6. Hukuk Dairesi         2014/1556 E.  ,  2014/13682 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 13/11/2013

NUMARASI : 2013/56-2013/348

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı istirdat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı kiralayan tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı kiracı vekili dava dilekçesinde, davacı şirketin davalı şirkete ait taşınmazı 04.09.2002 başlangıç tarihli ve onsekiz yıl süreli sözleşme ile kiraladığını davalı kiralayan tarafından davacılar hakkında ödenmeyen kira alacakları nedeniyle icra takipleri yapıldığını ve bu takipler nedeniyle 576.762 TL ödeme yapıldığını oysa 2006 yılı Nisan ayında yapılan önsözleşme ile 2006 Nisan ile 2008 yılı sonuna kadar olan 32 aylık kira bedellerinin 725.000 TL olarak davalı şirkete ödendiği belirterek, davalı şirkete ödenen 576.762 TL’nin istirdadına karar verilmesini istemiş, davalı kiralayan vekili önsözleşmenin hiç yürürlüğe girmediğini, davacı kiracı tarafından 725.000 TL’lik bir ödeme yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

İstirdat İİK.nun 72/7 maddesinde "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." Şeklinde düzenlenmiş olup, ödenen bir paranın geri alınabilmesi için, bu hususta kesin hüküm olmaması gerekir. İcra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağı izahtan varestedir.

HMK 374. maddesinde “Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.” 375/ç) fıkrasında “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.” durumunda yargılamanın iadesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 tarihli ve 2003/21-30/57 sayılı Kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan, kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu bağlamda, olayla sıkı bağlantısı nedeni ile dava konusu uyuşmazlığın, daha önce bir kesin hüküm ile (HUMK md.

237.HMK md.303) çözümlenmiş olması da dava şartıdır. Bu, olumsuz dava şartı adıyla adlandırılır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (maddi vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur (HUMK md.237- HMK md.303). Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.

Bilindiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm, yargısal ( kazai ) kararlara tanınan yasal gerçeklik ( hakikat ) vasfıdır. Bu vasıf yargısal ( kazai ) kararların gerçeğe ( hakikata ) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıyla da kabul edilmiştir. Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur. Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir. Bu itibarla, tarafları, mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.

Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237.(6100 Sayılı HMK 303) maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden ( resen ) gözönünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik ( hakikat ) sayıldığından taraflarını bağlar.

Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemede; (Yargıtay'da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) da, dahası bozmadan sonrada ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığı, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.

Kesin hüküm bir dava şartı olup kamu düzenine ilişkindir. Buna göre bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda aynı hukuki sebebe dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Açılması halinde ikinci dava kesin hüküm nedeniyle esasa girilmeden dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir. Kesin hükümden söz edebilmek için biri kesinleşmiş tarafları, konusu ve sebebi aynı olan iki davanın varlığı gerekir. Bir başka deyişle bir davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın kesin bir hükümle çözülmüş olması halinde mahkemece yeniden inceleme konusu yapılmaz.

Olayımıza gelince: davada dayanılan ve hükme esas alınan 04.09.2002 başlangıç tarihli ve onsekiz yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin (uyuşmazlık konusu aylar itibariyle) cironun %2,3’ü ve bu miktarında en az 5.000 EURO olacağı düzenlenmiştir. Davalı kiralayan şirket tarafından davacı aleyhine Kocaeli 2. İcra Müdürlüğünün 2008/4839 sayılı takip dosyasında 27.05.2008 tarihinde yapılan icra takibi ile, 30.05.2006 -30.04.2008 tarihleri arasını kapsayan 24 aylık alt sınır kirası 120.000 EURO’nun ödenmesi için davacı kiracı aleyhine yapılan ilamsız takibe davacı kiracı tarafından itiraz edilmesi üzerine 10.07.2008 tarihinde Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/313 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmış, mahkemenin 24.12.2009 tarih ve 2009/525 sayılı kararı ile itirazın iptaline %40 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Verilen kararın davacı kiracı şirket vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından karar onanmış, karar düzeltme talebi de reddedilerek karar 14.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda, bahsi geçen karar davacı kiracı şirketin, 30.05.2006-30.04.2008 tarihleri arasını kapsayan 24 aylık alt sınır kirası 120.000 EURO yönünden davalı kiralayana borçlu olduğu noktasında kesin hüküm oluşturur.

Davacı kiracı vekili, düzenleme tarihi olmayan “Önsözleşme” başlıklı belgeye dayanarak 2006 Nisan ile 2008 yılı sonuna kadar olan 32 aylık kira bedelinin ödendiğini belirterek davalı kiralayana ödenen 576.752 TL’nin istirdatını istemiş ise de; Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/313 esas sayılı dosyasının istirdatı talep edilen miktar yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı ve istirdatı talep edilen miktarın bu dosya kapsamında ödenip ödenmediği üzerinde durularak ve gerektiğinde bilirkişisinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın kabulü doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
09.12.2014 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 HMK md.374 HMK md.303