T. C. ANKARA 2.
FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/82 Esas - 2022/380
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARARIN
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .. Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili adına ... markasının ... nezdinde ilk kez 15.05.1992 tarihinde ve 11.sınıf, 20.sınıf ve 21.sınıflarda marka olarak tescil edildiğini, benzer şekilde ... markasının esaslı unsur olarak yer aldığı ve itiraza gerekçe olarak gösterilen .... Şekil ibareli markalarının da bulunduğunu, söz konusu markalar haricinde müvekkili adına tescilli ... ibareli esas ve/veya yan unsur olarak başkaca pek çok marka tescilinin de bulunduğunu, müvekkili adına tescilli olan ... ibaresinin.... tarafından özel... no ile “Tanınmış Marka” olarak da özel koruma altında bulunduğunu, müvekkili firmanın ürün ve hizmetlerini tanıtmak için.... internet adreslerinden yayın yaptığını, ürün ve katalogları dağıttığını, davaya konu .....” ibareli marka başvurusu ile müvekkili şirket itirazına konu ... ibareli markaların, 18 ve 24.sınıflar bakımından 6769 sayılı Kanun md.6/1 anlamında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede benzediğini, söz konusu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği 18 ve 24.sınıfın hitap ettiği tüketici kesiminin, orta düzeyde bir dikkat ve algı seviyesine sahip olduğunu, başvuruda ilk dikkat çeken, görüldüğünde ya da duyulduğunda tüketici nezdinde ilk başta algılanan unsurun, başvuruda yer alan ... ... ibaresi olduğunu, ...” ibaresinin marka başvurusuna tek başına ya da bir bütün olarak ayırt edicilik katmadığını, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu, ...... gibi bir ibareyi gören orta düzeyde dikkate sahip tüketicinin, firmalar arasında ekonomik bir bağlantı olduğu zannına kapılabileceğini ya da bu ibarenin müvekkili adına tescilli ve tanınmış ... markasını esas ve/veya yan unsur olarak içeren seri markalarından biri olduğunu düşünerek tercih edebileceğini, davalının.. ... ibaresi içerisinde müvekkilinin ... ibaresinin birebir yer aldığını, ilgili marka başvurusunda vurgu ve tonlamanın ... ibaresi üzerinde yoğunlaştığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğunu, davaya konu markalar arasında 6769 sayılı SMK md.6/1 anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik bulunduğunu, aksi yöndeki ... kararının 18 ve 24.sınıflar bakımından iptali gerektiğini, davaya konu .... ...” ibareli marka başvurusunun itiraza konu sınıflarda tescili halinde, müvekkiline ait ... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve markanın ayırt edici karakterine zedeleyici sonuçların ortaya çıkmasının da kaçınılmaz hale geleceğini iddia ederek; dava konusu ... nezdinde işlem gören ... ibareli markanın üçüncü şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi yoluyla ve teminatsız olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ...’nın 2021-M-12007 karar nolu işleminin 18 ve 24.sınıflar bakımından kısmen iptalini, dava konusu markanın işbu davanın açılması ve/veya sonuçlandırılması beklenilmeksizin, her ne şekilde ve zamanda olursa olsun, diğer davalı şahıs adına tescil edilir ve/veya edilmiş ise 18 ve 24. sınıf bakımından ilgili marka tescilinin kısmen iptali/hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibaın, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını ve karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını, dava konusu marka ile önceki markalarda yer alan “...” ibaresinin ortak olarak kullanılmış olsa dahi gözde ve kulakta bıraktığı intiba açısından benzerliğin düşük olduğunu, başvuru konusu markada markanın çekirdeğini oluşturan esas unsurun başlı başına “la ...” ibaresi olduğunu, davacı markalarında ise ayırt edici esas unsurun ”...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük ve zayıf bir ibare olduğunu, hizmet sektöründe sıklıkla kullanılan bir sözcük olduğundan orta seviyedeki tüketici bakımından da uzman durumundaki veya dikkat seviyesi yüksek olan tüketici bakımından da markaların algılanmasında ayırt edicilik fonksiyonunu yüklenen unsur olarak dikkate alınamayacak durumda olduğunu, markaların karıştırılması ve markalar arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimali bulunmadığını, davacı yanın 6/5 md. uyarınca yapmış olduğu iddiaların mesnetsiz olduğunu, işaretler arasında veya mallar arasında benzerlik yoksa, önceki markanın tanınmışlığı ne olursa olsun karıştırılma ihtimalinde söz