3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2021/17949 E. , 2023/3334 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2017 tarihli ve.... sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.10.2017 tarihli ve... sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.09.2018 tarihli ve 2017/4230 Esas, 2018/2734 sayılı Kararı ile, "ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tesbiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun vasfının tespiti açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; Bölge Adliye Mahkemesinin kararından sonra dosyaya gönderilen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile CGNAT kaydı ve 12.09.2017 tarihli imaj alma ve ön inceleme tutanağının CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulmasında zorunluluk bulunması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.02.2019 tarihli ve ... sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.10.2020 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında örgütsel nitelikte yahut herhangi bir yazışma içeriğinin bulunmadığına, ByLock verilerinin çelişkili olduğuna dolayısıyla bu delilin yetersiz olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, sanığın talimatla hareket etmediğine, tanık beyanlarının suç unsuru içermediğine, tanıkların yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen ve sanığın soru sorma hakkı engellenerek savunma hakkı sekteye uğratılan sanık ile ilgili tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. Bozma Üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık öğretmen olup, dosya içerisinde bulunan ByLock sorgu tutanağından 0505 (...) (..) (..) ve 0553 (...) (..) (..) numaralı hatlarla ByLock programı kullanıcısı olduğu Çanakkale Emniyet Müdürlüğünün yazısı ekindeki tutanaktan anlaşılmakta ise de, temyiz aşamasında dosyaya gönderilen 0505 (...) (..) (..) telefon hattına ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağı incelendiğinde, sanığın 221052 ID numaralı kullanıcı olup, TUSEMU kullanıcı adını kullandığı anlaşılmış, bu kullanıcı adının çocukları T., S. ve M.nın isimlerinin ilk iki harflerinin sırayla kısaltılmasından oluştuğu ve aile nüfus kayıt tablosundaki resmi bilgilerle de örtüştüğü anlaşılmış, ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih ...Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock isimli proğramı dosyada bir örneği bulunan tespit ve değerlendirme raporu içeriğine göre 0505 (...) (..) (..) numaralı telefon hattı üzerinden teknik olarakta belirlendiği üzere kullandığı görülmüş aksi yöndeki tüm savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, belirtilen 0505 (...) (..) (..) nolu hattın sanık tarafından uzun süredir bizzat kullanıldığı da savunmasından anlaşılmıştır.
Her ne kadar belirtilen ByLock sorgu tutanağında 0553 (...) (..) (..) numaları hatta ilişkin yapılan sorguda da, bu hat kullanıcısının ByLock kullandığı belirtilmiş ise de, buna ilişkin tespit değerlendirme tutanağına rastlanılamamış, bu hattın 13.03.2017 tarihli celsede kimin olduğuna dair sanık tarafından bilmediğine ilişkin bir savunma ileri sürülmüş ise de, aynı hattın 05.06.2017 tarihli celsede 2013 yılında sanık tarafından alınıp kendisine ait olduğunun kabul edilmesi karşısında, bu durumda sanığın aleyhine bir kanaat oluşturmuştur.
Sanık 1994 yılında üniversite eğitimini tamamladıktan sonra sırasıyla Alanya - Burdur - Söke - Antalya ve Çanakkalede bulunan örgüt ile iltisaklı dershanelerde uzun süre Türkçe öğretmeni olarak görev yapmıştır. Uzun süreli olarak iltisaklı bu kuruluşlarda öğretmen olarak görev yapan sanığın gelişim çağındaki çocuklar üzerinde doğrudan ve etkili şekilde tesir edebilme ve yönlendirebilme imkanının bulunması ve bu şekilde uzun süreli örgütle iltisaklı kurumlarda çalışan öğretmenlerin örgütün nihai amaçlarına vakıf olmaları, örgütün stratejisi gereği kendisinden olmayan ve kendisine itaat etmeyen öğretmenleri bu şekilde bünyesinde barındırmadığı ve çalıştırmadığı, çalıştırsa dahi şeklen ve dış görüntü bakımından bu yola tevessül ettiği, bu kapsamda sanığın da nihai amaçlara vakıf grup içerisinde yer aldığı, 1994 - Temmuz 2016 tarihine kadar iltisaklı dershanelerde öğretmen olarak çalışmış olan sanığın örgütsel hiyerarşi içerisinde bulunduğu ve örgütsel bağının bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sanık aynı zamanda örgütün en önemli finans kaynaklarından birisi olan ... Katılım Bankası AŞ.den örgüt liderinin kamuoyuna yansıyan varınızı yoğunuzu satıp bankaya yatırın şeklinde özetlenebilecek talimatı doğrultusunda ve bu talimatı algılamak suretiyle 06/01/2014 tarihinde katılım hesabı açmıştır. Bu şekilde katılım hesaplarını 13/04/2015 tarihine kadar da devam ettirdiği ve değişik miktarlarda bu hesapları artırdığı 24/04/2017 tarihli bilirkişi raporu içeriğinden de anlaşılmakta olup, raporun oluşa uygun olduğu görülmüş ve muteber kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle ByLock isimli program kullanıcısı olduğu teknik olarak ve kesin olarak belirlenmiş olan, örgütün dershanelerinde uzun yıllar boyunca örgütün gerçek amaçlarına vakıf bir şekilde ve farklı şehirlerde öğretmen olarak çalışmış bulunan, örgüt liderinin bankasya isimli bankaya para yatırılması yönündeki talimat dönemine denk gelecek şekilde katılım hesabı açmak suretiyle de desteğini ortaya koyan sanığın tüm bu eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütüne üye olma sonucunu doğurduğu yönünde heyetimizde tam bir hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur.
Sanığın örgüt içerisinde örgüte eleman temin etme bakımından çocuklar üzeride doğrudan tesir etme imkanı bulunan dershanelerde öğretmen olarak görev yapması ve bunun uzun yıllara yayılması karşısında ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü dikkate alındığında sanığın cezasının alt sınırdan makul ölçüden uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerekmiştir. Ancak sanığın İlk Derece Mahkemesi kararına karşı aleyhine yönelen bir istinaf bulunmaması nedeniyle alt sınırdan ceza belirlendiği dikkate alındığında TCK'nın 283/1 inci maddesi uyarınca kazanılmış hakların da gözetilmesi gerekmiş, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle Yargıtay bozma ilamı da gözetilerek sanığın yeniden cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde tekrar hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c)Diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görüldüğünden, sanığın Bank ...'daki rutin bankacılık işlemlerinin müsnet suç bakımından delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi sonuca etkili bulunmamıştır.
d)Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin yakalanma tarihi olan “05.11.2016” yerine İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında "15.07.2016" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
e)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme aracı olarak 221052 ID numaralı ByLock kullanıcısı olan, örgütün eğitim kurumlarında çalıştığı dönemde örgüte eleman kazandırılması faaliyetinde bulunan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
f)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2018/4187 Esas, 2019/297 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çanakkakale 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2023 tarihinde karar verildi.