalıya usulünce yemini yaptırıldığı gerekçesiyle, birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, asıl davanın kabulüne, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2011/1670 sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 40.903,80 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, davalı tarafın asıl alacağın %40'ı olan 10.609,45 TL oranında icra inkar tazminatıyla yükümlendirilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı-birleşen dosyada davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Yargıtay (kapatılan ) 13.

Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarihli ve 2014/32956 E., 2016/9353 K. sayılı ilamıyla; Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı-birleşen dosyada davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri

Davalı-birleşen dosyada davacı; davacı ...’ın, itirazın iptali yönünde açtığı dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunduğu “çek teslim belgesi” başlıklı sahte belge nedeniyle ...

2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/297 E., 2015/617 K. sayılı dosyasında 30.12.2015 tarihinde mahkumiyetine karar verildiğini, Yargıtay incelemesi sırasında ortaya çıkan ve hükmün esasını etkileyen bu delilin temyiz incelemesinde değerlendirilmediğini, 11.07.2008 günü ...tarafından çek borcunun ödenmesi nedeniyle yanında çalışan ...'ın parayı aldıktan sonra asıl alacaklı olan ... ... ... adına avukatlık ücreti olarak 11.07.2008 tarihli SERİ A-I No ... numaralı serbest makbuz düzenlediğini, yazılı delil olan bu makbuzun sonradan bulunduğunu, aynı makbuzun muhasebe defterine gününde işlendiğini gösterir defterin ilgili yerinin tastikli suretini ekte delil olarak sunduğunu, yazılı belge ibraz edilmemişse de, ceza davasında sabit görülen bazı olguların yazı delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceğini, ...’ın kendi el yazısı ile yazdığı diğer belgelerin yazılı delil başlangıcı teşkil ettiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada itirazın iptali, birleşen davada menfi tespit istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 203 üncü maddesi.

2.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).

3.Bundan başka, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş olan bu kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).

3.Değerlendirme

Karar düzeltme yoluyla incelenen kararda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı ve karar düzeltme dilekçesi ekinde sunulan belgelerin de dosya içeriğine göre kararın düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından asıl davada davalı-birleşen davacının davada karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı-birleşen dosyada davacının karar düzeltme talebinin REDDİNE,

Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine,

03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
03.10.2023 REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.203/1