6. Hukuk Dairesi 2014/1898 E. , 2014/9270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/12/2013
NUMARASI : 2013/1319-2013/1504
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı muarazaanın giderilmesi ve tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira bedeli içinde KDV'nin de bulunduğunun tespiti ve muarazaanın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile davacı tarafından ödenen kira bedeli içinde KDV'nin de bulunduğunun tespitine, bu hususta çıkarılan muarazaanın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı kiraya veren tarafından gönderilen; kira bedeli dışında KDV'nin kiracılar tarafından ödenmesi için belediyece ek kira sözleşmesi yapılmasına karar verildiğini bildiren ihtarın hukuka aykırı olduğunu, daha önce aynı konuda verilmiş Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/592 sayılı emsal kararı olduğunu, sözleşmede KDV nin kiracıdan alınacağına dair hüküm bulunmadığını, bu nedenle ödenen kira bedeli içinde KDV'nin de bulunduğunun tespit edilerek kira bedeli dışında KDV ödenmesi için ayrıca bir ek sözleşme yapılmasının gerekli bulunup bulunmadığı bakımından taraflar arasında oluşan muarazaanın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak açılan davalar olup görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için bağımsız bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur, Yargıtay’ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz. Anılan kuralın geçerli olabilmesi için, eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında, meydana getirdikleri kesin hükmün etkisi bakımından hiç bir fark bulunmaması gerekir. Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Olayımıza gelince; Taraflar arasındaki uyuşmazlık kira bedeli içinde KDV'nin de bulunduğunun tespit edilmesi noktasında toplanmaktadır.
Davacı tarafın bu uyuşmazlığı tespit davası yoluyla değil, açacağı eda davasında ileri sürmesi gerekir. Ayrıca davalı Belediye tek taraflı olarak, kiracı davacıyı ek sözleşme yapmaya zorlayamayacağından, davacı kiracının istemi hukuki değildir. H.M.K.nun 106. maddesi gereğince davacının dava açmasında güncel bir hukuki yararı bulunmadığından mahkemece istemin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.