6. Hukuk Dairesi         2014/5114 E.  ,  2014/6141 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 26/02/2014

NUMARASI : 2013/523-2014/178

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava yeniden iktisap ve ihtiyaç nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin davaya konu bağımsız bölümü konut ihtiyacı nedeniyle 27.12.2012 tarihinde satın aldığını, davalının söz konusu taşınmazda kiracı olup satın alma ve ihtiyaç olgusunun 11.01.2013 tarihli noter ihtarı ile davalıya bildirildiğini, yasal sürenin beklenilmesine rağmen davalının kiralananı tahliye etmediğini belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili ise müvekkiline tebliğ edilmiş bir ihtarname bulunmadığı gibi ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece TBK 351/1 maddesi uyarınca, satın almadan itibaren bir ay içinde davalıya tebliğ edilmesi zorunlu olan ihtarın usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir.

Tebligat Kanununun 21.maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere bir fıkra ilave edilmesine ilişkin 6099 sayılı Kanun 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup maddeye ilave edilen bu fıkra hükmüne göre gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı öngörülmüştür. Tebliğ işleminin Tebligat Kanununun değişik 21/2.maddesinde belirtilen bu usule uygun olup olmadığının denetlenmesi bakımından tebligat mazbatasındaki adresin “adres kayıt sistemi”nde belirtilen adres ile aynı olup olmadığının tebligat memurunca tebliğ zarfına yazılması zorunludur.

Somut olayda; davalı taşınmazda 01.10.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme uyarınca kiracı olup davacı kiralananı 27.12.2012 tarihinde satın almıştır. Satın almayı müteakip davacı tarafından keşide edilen 11.01.2013 tarihli noter ihtarı “muhatap adreste isim ve imzadan imtina eden görevliden soruldu, çarşıda olduğunu beyan etti, muhatabın adres kayıt sisteminde kaydı olduğundan tebliğ imkânsızlığı nedeniyle nedeni ile evrak Acıbadem muhtarlığına teslim edilerek 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır” şerhi ile 14.01.2013 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Tebligat belgesindeki adres davalının adres kayıt sistemindeki adresi olup muhatap adreste olmadığından evrak muhtara bırakılmış ve buna ilişkin haber kağıdı davalının kapısına yapıştırılmıştır. Bu hali ile tebliğ işlemi Tebligat Kanununun değişik 21/2.maddesinde belirtilen usule uygun olup, noter ihtarı satın alma tarihinden itibaren bir ay içinde davalıya tebliğ edilmiş ve davada satın alma tarihinden itibaren altı ayın sonunda açılmış olmasına göre mahkemece yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken tebliğ işleminin usule uygun olmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
13.05.2014 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6099 sayılı Kanun 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup maddeye ilave edilen bu fıkra hükmüne göre gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı öngörülmüştür. Tebliğ işleminin Tebligat Kanunu TBK md.351/1 K6099 md.21/2 K6100 md.3