6. Hukuk Dairesi
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiaları ve taleplerinin yerinde olmadığını, davacı şirketin, müvekkil bankanın ticari müşterisi olduğunu, müvekkil bankanın Konya Şubesi'nin müşterisi olan davacı şirketin, söz konusu şube nezdinde kredi ve kredi kartı kullanımı yaptığını, bir çok defa ticari ilişkide bulunan davacı şirketin, her ne kadar 2019 itibari ile ticari ilişkiyi sonlandırdığını ve bütün borçlarını kapattığını iddia etse de 2020 yılının 10. ve 11. aylarındaki cari dönemlere ilişkin borçları bulunduğunu, davacı şirkete ait belge ve dokümanlar incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, davacı tarafın müvekkil bankanın Konya şubesi ile irtibata geçildiği ve sehven bu gecikmelerin oluşturulduğu bu durumun kaldırılacağı iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili banka tarafından davacı şirkete böyle bir taahhütte ve bildirimde bulunulmadığını, aksine davacı şirketin gecikmelerinin ödenmesinin talep edildiğini, söz konusu miktarlar davacı şirket tarafından önemsenmediğnii ve dikkate alınmadığını, davacı şirket başka bir banka nezdinde kredi kullanmak istediğinde bu gecikmelerin önemini anladığını ve söz konusu ödemelerden yeni haberdar olmuş gibi iş bu davayı açtığını, müvekkili banka tarafından davacı şirketin oyalandığı iddialarının tamamen asılsız olduğunu, bu nedenlerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 10-2020 cari hesap dönemine ilişkin 179,00 TL ve 11-2020 cari hesap dönemine ilişkin 181,00 TL bedellere ilişkin borçlu olup olmadığı ve bu bedellerin Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine bildirilmesinin manevi tazminata sebebiyet verecek şekilde davacı firmayı etkileyip etkilemediği hususlarında toplanmaktadır. Dosya ilgili hususların denetimi için bankacı bilirkişiye tevdii edilmiş ve 15/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda neticeten; davacı şirketin, davalı banka tarafından 2013-2016 yılları arasında 6 adet kredi kullandırıldığı ve en son kredinin 25/07/2019 tarihinde tamamen kapatıldığı, davalı banka tarafından ...... nolu kredi kartına ilişkin olarak 01/06/2020 tarihinde 170,00 TL yıllık kart ücreti tahakkuk ettirildiği, bu bedelin faizleri ile birlikte 179,00 TL olarak Ekim 2020 dönemi için Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine otomatik olarak bildirildiği, borç tutarının Kasım 2020'de bir aylık faiz ilave edilmek suretiyle 181,00 TL olarak gerçekleştiği ve Risk Merkezine bu tutarın bildirildiği, tahakkuk ettirilen 179,00 TL'lik borç kaydının 10/12/2020 tarihinde, 181,00 TL'lik borç kaydının 13/01/2021 tarihinde banka tarafından iptal edildiği, ancak Risk Merkezine düzeltme işleminin bildirilmediği, davacının başvurusu üzerine ilgili hususun " eksik/hatalı bildirim" olarak düzeltildiği ve her iki dönem için borcun sıfırlandığı, risk merkezine bildirilen 179,00 TL ve 181,00 TL borç tutarlarının miktar olarak değerlendirildiğinde davacı firmanın krediye ulaşma ve faiz oranlarını etkileme ihtimalinin bulunmadığı bu cihetle davacının herhangi bir zararından söz edilemeyeceği tespit edilmiştir. Ayrıntılı gerekçeli denetlenebilir bilirkişi raporu yargılamaya esas alınmıştır. Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; Yargılamaya esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; menfi tespite konu borç tutarlarından 179,00 TL'lik kayıt 10/12/2020 tarihinde, 181,00 TL'lik kayıt 13/01/2021 tarihinde silindiği, silinmesine rağmen 25/03/2021 tarihinde ilgili hususların menfi tespit taleplerine ilişkin dava konusu edildiği, dolayısıyla dava tarihinde ilgili kayıtlar silinmiş olduğundan davacının, bu hususta menfi tespit talep edemeyeceği anlaşılmakla, menfi tespit taleplerinin reddine karar verilmiştir. Yine yargılamaya esas alınan raporda; davalı banka tarafından sehven bildirilen bedellerin krediye ulaşmayı zorlaştırılacak veya faiz oranlarını etkileyecek nitelikte olmadığı tespit edildiğinden ve aksini gösterir herhangi bir muteber delil davacı tarafından sunulmadığından manevi tazminat taleplerine dair istemlerin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle davacının menfi tespit taleplerinin reddine, davacının manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ :
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın