26. Hukuk Dairesi
Davacılar vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili davalı ... şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı, davalı ...'ya ait ve davalı ... idaresindeki aracın davacı yayalara çarpması sonucu yaralandıklarını belirterek davacılar için ayrı ayrı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve efor tazminatı ile manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekili hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu ileri sürmüş ise de; dava konusu 30.08.2014 tarihinde meydana gelen kazada davalı ... idaresinde bulunan aracın davacı yayalara çarptığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı yayaların kavşak giriş ve çıkışından taşıt yolunun karşı tarafına geçerken yaklaşan araçların uzaklığını ve hızını dikkate almadığından %25 oranında, davalı sürücünün ise kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı ve kavşak çıkışını kullanarak geçen yayalara çarptığı olayda %75 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan raporda davacı ...’nin sol ayak medial malleol kırığının olduğu, vida ile düzeltildiği, %5.3 oranında maluliyetinin bulunduğu, davacı ...’in sol ve sağ tibiada parçalı kırık olduğu, vida ile sabitlendiği, kemik kaynaması olmadığından opere edildiği, %9 oranında maluliyetinin bulunduğu belirlenmiştir. Ceza mahkemesi dosyasında her ne kadar kusur durumuna ilişkin alınan raporda davalı sürücü tali kusurlu, davacıların asli kusurlu oldukları belirtilerek karar verilmiş olup mahkemece hükme esas alının kusur oranları ile farklı ise de, istinafa gelen davacılar lehine olmakla aleyhlerine değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların yaralanması sonucu duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; davacıların yaralanmasının şekli ve niteliği, maluliyet oranı, iyileşme süresi, gördüğü tedaviler, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın tarihindeki (2014) paranın alım gücü, davacıların talepleri göz önünde bulundurulduğunda TBK.nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacılar için belirlenen manevi tazminatın uygun takdir edildiği görülmüştür. Hükme esas aktüer bilirkişi raporunda davacı ... için hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatı 1.814,27TL olup, mahkemece davacı ... için 2.200,00TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş olması doğru değil ise de, istinafa gelenlerin sıfatına göre kaldırma sebebi yapılmamıştır. Davacılar vekili mahkemece ekonomik geleceğin sarsılmasından dolayı uğranılan efor kaybı tazminatı taleplerinin reddine karar verildiğini, karara bu yönden itiraz ettiklerini ileri sürmüş ise de; Davalılar kazaya karışan aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup araç sürücünün kazanın meydana gelmesindeki kusur oranı ve davacıların yaralanması nedeniyle oluşan gerçek zarardan sorumludur. 6098 sayılı TBK'nın Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmış, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Efor (güç) kaybı; beden gücü eksilen kişinin, kazançlarında bir azalma olmasa bile aynı işi yaparken, aynı işi yapanlara ve yaşıtlarına göre daha fazla 'güç ve efor' harcayacak olmasıyla ortaya çıkan bir kavramdır.Sürekli kısmi işgöremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması sonucu beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında) daha fazla güç ve çaba harcayacağından, kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna Yargıtay kararlarında "güç kaybı-efor kaybı" tazminatı denilmektedir. Uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan kişilerin efor/güç kaybı tazminatı talep edebileceği, ancak TBK'nın 50. TMK m.6 ve HMK m.190 gereğince davacılar yönünden maluliyetleri oranında sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş olmakla sürekli iş göremezlik zararı dışında ayrıca efor kaybı zararının bulunduğu davacılar tarafından ispatlanamadığı, sürekli iş göremezlik, maluliyet ve efor kaybı kavramları aynı zarara ilişkin olduğundan davacıların bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına nedeniyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın