Esas No
E. 2022/950
Karar No
K. 2023/1258
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ

T.C.

GAZİANTEP

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/950

KARAR NO: 2023/1258

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN V.: ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 10/02/2022

NUMARASI : 2020/93 Esas, 2022/128 Karar

DAVACI: .........
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ......
VEKİLLERİ: Av. ... & Av. ...

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali ( Ticari Satım ve Açık Hesap İlişkisine Dayalı ) İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: 29/11/2023
YAZIM TARİHİ: 29/11/2023

Taraflar arasında görülen davada verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmekle tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVA:

Davacı vekili, müvekkilinin ... Müzesi arkasındaki otelin izolasyon işlerini yapıp teslim etmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini, her ne kadar davalı borca itiraz etse de takip sonrası ....... TL kısmi ödeme yaparak borcu ikrar ettiğini beyanla ....... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına asgari %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkilinin yapılan iş karşılığı ödemeleri yaptığını, cari hesap kayıtlarından anlaşılacağı üzere; ...... tarihinde davacı tarafından ..... seri nolu ...... TL tutarındaki hizmet faturası düzenlendiğini, ...... tarihinde müvekkil tarafından, davacıyla anlaşılan toplam işe karşılık ...... keşide tarihli ....... TL tutarındaki çek verilerek bir ödeme yapıldığını, ...... tarihinde davacı şirket tarafından ....... seri numaralı ....... TL tutarındaki hizmet faturası düzenlendiğini, ...... tarihinde yine davacı şirket tarafından ...... seri numaralı ...... TL tutarındaki hizmet faturası düzenlendiğini, ...... günü cari hesap bakiyesini kapatmak amacıyla müvekkilinin davacıya ....... TL tutarında EFT yaptığını, her ne kadar ....... TL kısmi ödemenin takip sonrası yapıldığı ileri sürülmüşse de ödeme emrinin .......'de tebliğ edildiğini, hesap bakiyesi ....... tarihine kadar sadece ...... TL iken ....... TL üzerinden kötü niyetli takip yapıldığını, takip konusu faturaların ....... TL'lik kısmının zaten müvekkilince verilen ...... keşide tarihli çek ile aylar öncesinde ödendiğini beyanla davanın reddini dilemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davalı tarafından ..... tarihli çekin davalı tarafından davacı tarafa teslim edilmediği ve teslim edildiği kabul edilse dahi avans çeki olarak tesliminin ispatlanamadığı, faturalardan kaynaklı alacak miktarı olarak ...... TL bedelden icra takibinden sonra fakat dava açılmadan önce davalı tarafça yapılan ........ TL'lik ödemenin mahsup edildiği, davacı tarafın talep edebileceği asıl alacak miktarının ....... TL olduğu tespit edilerek, her ne kadar takipte faiz talep edilmişse de davacı tarafça davalı tarafa karşı takip yapılmazdan önce davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne dair dosyaya herhangi bir delil ibraz edilemediği, davadan önce yapılan ...... TL ödeme yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, ...... TL faiz talebi yönünden davanın esastan reddine, ...... TL asıl alacak miktarı yönünden ise davanın kabulüne, davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekili, mahkeme icra takibinden sonra yapılan ...... TL'lik ödemeyi ana paradan düştüğünü ve takibin ....... TL ana para üzerinden devamına karar verdiğini, oysa ki TBK 100. madde gereğice takip sonrası sonra yapılan ödemelerin öncelikle fer'ilerden (faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden) mahsubu gerektiğini, bu nedenle takip çıkış miktarında anapara olarak bir değişiklik olmaması gerektiğini, zaten dilekçelerinde davalı tarafın ödeme yaptığını bildirdiklerini, mahkemece "takibin ana para üzerinden devamına, yapılan ödenin ferilerden düşmesi gerektiğinin tespitine" şeklinde bir karar vermesi gerektiğini, ayrıca temerrüdün ihtarname haricinde de her türlü delil ile ispatının mümkün olduğunu, davalının borçtan haberdar olduğunu, hatta borçtan kurtulmak için kötü niyetli bir takım davranışlar sergilediğini, davalının temerrüte düştüğünü ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı yapılan işler ve karşılığında ....... yılından bu yana yapılan ödemelerle ilgili kayıtların yerel mahkemesine sunulduğunu, bütün kayıtların dosyada mevcut olduğunu, ayrıca davacı tarafın ilk derece mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde ........ TL'lik ödemeyi icra takibinden sonra yaptıklarını ve bu sebeple kötüniyetli olduklarını iddia ettiğini, ancak ilgili icra dosyası ve dava dosyası mahkemece incelendiğinde de anlaşılacağı üzere ilgili ödeme emri ....... tarihinde müvekkil şirkete tebliğ edildiğini, asıl kötü niyetli tarafın takibi yapan davacı taraf olduğunu, bunun en büyük kanıtı ise hesap bakiyesinin ....... tarihine kadar ...... TL olduğunu, ancak ilgili icra dosyası ve dava dosyası incelendiğinde takip işleminin ...... TL üzerinden yapıldığının görüldüğünü, hükme esas alınan ...... tarihli bilirkişi raporunda yapılan inceleme neticesinde bazı imza ve el yazılarının davacı şirket yetkilisi ...'e ait olup olmadığı net olarak saptanamadığını ve bir kısmının da ...'ün elinin ürünü olmadığı tespit edildiği belirtilse de ilgili çekin davacı şirket yetkilisi ... tarafından teslim alındığının tutanak altına alındığı belge bakımından hem imza hem de el yazısının ...'e ait olduğu tespit edildiğini, yapılan bu tespit müvekkil şirketin davaya konu ödemeyi gerçekleştirdiğini açıkça ortaya koyduğunu, her ne kadar ilgili bilirkişi raporunda İbra ve Feragatnamedeki el yazısının ise davacı şirket yetkilisine ait olmadığı belirtilmişse de belge altını imzalayan kişinin sorumluluktan kurtulamayacağını, davacının talep ve dava haklarından feragat ettiğini içeren ....... tarihli ibra ve feragatname imzalandığını, ancak gerekçeli kararda söz konusu ibranameden hiç bahsedilmediğini, ayrıca davacıya ait ........ yılındaki yasal defter incelemesinde müvekkilin davacıya verdiği ....... tarihli ....... TL değerindeki çekin kayıtlı olmadığı belirtilmişse de söz konusu çekin davacıya verildiği müvekkilin ticari defterinde kayıtlı olduğunu, müvekkil şirketin ticari defter kayıtlarıyla birlikte çekin avans çeki olduğu ispat olunduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava hukuki niteliği itibariyle, izolasyon uygulama hizmet kapsamında düzenlenen fatura bakiye bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. İnceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Yerel mahkemece 23/12/2019 tarihli "İbra ve Feragatname" başlıklı belge de dahil olmak üzere çek teslim tutanaklarının imza incelemesinin yaptırıldığı anlaşılmakla, gerek Jandarma Kriminal gerekse de Güzel Sanatlar Fakültesi Hocalarından teşekkül etmiş heyet raporlarında imzaların davacı şirket temsilcisi ...'e ait olup olmadığı tespit edilememiştir. Mukayeseye dayanak alınan resmi kurum imza örnekleri incelendiğinde 23/12/2019 tarihi öncesine ait olup, yerel mahkemece duruşmada alınan imza örnekleri de raporlarda değerlendirilmiştir.

Ancak her iki raporda da imza hususunda kesin kanaate varılamamıştır. Yargıtay uygulamalarına göre kuvvetli de olsa ihtimale dayalı sonuç bildiren raporlar borçluyu bağlamayacağından ...... tarihli borcu söndüren ibraname belgesinin hükme esas alınması mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle İbraname ve Feragatname başlıklı belgedeki imza incelemesi yönünden davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. ( ....... tarihli emsal kararı )

Çek ifa uğruna ödeme aracı olmasına rağmen, ancak tahsil edildiği zaman ödeme yerine geçer. Bir başka söyleyişle, borçlu nakit yerine çek vermek suretiyle borcunu ifa etmiş sayılamaz. Bu nedenle söz konusu çekin davacı tarafından tahsil edilip edilmediği hususu ile çekin ibraz anındaki arka yüzü ilgili bankasından sorularak dosyaya kazandırılmalıdır. Her ne kadar gerek ibranamedeki imzanın gerekse de çek teslim tesellüm tutanaklarındaki imzaların davacı şirket yetkili temsilcisine ait olup olmadığı tespit edilemese de, çek bedelinin davacı tarafından tahsili halinde veyahut çekin benimsenerek ciro edilmesi halinde artık çek bedelini ve çeki almadığını, dahası ödeme yapılmadığını ileri sürmek TMK'nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kurallarına aykırı düşecektir. Bu nedenle mahkemece, çekin ödeme için bankasına ibraz edilip edilmediği, kimin tarafından ibraz edildiği, ödeme yapılıp yapılmadığı, arkasının yazdırılıp yazdırılmadığı, kısmi ödeme varsa ne miktarda kime ödeme yapıldığı hususları bankasından sorularak çekin ibraz esnasındaki arkalı önlü onaylı suretinin dosyaya celbi sağlanması gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Çek, peşin bir ödeme aracı olup, avans ya da veresiye olarak verildiği iddiasının kural olarak davalı borçlu tarafından ispatı gerekirse de, taraflar arasında süregelen açık hesap ilişkisi bulunduğu gibi ayrıca davacı alacaklı takibe dayanak olarak 17/07/2019 tarihli ........ seri numaralı ...... TL bedelli ve ...... tarihli ....... seri numaralı ....... TL bedelli faturaların yanı sıra, cari hesap sözleşmesine de açıkca dayanmıştır. Dolayısıyla taraflar arasında süregelen cari ilişkinin de irdelenerek takip tarihi itibariyle bakiye borç durumunun denetime elverişli olarak bilirkişi incelemesiyle tespiti gerekir. Bilindiği üzere TBK'nın 102. maddesi gereğince yapılan ödemeler aksi belirtilmediği sürece en eski tarihliden başlayarak muaccel olmuş borçların tasfiyesi için yapıldığı varsayılır. Bu bağlamda, davalının çek ile ödeme yapıp yapmadığı yukarıda belirtilen paragrafta yazılan şekilde araştırıldıktan sonra, tespit edilecek ödemenin öncelikle varsa takip konusu faturalardan önce muaccel olmuş ve taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan diğer fatura bedellerinden mahsup edilmesi, akabinde kalan ödeme varsa takip konusu fatura borçlarından mahsup edilmesi gerekir. Aksinin kabulü davacının sebepsiz zenginleşmesi anlamına gelir.

Dolayısıyla davalı vekilinin istinaf başvursunun kabulü ile, mahkemece öncelikle bankasından çekin ödeme ve ibraz bilgileri sorulduktan sonra taraflar arasındaki cari ilişkiye göre takip konusu iki fatura haricinde kalan takip tarihi itibariyle bakiye borcun bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa davacıya yapılan çek ödemesi de tespit edildikten sonra takip konusu fatura bedellerinden mahsubu suretiyle rapor aldırılması için dosyanın mahkemesine iadesi gerekmiştir.

Davacı vekilinin istinafına gelince; HMK'ya ....... tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile ilave edilen Ek Madde 1 hükmü uyarınca yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında kesinlik sınırı kararın verildiği yıl 2022 yılı için ....... TL'dir.

HMK'nın 341/2. maddesi gereğince miktar veya değeri ........ TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup,

HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. İstinaf edilen kısım (...... TL kısmi ödeme + ....... TL işlemiş faiz) ......... TL olup, karar tarihi itibarı ile HMK'nın 341/2 maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında kaldığından ilk derece mahkemesince verilen karar davacı yönünden kesin niteliktedir. Bu nedenle mahkemece davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KABULÜNE,

2.Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2022 tarihli, 2020/93 Esas, 2022/128 Karar sayılı istinafa konu kararının KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın yukarıda işaret edilen eksikliklerin ikmali ile oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere yeniden görülmesi için mahal mahkemesine iade edilmesine,

4.Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcı ........ TL'nin yerel mahkemesince talep halinde iadesine,

5.Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan kısma ilişkin olması nedeniyle HMK'nın 341/2, 352. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

6.Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile peşin alınan karar harcının isteği halinde iadesine,

7.İstinaf yargılaması duruşmalı olarak icra edilmediğinden vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

8.İstinaf sair yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda nazara alınmasına,

9.HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 353. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 29/11/2023 ...

Başkan V. ...

(e-imzalıdır)

...

Üye ...*

(e-imzalıdır)

...

Üye ...

(e-imzalıdır)

...

Katip ...

(e-imzalıdır)

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.