edilemeyeceğini, davaya konu markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanaate ulaşılmadığını, davacı yanın, davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ispat edemediğini, dava dilekçesinde yer alan kararların birebir marka örneği ve mal/hizmet listesiyle aynı olmadığından emsal teşkil edemeyeceğini ileri sürerek ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı markasında yer alan “...” ibaresinin özgün ve spesifik bir ibare olmadığını ve yüksek derecede ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu tür işaretler üzerinde bir kişiye tekel hakkı tanınmasının mümkün olamayacağını, “Home” kelimesinin İngilizce ev anlamına geldiğini ancak Türkiye’de “home” ibareli aynı veya benzer sınıfta yer alan tescilli pek çok markanı.... bulunduğunu, müvekkilinin “la ...” ibareli başvurusu ile davacı şirkete ait “...” ibareli markaların, kavramsal, görsel, duyumsal bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduğunu, söz konusu iki marka örneğinin aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, iki markanın karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını, müvekkiline ait markanın görselinde turkuaz dikdörtgen çerçeve içinde beyaz dikdörtgen içine yerleştirilmiş turuncu ince harflerle “la ...” ibaresinin yer aldığını, davacıya ait marka görselinde ise beyaz fonda siyah, kalın harflerle “...” ibaresinin yer aldığını, davacı yanın şekil markasında altıgen siyah çerçeve içerisinde açık sarı renkli, kalın “C” harflerinin yer aldığı logonun bulunduğunu, markaların yazı stili, fonetik, renk, şekil, içerik ve biçim açısından hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, markanın bir bölümünü çekerek değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olacağını, müvekkilinin, itiraz sahibinin tanınmışlığından faydalanması gibi bir kötü niyetinin söz konusu olamayacağını, davacı markasının özgün olmaması nedeniyle önceki markanın tanınmış olsa dahi kural olarak kötü niyetten söz edilemeyeceğini, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markanın görsel olarak orta seviye tüketicide ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını ve karıştırılarak iltibasa neden olmayacağını, haksız rekabet yaratmayacağını, .... kararının hukuka uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER;
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı..... tarafından markasının “18.sınıf: (18/01) İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. (18/02) Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. (18/03) Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. (18/04) Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları.
24.sınıf: (24/01) Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. (24/02) Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. (24/03) Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. (24/04) Bebekler için kundak örtüleri. (24/05) Kampçılar için uyku tulumları 25.sınıf: (25/01) Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. (25/02) Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. (25/03) Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.”ni kapsayacak şekilde tescili için 15.10.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğu, - Başvurunun incelenerek SMK 5/1-ç hükmü uyarınca “24/01 Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. 24/02 Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. 24/03 Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler.” malları için kısmen reddine karar verildiği, kalan mallar için 12.03.2020 tarih ve 344 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, başvurunun ilanına davacı ... ......”, “... international+şekil” ibareli markalar gerekçe gösterilerek karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarıyla itiraz edildiği ve 18 ile 24. Sınıflar için başvurunun kısmen reddinin istendiği, - Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın incelenerek reddine karar verildiği, - Davacı tarafından, söz konusu karara Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde itiraz edildiği, - 07.01.2022 tarih ve 2.... ....başvuru numaralı ‘la ...’ ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun 2... sayılı ‘...’, ‘... international + şekil’ ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK’nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itirazın incelendiğinde, ............... Somut olaya ilişkin inceleme yukarıda zikredilen ilkeler ışığında yapılmıştır.
Yapılan inceleme sonucunda, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarındaki malların/hizmetlerin ve başvuru ile itiraza mesnet markaların benzerliği bir arada değerlendirildiğinde başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, muteriz vekili tanınmışlık gerekçesini ileri sürmekle birlikte, 2007 yılında Kurum tarafından o günkü sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılmış tanınmışlık tespiti dışında itiraza mesnet markaların tanınmış olduğunu gösterir nitelikte bilgi ve belge sunulmadığı tespit edilmiştir.
Kurum tarafından 2007 yılında yapılmış tanınmışlık tespitinin o günkü bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılmış statik bir tespit olduğu oysa bir markanın bilinirliğinin piyasadaki faaliyetler ve tanıtım çabalarına bağlı olarak artabileceği gibi ortadan da kalkabileceği açıktır. Bu itibarla, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde md. 6/4 ve md. 6/5 gerekçeli itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz kabul edilmemiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği, verilen kararın muterize tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
1.İltibas İddiası: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi uyarınca; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” Bu madde ile getirilen düzenleme kapsamında, önceki markanın benzeri olan işaretler, sadece “aynı tür” mal ve hizmetler için değil, farklı sınıf ve alt gruplarda yer almakla beraber “benzer” mal ve hizmetler için de tescil edilemeyecek, tescil edilmişse hükümsüz kılınacaktır. “Benzerlik” kavramı 6769 sayılı yasada tanımlanmamıştır. Ancak “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7/2(b) bendinde; “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.” yasaklanmış ve benzerlik olduğunun kabulü için gereken kıstas burada açıklanmıştır. (İşbu hükümler mülga 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 9/b maddelerine karşılık gelmekte olup, bu KHK’ya ilişkin Yargıtay kararları ile doktrin görüşleri, SMK m. 6/1 bakımından da geçerlidir.)
Karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.
SMK’nun 6/1 hükmünün uygulanabilmesi, eski ve yeni marka arasındaki benzerliğin markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin yakınlık derecesi de dikkate alındığında iltibas tehlikesi yaratması koşuluna bağlıdır. Burada iltibasın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur, sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içine alınmalıdır. Zira bu yolla, iltibasa yol açan markayı taşıyan mallar/hizmetler de, marka sahibine atfolunmaktadır.
İltibas ihtimalinin araştırılmasında, markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Marka farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markayı çağrıştırabilir. Tam tersine, unsurlardaki benzerliğe rağmen markalar tamamen farklı etki bırakabilirler. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Ancak bunlar, markanın genel görünümüne etkileri ölçüsünde incelemede dikkate alınabilirler. Buna karşılık markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir.
a)Mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür veya benzer olup olmadığı:
İltibas değerlendirmesi bakımından “aynı” mal ve hizmet ile kastedilen, mal/hizmet listeleri arasındaki birebir örtüşmedir. “Aynı tür” mal veya hizmetten kasıt ise aynı sınıfın alt grubunda sayılan mal veya hizmetlerin birbirine göre durumudur. Farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı ise; bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle, bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, ikame imkânlarının bulunup bulunmadığı, birbirini tamamlayıcı niteliği bulunup bulunmadığı benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı dikkate alınarak belirlenir. Buna göre taraf markalarının emtia listeleri, yukarıda koyu renkte işaretlendiği üzere, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve çekişme konusu olan “24. Sınıf: 24/05 Kampçılar için uyku tulumları” bakımından aynı/aynı tür mallardan oluştuğu,
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve çekişme konusu olan “18.sınıf: 18/01 İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. 18/02 Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. 18/03 Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. 18/04 Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları.
