T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/04/2018 tarihinde davalı ... idaresindeki aracın ....'a ait araca çarptığı, bu aracın da spin atması üzerine müvekkiline ait araca çarparak maddi hasar oluştuğunu, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle ; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; şimdilik 5.000TL maddi tazminat ve 10.000TL manevi tazminat bedeli olmak üzere ; davalılar ... ve ... yönünden olay tarihinden itibaren, Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari reeskont faizi, yargılama giderleri ve ücret-i vekalet ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava haksız fiil esasına dayanmakta ve davacı ile müvekkil sigorta şirketi arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu gibi hallerde 3. Kişilerin uğrayacakları maddi zararlar için reeskont, ticari yahut avans faizine değil yasal faize hükmedilmesi gerektiği Yargıtay içtihatları olduğunu, bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin dava konusu talepten sorumlu olduğu kanaatine varılması halinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabileceği, öncelikle davanın zamanaşımı sebebi ile usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine yahut diğer cevaplarımız da dikkate alınarak hüküm tesis edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olay 01.04.2018 tarihinde meydana geldiğini, bütün taraflar bu olaydan aynı gün muttali olduklarını, işbu davanın, kanun hükmü gereğince en geç 01.04.2020 tarihinde açılması gerektiği, nitekim, dava açma hazırlığına giren davacı taraf, 18.03.2019 tarihinde dava şartı Arabuluculuk yoluna başvurmuş ve 16.04.2019 tarihinde arabuluculuk görüşmesi sonuçlanarak, dosyada mübrez Dava Şartı Arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini, dava şartı arabuluculuk sürecinde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı HUAK md. 18/A-15). Bu süre 29 gün olup 01.04.2019 tarihine ilave edildiğinde dahi davanın en geç 30.04.2020 tarihinde açılması gerektiği, buna rağmen, ortaya çıkan COVID-19 Salgını sebebiyle , Koronavirüs tedbirleri kapsamında yargılamalarla ilgili süreler, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 15 Haziran 2020’ye kadar ertelendiğini, dolayısıyla, dava konusu talep 15 Haziran 2020 tarihinde 2 yıllık zamanaşımına uğradığını, İşbu davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddi, davanın esası yönünden bu kazada müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını,... plaka sayılı ( gerçek plaka No. ...) araç sürücüsü ...'a ait olduğunu, müvekkilinin de hasarları için dava açmayı düşünmüşse de 16.04.2019 tarihli arabuluculuk görüşmesinde, ... Sigorta vekilinin aracın çalıntı olması sebebiyle araç hasarı teminatının dışında kaldığını belirtmesi üzerine, dava açmadığını, izah edilen sebeplerle, davanın esasa girişilmeksizin öncelikle incelenerek zamanaşımı yönünden reddine, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın esastan reddine, masraf ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Söz konusu trafik kazasında; davacının ... plakalı araç sahibi, ...'ın ... plakalı aracın sürücüsü, ...'ın ..... plakalı aracın maliki, ... Sigorta AŞ'nin de ZMSS kapsamında sigorta şirketi olduğu anlaşılmıştır. 01/04/2018 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Sürücü ... D-100 Kuzey yolunda aşırı süratli ve kontrolsüz şekilde seyrettiği sırada aynı güzergahta yolun en sağında yol şerit çizgisi dışında taralı alanda dörtlü flaşörlerini yakmış bekleme yapan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ... marka otomobile kendi kullandığı otomobilin sağ ön kısmı ile diğer taralı alanda buluran ... plaka sayılı otomobilin sol arka tarafına vurmak suretiyle süratin etkisiyle her iki aracın kontrolsüzce spin atması neticesinde aynı yol orta şeritte, sürücü ...' nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ... model otomobilin ön tampon bölgesi ile motor kaputuna çarpılması neticesinde meydana gelen trafik kazası meylana gelmiştir. ...'ın bu kaza nedeniyle %75 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. ... plaka sayılı araç sürücüsü ... sevk ve idaresindeki araçla Bahçelievler yönünden ... kavşağı istikametine seyir halinde iken kavşağı kaçırması neticesinde ... sapağı öncesi dörtlü flaşörlerini yakarak durduğu esnada kazanın meydana geldiği anlaşılmakla ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır..... plaka sayılı otomobil sürücüsü ... ise 2918 SKTK. belirtilen kusur ihlalinde bulunmadığından kusursuz bulunmuştur.
Dosya muhteviyatında bulunan 14.05.2018 tarihli ve ... dosya nolu ekspertiz raporu incelendiği vde, kazaya karışan ... plako sayılı araç için ekspertiz tarafından raporda değişmesi gerektiği belirtilen parçaların ve parça tutarlarının; ayrıca işçilik bedellerinin kazanın oluş biçimi ile uyumlu ve isabetli olduğu tespit edilmiştir. Alınan ek raporda da sonuç değişmemiştir.
Ceza dosyasının incelenmesinde de davalı ...'ın aracı kullanmadığına ilişkin diğer sanık ... aracı ...'in arkadaşının kullandığını ancak yolda indikten sonra şoför değişikliği olabileceğini beyan etmiştir. Buna göre tespit tutanakları, ceza dosyası içeriği, aracın sahte plakayla kullanılması dikkate alındığında bu iddiaları destekler nitelikte bir delil de bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından maddi tazminata yönelik talebinin dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu kapsamında kabulüne karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Manevi tazminat miktarının nasıl belirleneceği konusu Yargıtay HGK.'nun 24.12.2014 tarih ve 2014/21-872 E., 2014/1086 K. sayılı kararında belirtilmiştir.
Gerçekten de söz konusu karara göre; “...Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.” Somut olayda davacının söz konusu olay nedeniyle salt maddi zarara uğramasının manevi tazminat talebinde haklı olduğunu göstermeyeceğinden ve manevi zarar ispatlanamamış olduğundan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
1.Maddi tazminat talebi yönünden davanın KABULÜ ile 27.245,57TL'nin davalılar ... ve ... yönünden 20.433,18TL'sinden davalı ...ın sorumlu olması, 6.811,39TL'sinden ...'ın sorumlu olması kaydıyla olay tarihi olan 01/04/2018 tarihinden itibaren; ... Sigorta A.Ş yönünden 12/08/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2.Manevi tazminat talebi yönünden davanın REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 1.861,14TL ilam harcından peşin alınan 256,17TL harcın ve 384,00TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 1.220,97TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.320,00TL arabulucu ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
5.Davacı tarafından sarf edilen 1.600,00TL bilirkişi ücreti, 392,95TL posta masrafı, 59,30TL başvuru harcı, 256,17TL peşin harç, 384,00TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.692,42TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Manevi Tazminat yönünden;
8.Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren işbu davalılara verilmesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin ve Vasi ....'ın yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)