11. Hukuk Dairesi
Davalı vekili asıl davada, davacının şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olarak savcılığa suç duyurularında bulunulması üzerine bu davayı açtığını, davacı tarafın bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi iddiasının ispata muhtaç olduğunu, davacı tarafın TTK'nın 614. maddesinde de ifade edildiği üzere şirket işleri hakkında bilgi alma ve inceleme hakkı mevcut olduğunu, müvekkili şirket müdürlerinin ....... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacı vekilinin dilediği zaman belgeleri şirket merkezine gelerek inceleyebileceğini ve genel kurul toplantısı yapılacağının bildirildiğini, davacının şirket yöneticiliği yaptığı dönemde ... isimli bir şahsa verdiği düzenleme şeklinde vekaletname ile müvekkili şirkete ait ...... plaka sayılı araçları üçüncü kişilere sattığını, bu satışlardan elde ettiği paraları şirket kasasına iade etmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili, davalı şirketin ortaklarından olan müvekkilinin 16/03/2015 tarihinden bu yana münferiden şirketi temsile yetkili müdür olarak gözükse de fiilen şirketin işleyişinde yetkisi olmadığını, davalı şirketin kendi imkanları ile herhangi bir kredi kullanmaksızın ticari faaliyetine devam ettiğini, ortaklar arasında sorunlar yaşandığını, davalı şirket tarafından bugüne kadar ortaklarına herhangi bir kar payı dağıtılmadığını, genel kurul toplantısı yapılmadığını, ortaklık ilişkisinin müvekkili yönünden çekilmez bir hal aldığını belirterek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, müvekkilinin alacaklarını kapsayacak biçimde şimdilik .......-TL'lik ayrılma payı alacağının ve ......-TL'lik kâr payı alacağının hak kazanıldığı günden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davalı şirketin 08/12/2009 tarihinde kurulduğu, asıl davacı ...'in kuruluştan, 02/01/2017 tarihine kadar şirket müdürlüğü yaptığı, birleşen davacı ...'ın ise dava tarihi itibariyle de müdürlük görevini yürüttüğü, her iki davacının da müdür olduğu dönemde kar dağıtımı yapılmadığı, nitekim dava tarihinden sonraki 01/09/2021 tarihli genel kurulda da davacı temsilcilerinin kar dağıtılmasını kabul etmedikleri, bu bağlamda kar payı dağıtılmamasının haklı sebep teşkil etmeyeceği, bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğine yönelik ise genel kurulda gündeme getirilebileceği, genel kurulca bu talebinin değerlendirilip haklı bir gerekçe olmaksızın reddedilmesi halinde ancak bilgi alma hakkının kullandırılmadığından söz edilebileceği, taraflar arasındaki husumetin ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez halini gerektirecek ağırlıkta olmadığı, öte yandan limited şirketin esas sermaye paylarını iktisabı, çıkma ve çıkarılma bakımından TTK m. 612/2'de düzenlendiği, bu düzenlemeye göre şirketin çıkma ve çıkarılmada edineceği esas sermaye payı oranının % 20 olduğu, böylece limited şirketin çıkma ve çıkarılmada % 20 oranından fazla esas sermaye payını edinme olanağı bulunmadığı, ayrıca, limited şirketten çıkma ve çıkarılmada ayrılma akçesinin ödeme koşullarının yine TTK m. 642'de belirlendiği, bu bağlamda davacıların şirketteki toplam pay oranlarının şirketteki payın %75 (... %40, ... %35) olması karşısında ortaklıktan çıkma halinde limited şirketin çıkma payını devralamayacağı nazara alınarak asıl ve birleşen davalardaki çıkma istemlerinin reddine; kar payının tahsili yönünden ise, öncelikle kâr dağıtımı hususunda genel kurul tarafından alınmış bir kararın olması gerektiği, yine kâr payının dağıtımı konusunda ortaklar kurulu ya da genel kurul tarafından bir karar verilmemişse öncelikle anılan kurulların toplanması ve bu hususun karara bağlaması gerektiği, davaya konu yıllara ilişkin davalı şirketin ortaklar kurulunda kâr payı dağıtılmasına ilişkin bir kararın bulunmadığı, bu hususun da yerine