24.sınıf: 24/04 Bebekler için kundak örtüleri.” bakımından ise mal ve hizmet listeleri benzer ve ilişkili emtialar içermektedir. Zira emtia ile onun satış hizmeti arasında benzerlik ilişkisi olduğu yargı kararları ile de kabul edilmektedir. Örneğin .... tarafından 21 Mayıs 2014 tarihinde verilen T-599/11 sayılı ...” kararında “25. sınıfa dahil giyim eşyaları, ayak giysileri, baş giysileri malları” İLE “35. sınıfta yer alan bu malların(giyim eşyaları, ayak giysileri, baş giysileri) perakendeciliği hizmetlerinin” aynı niteliğe, amaca ve kullanım biçimine sahip olmadıkları belirtilmiş olmakla birlikte, belirtilen mallar ile hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı niteliği ve genellikle aynı yerlerde kullanıcılara sunulmaları nedenleriyle, aralarında benzerlikler bulunduğu" tespiti yapılmıştır. Bu bağlamda, Genel Mahkeme’ye göre, 25. sınıfa dahil giyim eşyaları, ayak giysileri, baş giysileri malları ile “aynı malların perakendeciliği hizmetleri belirli derecede benzerlik "içermekte olup bir diğer deyişle, “giyim eşyaları” ile “giyim eşyalarının perakendeciliği hizmetlerinin benzer olduğu kabul edilmiştir. Yine bir başka kararda 35. Sınıf 05 alt grubunda yer alan ve sadece belirli bir sektöre veya bazı sektörler ile sınırlanan emtialar ile mal sınıfları da benzer olarak görüldüğü, buna göre: “Belirli malların perakendeciliğine yönelik hizmetler, söz konusu mallarla (düşük derecede) benzer niteliktedir”
Bu bağlamda davacı marka başvurusunun kapsadığı çekişme konusu olan 18 ve 24. sınıflardaki mallar ile davacı markaları kapsamında yer alan 24. sınıftaki mallar ve (18 ve 24. sınıflardaki malların satışına ilişkin) 35. sınıftaki hizmetler aynı/aynı tür ve benzer mal/hizmetler olup; somut olayda, çekişme konusu olan malların tamamı bakımından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği,
b)İlgili tüketici kesimi:
Marka Hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır” Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici kitlesi belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır....
İşbu davada çekişme konusu olan ve benzer olduğu belirlenen 18 ve 24. Sınıflardaki mallar (deri ve tekstil ürünleri) toplumun hemen her kesimden kişiler tarafından satın alınan mallardır. Dolayısıyla eğitim, kültür, sosyo ekonomik durum farkı olmaksızın pek çok kişi bu malların kullanıcısı/tüketicisi durumundadır. Bu malların satın alınma süreçleri uyarınca ilgili tüketicilerin göstereceği özen ve dikkatin ortalama düzeyde olacağı, yanılma eşiğinin görece düşük olduğu,
c)İşaretlerin aynı veya benzer olup olmadığı:
İltibas ihtimalinin araştırılmasında, markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Marka farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markayı çağrıştırabilir. Tam tersine, unsurlardaki benzerliğe rağmen markalar tamamen farklı etki bırakabilirler. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Ancak bunlar, markanın genel görünümüne etkileri ölçüsünde incelemede dikkate alınabilirler. Buna karşılık markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Bu nedenle, işaretlerin görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alınmalı ve ilgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. .... ... ibareli davalı marka başvurusu; açık mavi fon üzerindeki beyaz dikdörtgen zemine pembe/kırmızı renklerde, küçük harflerle yazılmış ...... ibaresinden oluştuğu, markanın münhasıran ayırt edici esaslı unsurunun LA ... ibaresi olduğu, İtiraza mesnet gösterilen davacı markaları ise; ... ve ...+... ibarelidir. Markaların ayırt edici esaslı unsuru ... kelimesidir.
Taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresi İspanyolca’da “ev” anlamına gelmektedir. Söz konusu ibarenin çekişme konusu olan “18.sınıf: 18/01 İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. 18/02 Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. 18/03 Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. 18/04 Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları.
24.sınıf: 24/04 Bebekler için kundak örtüleri. 24/05 Kampçılar için uyku tulumları.” emtiası bakımından telmih edici bir yanı bulunmadığından ayırt ediciliği yüksek bir marka işareti olduğu, Görsel Benzerlik Değerlendirmesi:
Taraf markalarının benzer olup olmadığının değerlendirilmesinde, yapılacak olan ilk değerlendirme, karıştırmaya konu markalar arasında görsel bir benzerliğin bulunup bulunmadığıdır. Söz konusu benzerlik, taraf markalarını oluşturan harflerin, sözcüklerin, sloganların, resim, logo, grafik ve benzeri diğer şekli unsurların aynı ya da benzer olması şeklinde kendisini göstermektedir. Somut olayda davalı markası ... ...; itiraza mesnet gösterilen davacı markaları ise ... ve ...+ŞEKİL biçiminde olup; aynı yazım stili ve ortak ... ibaresinin görsel algısı sebebiyle taraf markalarının görsel açıdan benzer oldukları, Kavramsal Benzerlik Değerlendirmesi:
Bilindiği üzere işaretler arasında kavramsal benzerlik bulunması da markanın tescil edilmesine engel hallerden biridir. Kavramsal benzerlik, tek tek sözcükler değil bir bütün halinde6 markaların tekabül ettikleri anlam bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Bazı hallerde markalardaki şekil unsuru birbirinden çok farklı olsa bile, sözcük unsurlarından dolayı ortaya çıkacak tüketici algısı nedeniyle kavramsal benzerliğe bağlı olarak karıştırılma ihtimali sabit görülebilir.
Somut olayda davalı markası “... ...”, davacı markaları ise “...” ibarelerinden oluşmaktadır. Markalarda ... kelimesi ortak unsur olarak yer almaktadır ve her iki taraf markası da İspanyolca “ev” anlamına gelmektedir. Her ne kadar davalı markasında ... kelimesine ek olarak.. ibaresi yer almaktaysa da; bu ibare bir tür edat olup, ... kelimesinin “ev” şeklindeki sözcük anlamını değiştirmemektedir. Dolayısıyla her iki taraf markasında ayırt ediciliği yüksek ... ibaresinin aynen yer alması ve aynı anlamda kullanılması sebebiyle markaların kavramsal/ anlamsal açıdan aynı/benzer olduğu, İşitsel Benzerlik:
İşitsel benzerlik, markaların telaffuzları nedeniyle kulakta bıraktıkları sesle ifade olunmaktadır. Bu başlık altında yapılacak inceleme özellikle ses ve sözcük markaları bakımından önem arz etmektedir. Zira kimi durumlarda bir marka görsel olarak bir diğerinden farklı olsa dahi tüketicinin kulağında kalan imaj yine de aynı/benzer olabilmektedir. İşitsel benzerlik incelemesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin son kısmına nazaran başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerinde ayniyet, karıştırma ihtimaline yol açabilmekte, buna karşılık sözcüğün son kısmındaki benzerlikler karıştırma ihtimali incelemesinde göz ardı edilebilmektedir. Söz gelimi ... markaları arasında bu nedenle karıştırma ihtimali görmezken, ...” markaları arasında aynı nedenle karıştırma ihtimalinin bulunduğuna karar vermiştir. Yine yüksek mahkeme “...” kararında, son harfteki farklılığa karşın, her iki marka arasındaki anlamsal farklılığı da dikkate alarak bu iki marka arasında karıştırma ihtimali görmeyen yerel mahkeme kararını onamıştır. Aynı şekilde ...” markaları ile “...” markaları arasında karıştırma ihtimali görmemiştir. Zira, markalar arasında zayıf bir işitsel benzerlik bulunsa bile görsel ve kavramsal benzerlik mevcut değildir. ....” kararında her ne kadar .... ibaresinden sonra farklı kelimeler eklenmişse de markaların iltibasa meydan verebilecek derecede benzer olduğuna hükmetmiştir.
Bu kapsamda dava konusu markaların, ortak ibare olan ... kelimesinin okunuşundan kaynaklı olarak, işitsel açıdan da oldukça benzer oldukları, zira davalı markası davacı markalarından farklı olarak sadece baştaki LA edatını içerdiği,
Markaların karşılaştırılmasında bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markaları arasında, ilgili tüketici kesimi nezdinde benzerlik kurulmasının kuvvetle muhtemel olduğu, zira markaların bütünsel algıyı belirleyen görsel, işitsel ve kavramsal benzerlikleri, kısmi farklılıklara baskın gelmekte ve bu nüansların yeterli farklılaşmayı sağlamadığı,
d)İltibas İhtimali Olup Olmadığı
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Bu bağlamda, ortalama tüketiciler markayı genellikle bütün olarak algılar ve markanın çeşitli detaylarını analize girişmez.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. ...değerlendirmede dikkate alınacak tüm faktörler birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikten birisinin mevcudiyeti eğer bir bütün olarak markaların bıraktıkları genel izlenim farklı ise, karıştırma ihtimaline yol açmayabilir. Bununla birlikte yine...’nun vermiş olduğu bir başka kararda da ifade edildiği üzere söz gelimi markaların sözcük unsurları ve işitsel duyumları birbirinden farklı olsa dahi figüratif unsurun benzerliği sebebiyle benzerlik de doğabilecektir. İki marka arasındaki benzerlik değerlendirmesi, karma markanın sadece bir unsuru alınarak diğer bir markayla karşılaştırılmasından daha fazla anlam taşır. Ancak belli şartlarda bir karma markanın ilgili tüketiciye ilettiği genel izlenimin, markanın bir veya daha fazla unsurunun hâkimiyeti ile sağlanmadığı anlamına gelmez.
Bunun yanı sıra bu başlık altında değinilmesi gereken ve işbu dava bakımından büyük önem arz eden bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ..., iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Bununla birlikte, ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal ve/veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilenmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Sözgelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Zira bu gibi ürünler sıkça satın alman gündelik ürünlerdendir ve fiyatlarının çok düşük olması nedeniyle de, tüketici birkaç saniye içerisinde satın alma kararını verecektir. Dolayısıyla bu gibi ürünler bakımından ortalama tüketicinin göstereceği dikkat düzeyi düşüktür..... kararında da kabul edildiği gibi, cilt bakım ürünleri ya da parfüm gibi kozmetik ürünlerde olduğu gibi bazı gündelik ürünlerde ise sıkça satın alınmalarına ve fiyatlarının da ne çok ucuz, ne çok pahalı olmalarına rağmen, sağlıkla da ilgili olduğundan ve cilt yapıları kişiden kişiye değiştiğinden, bu tür ürünler yönünden ortalama tüketicinin göstereceği dikkat orta düzeydedir. Buna karşılık pahalı ürünler bakımından durum farklıdır. Satın alınacak olan mal ve/veya hizmetin parasal değeri, nadiren satın alınan mal ve/veya hizmetlerden oluşu, duygusal nedenlerle alınan mallar ile satın almadan doğabilecek tehlikenin varlığı hallerinde de ortalama tüketicinin göstereceği dikkatin derecesinin yüksek olacağı kabul edilmektedir. Sözgelimi bir otomobil ya da bilgisayar satın alacak olan bir kimse, bu ürünle ilgili daha çok araştırma yapacak, belki piyasadaki alternatifleri inceleyip karşılaştıracak, böylece marketten çikolata satın alacak olan bir kimseden çok daha fazla dikkat gösterecektir. Benzer şekilde bir sigorta hizmeti satın alacak kimse, bu tür hizmetleri yılda bir kez veya daha az sıklıkta satın aldığından, diğer hizmet satın almalarına göre daha dikkatli olacaktır. Sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar da, tehlikeli ürünler olduklarından ve doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanılması sağlandığından, bu gibi profesyonel kimselerin gösterecekleri dikkat ile bu kimselerin mesleki bilgi ve tecrübeleri de dikkate alınmalıdır. Duygusal nedenlerle satın alınan, mücevher gibi emtia bakımından da, özel bir dikkat gösterileceği aşikardır. Bu gibi hallerde ortalama tüketici, çok küçük farklılıkları dahi algılayabileceğinden, bu tür ürün markalan bakmamdan karıştırma ihtimali daha az ortaya çıkmaktadır.
Davalı markalarında esas unsur olarak yer alan “...” sözcüğü, davalı markasında aynen yer almaktadır. “Bir marka, tümüyle diğerinin içinde yer alıyorsa veya markalar en azından bir veya daha fazla ilişkili yönden kısmen özdeşse, sözü edilen iki marka benzerdir.” ....]). Satın alma aşamasında benzer markalarla karşılaşan tüketiciler, biri yerine diğerini satın da alabilmektedir. Zira; “Tüketicinin, her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabildiğini düşünmek hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi markada yer alan yardımcı unsurlar ile ve ayırım gücü az olan ifadeleri her zaman hatırında tutabileceği de düşünülemez. Daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahut hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın almak yahut hizmetten yararlanmak istemek tüketicinin en genel yaklaşımıdır. Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibaı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan itiraza konu markanın daha önce tescil edilip kullanılmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir.” (....
Somut olayda, 18 ve 24. Sınıflardaki çekişme konusu malların tüketicisi olan kişilerin, “...” sözcüğünü marka olarak öğrendikten ve belleğine kaydettikten sonra, “seçici tutmayla” davalının aynı ibareli markasına kolaylıkla yönelebileceği açıktır. Davacıya ait “...” esas unsurlu markaların varlığı dikkate alındığında, tüketiciler dava konusu markayı oluşturan ibareyi, davacıya ait seri markalardan biri olarak algılayabilirler ya da iki işletme arasında idari, ekonomik anlamda bir bağlantı kurabilirler. Markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri hizmet yerine başka hizmet almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında idarî-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içinde ele alınmaktadır (Arkan: s.98-99).
Açıklanan nedenlerle;...... ibareli davalı marka başvurusu ile ... ibareli davacı markalarının benzer olduğu; huzurdaki davada çekişme konusu olan 18 ve 24. Sınıflardaki mallar bakımından taraf markalarının emtia listelerinin aynı/aynı tür ve benzer emtialardan oluştuğu ve markalar arasında işbu mallar itibariyle SMK m. 6/1 anlamında iltibas ihtimali bulunduğu, Tanınmışlık İddiası Bakımından Değerlendirme:
SMK madde 6/5 gereğince; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.”
Belirtilen düzenlemede “tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka” kavramına yer verilmiştir. Ancak, bu kavram hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır. “Tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka” olmak, “tanınmış marka”ya nazaran daha düşük tanınmışlık derecesinde olacaktır. Bu nedenle hem tanınmış markalar açısından hem kanaatimizce tanınmışlık düzeyine ulaşmış markalar açısından uygulanabilecek ....Ortak Tavsiye Kararı’nda belirtilen kriterler şunlardır:
1.Toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme veya tanınma derecesi,
2.Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım derecesi ve kullanım süresi,
3.Markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerle ilgili olmak üzere markanın reklam ve tanıtımlarını ya da fuar veya sergilerde sunumlarını içeren promosyon faaliyetlerinin kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi,
4.Markanın kullanım ve tanınmışlığının göstergesi niteliğinde olacak şekildeki marka tescillerinin veya marka tescil başvurularının süresi ve kapsadığı coğrafi alanı,
5.Özellikle yetkili mercilerce markanın tanınmışlığına ilişkin verilen kararlar olmak üzere, marka haklarının başarılı bir şekilde uygulandığını gösterir kayıtlar,
6.Markaya atfedilen değer. Bu kriterler tavsiye kararı altında yer almaları nedeniyle bağlayıcılıkları olmadığı29 gibi belirtilenlerle sınırlı olmaları da mümkün değildir.
Markanın ulaştığı tanınmışlık düzeyi tespit edilirken her somut olayın özellikleri ve tanınmışlık düzeyine ulaşıldığı iddiasında bulunan marka veya başvuru sahibinin iddiasını ispat için sunduğu deliller göz önünde tutularak, markanın veya başvurunun kapsamındaki mal veya hizmet çeşidinin mevcut ve gelecekteki tüketici kitlesi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Belirtilenler ışığında tescile engel olduğu ileri sürülen markanın “tanınmışlık düzeyine ulaşmış” olmasının yanı sıra başvuru ile aynı/benzer olması ve tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi sonuçlarının doğabileceği hallerin bulunması gerekmektedir.
Davacı hem ... nezdindeki itirazlarında hem de huzurdaki davada müvekkiline ait ... markasının tanınmış marka olduğunu ve .... ibareli başvurunun tescili halinde, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağını iddia etmiştir. Bu iddiaya dayanak deliller yukarıda ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamı itibariyle, davacının ... markasının hem başvuru hem de dava tarihi itibariyle mobilya sektöründe tanımış marka olduğu, dolayısıyla ... karar iptali ve hükümsüzlük talepleri bakımından, tanınmışlık tespitine dayalı olarak varılacak sonuç aynı olacaktır: Davacı markasının tanınmış olması; •Tanınmış markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, • Markanın itibarına zarar verebileceği, •Tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerde davacıya, başvurunun tescilini engelleme hakkı vermektedir.
Somut olayda davalı markasının kapsadığı 18 ve 24. Sınıflardaki deri ve tekstil ürünleri, davacının ... markasının tanınmış olduğu “mobilya” sektörü ile dolaylı da olsa ilişkili mallardır. Dolayısıyla davalının.. ... markasını çekişme konusu olan 18 ve 24. Sınıflardaki mallarda tescil ettirmesi durumunda, davacının tanınmış ... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğması kuvvetle muhtemeldir.
Tüketiciler “mobilya” üzerinde bilip tanıdıkları ... markasının benzeri olan ... ... markasını 18 ve 24. Sınıflardaki çekişme konusu mallar üzerinde gördüklerinde, taraf markalarını büyük olasılıkla ilişkilendirecekler ve tanınmış ... markasından edindikleri izlenimi kanaatimizce davalı markasına nakledeceklerdir. Zira markalar arasında bu şekilde imaj transferine uygun şekilde yüksek düzeyli benzerlik vardır. Bu koşullarda, davalı markasının tanınmışlığının 18 ve 24. Sınıflardaki çekişme konusu mallar bakımından SMK m. 6/5 anlamında haksız yarar sağlanmasına, imaj zedelenmesine, itibar kaybına ve markanın ayırt ediciliğinin zayıflamasına yol açabileceği, Açıklanan nedenlerle; somut olayda, davacı markasının tanınmışlığı ..... marka başvurusu yönünden 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesi anlamında tescil engeli ve hükümsüzlük nedeni yaratmaktadır. Tüm bunların yanı sıra, davacının “...” ibareli markasının “tanınmış marka” olması, somut olayda benzerlik ve iltibası arttıran bir unsur olarak kabul edilmelidir. Kötüniyet İddiası Bakımından Değerlendirme: 6769 Sayılı SMK’nun 6/9 Maddesi; “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” hükmünü içermektedir. Bu maddenin açık hükmünden anlaşılacağı üzere; kötü niyetle yapılan marka başvurularının tescili mümkün değildir. Bu maddenin açık hükmünden anlaşılacağı üzere; kötü niyetle yapılan marka başvurularının tescili mümkün değildir. “Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir.”
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden bilme, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Davacı taraf, davalı başvurusunun kendi markalarının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapılmış olduğunu iddia etmektedir. Kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerekir. Davalının kötü niyetini ispat külfeti davacıya aittir. Somut olayda, dosya kapsamında davalının kötü niyetini gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, Netice itibariyle,
1..... ibareli davalı marka başvurusu ile ... ibareli davacı markaları arasında benzerlik ve davalı markasının kapsadığı çekişme konusu tüm mallar bakımından 6769 s. SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğu;
2.Davacının ... ibareli markasının ülkemizde tanınmış marka olduğu ve SMK’nun 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleştiği,
3.Davalı marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı sonuç ve kanaatlerine varılmış ve açılan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ....sayılı kararının davaya konu 18. ve 24. Sınıf hizmetler yönünden kısmen iptaline, Davaya konu ... sayılı markanın 18. ve 24. Sınıf hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine, Alınması gereken 80,70.-TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 2.963,40.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile diğer davalılar vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.01.12.2022 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 172,90.-TL Bilirkişi Ücreti :2.600,00.-TL