6. Hukuk Dairesi 2014/1775 E. , 2014/12044 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/11/2013
NUMARASI : 2013/221-2013/1074
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece alacağın kısmen kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde 27.10.2009 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 2009 yılı ödenmeyen Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ayları kira parası ile sözleşmenin 10. Maddesi gereğince muaccel hale gelen 2009 yılı Aralık ayı ile 2010 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayları kira bedellerini aylık 6000 TL üzerinden toplam 54.000 TL olarak tahsilini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece tahliye ve alacak yönünden verilen karar alacak yönünden bozulmuştur.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 1/9 sayılı YİBK).
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulması da bu kapsamda bir usuli kazanılmış hak olup, bozma kararına uyulması ile birlikte, mahkeme tarafından bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde hüküm verme mükellefiyeti doğar. Ne var ki, usuli kazanılmış hakkın da kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bir takım istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, kamu düzenine ilişkin yeni bir yasanın yürürlüğe girmesi durumunda bozma ilamına uyulmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak hukuki sonuç doğurmaz.
Olayımıza gelince mahkemenin ilk kararından sonra hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Hüküm Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.6.2012 gün ve 2012/3795-2011/8784 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma kararında davalının tahliyeye yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı belirtildikten sonra aylık kira parasının 6000 TL olduğunun davacı tarafından kanıtlanamadığı ve kira parasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan 22.09.1993 başlangıç tarihili kira sözleşmesindeki miktar ve artış şartı göz önünde bulundurularak varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda kira parasının miktarının belirlenmesi konusunda davalı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Kaldı ki kira sözleşmesinin özel şartlar üçüncü maddesine göre her yıl %45 oranında belirlenen artış şartı geçerli olup sadece ilk yıl için değil sonraki yenilenen dönemleri de kapsayarak tarafları bağlar.
Davalı, kiralananı 2004 yılında devrettiğini ve kira paralarının başkaları tarafından yatırıldığını ileri sürdüğüne göre bankaya yatırılan kira paraları davalıyı bağlamaz. Bu durumda mahkemece bozma ilamı doğrultusunda kira parasının taraflar arasında ihtilafsız olarak ödenen en son kiradan, bu tespit edilemediği takdirde ilk yıldan itibaren 4531 sayılı yasa da göz önünde bulundurularak hesaplanması gerekir.
İcra takibinde sözleşmenin onuncu maddesinde kararlaştırılan muacceliyet şartına göre istenen kira paralarına gelince; Temyiz incelemesinin yapıldığı aşama itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 10. maddesinde bir ayın kira parası ödenmediği takdirde diğer aylar kiralarının muaccel olacağına dair muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte ise de; dosya kapsamından kiracının TTK kapsamında tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece kiracının tacir olup olmadığı araştırılarak, tacir olması durumunda hakkında TBK.nun 346.maddesinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağı gözetilmeli, tacir olmadığının anlaşılması halinde ise; yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracı yönünden geçersiz hale geldiği kabul edilerek değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağına göre yapılması, muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirası yönünden alacak isteğinin reddine karar verilmesi gerekir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.