getirilmeden mahkemece doğrudan kâr payının tahsili yönünde karar verilemeyeceği gerekçesiyle anılan talebin de reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl davada davacı ... vekili, müvekkilinin asıl davada davacı olup, birleşen davanın davacısı ile davalarının sebepleri aynı olmadığını, mahkemece sanki iki tarafın sebepleri aynı gibi değerlendirip aynı gerekçelerle ve tek dava gibi davanın reddine karar verildiğini, gerek müvekkil gerekse birleşen davacı şirket ortakları olmasına rağmen birbirleri ile yaşanan sorunlar mevcut olduğu halde her ikisinin de davasının birlikte reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket hakkında bilgi alamazken birleşen davanın davacısı hali hazırda şirket müdürü olup şirket ile alakalı her türlü bilgi ve belgeye ulaşabildiğini, mahkemece asıl dava ile birleşen davanın davacısını aynı tarafta gibi düşünere ikisinin hissesini toplayıp %75 sonucuna ulaşmakla %75 payın şirketce devralınamayacağına hükmettiğini, birleşen davanın basit bir tepki olarak açıldığını, zira müvekkil hem birleşen davanın davacısı hem de diğer ortakla sorun yaşamakta olup bu duruma ilişkin ayrıntılı açıklamayı dava dilekçesinde yaptıklarını, müvekkilinin haklı gerekçeleri varken ve bunlar ispatlanmışken birleşen davanın davacısı hali hazırda dava açtığı şirketin müdürü olup ortaklıktan çıkma için hiçbir haklı gerekçe göstermediğini, keşif sonucunda alınan bilirkişi raporlarının da özensiz ve yetersiz olduğunu, müvekkilince şirket hesapları incelenmek istemişse de diğer iki ortağın mukavemeti ile karşılaştığını, iyi niyetli girişimlere rağmen şirket hakkında bilgi alamayınca şirketle ilgili bilgiyi noter kanalıyla istemişse de olumsuz cevap aldığını, bunun üzerin mahkemeye başvurulmuş, mahkemece talebin kabul gördüğünü, mahkeme kararına rağmen yine inceleme imkanı bulamayınca kararın icrası için ....... Müdürlüğüne başvurduklarını, sonuç alamayınca icra memuru ile birlikte gidildiğini, müvekkilinin şirketin ticari itibarının zedelenmemesi için defter ve belgelerin icraya teslimini istediğini, ancak yine defter ve belgelerin eksik teslim edildiğini, taraflar arasında karşılıklı suç duyuruları olmasına rağmen mahkeme ilgili dosyalar savcılıktan ve ilgili yerlerden istemesine rağmen kararda bu dosyalara hiç değinilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Birleşen davada davacı ... vekili, haklı nedenle çıkma gerekçesi olarak karşılıklı şikayet konusu olan savcılık dosyaları, şirketin kuruluşundan bugüne kadar ortaklar kurulu toplantılarının yapılmaması, yine kuruluştan itibaraen hiç kar payı dağıtılmaması olgularına dayanıldığını, anılan sebeplerle ortaklığın devamının müvekkil yönünden çekilmez hal aldığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki husumetin, ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez halini gerektirecek ağırlıkta olmadığı şeklinde yerel mahkemece gerekçe ortaya konulmuşsa da mahkemenin, haklı neden sayılacak husumet için nasıl bir kriter aradığının izaha muhtaç olduğunu, husumet için, illa ki ortakların kanlı bıçaklı hale mi gelmesi gerektiğini, davalı şirketin kuruluşundan dava tarihine kadar ortaklar kurulu toplantısı yapılmamış olması hususuna mahkemece gerekçeli kararda değinilmediğini, davalı şirket vekilinin ....... tarihli öninceleme duruşmasındaki beyanı ile de sabit olacağı üzere faaliyet dönemi boyunca şirketin sadece ....... yılında genel kurulu yapılarak yapılan genel kurulda da kâr payı dağıtılmaması yönünde karar alındığı şeklinde ikrarın mevcut olduğunu, dava tarihinden sonraki ...... tarihli genel kurulda da davacı temsilcilerinin kar dağıtılmasını kabul etmedikleri, bu bağlamda kar payı dağıtılmamasının haklı sebep teşkil etmeyeceği şeklindeki belirlemenin de dava teorisine aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın