T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
46. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/400
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/02/2020
NUMARASI: 2014/1212 Esas - 2020/159 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu.
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; davacı tarafından davalının yönlendirmesi ile davalının yanında çalışan ... ile akrabası olan ...'nın ortağı bulunduğu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hesabına gönderilen paralara ilişkin olarak, davalı yanca bu paraların borç verildiğine dair mail gönderildiği, başka bir anlatımla havale iddiasına dayalı olarak gönderilen bu paraların davalıdan tahsili talebine ilişkin alacak davasıdır. Davalı vekili, taraflar arasındaki ihtilafın ticari bir işletmeye ortaklık ile alakalı olduğunu ve bu nedenle yetkili Mahkeme'nin Asliye Hukuk Mahkemesi değil, ticari ihtilafları çözmekle yetkilendirilmiş Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı tarafın gönderdiğini iddia ettiği paraların sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesini istiyorsa eğer bu paraları gönderdiği kişilerden talep edebileceğini, davacı her ne kadar ortaklık vaat edildiği ancak bu acenteliğin hiç kurulmadığı iddiasında bulunmuş ise de; bu iddianın gerek dışı olduğunu, dosyaya sunulmuş olan ... imzalı olduğu iddia edilen borç beyanlarını da kabul etmediklerini, ayrıca davalının uğradığı tek zararın bu şirket işinden değil davacı ile yaptığı harici ticaretlerden de büyük kaybının olduğunu, açıklanan nedenlerle; öncelikle davacı tarafın yabancı uyruklu kişi olduğundan davalının uğraması muhtemel zararları için MÖHUK madde 48 gereğince teminat yatırılması gerektiğini, davanın husumet yokluğundan ve esastan reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce; "Davacı tarafından seyahat acentesi kurulması amacıyla davalıya 100.000-EU gönderildiği iddia edilerek gönderildiği iddia edilen bu paranın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olsa da bunun davalı tarafından kabul edilmediği, dosyada buna ilişkin bir yazılı belge bulunmadığı, taraflar arasında mail yazışmaları yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan davacıya tanıklarını bildirmek üzere süre verilmesine rağmen tanık bildirilmediği, bu itibarla davacının iddiasının sübut bulmadığı anlaşılmakla..." gerekçesi ile; "İspatlanamayan davanın REDDİNE..." şeklinde hüküm tesis edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin kararı ile Facebook kayıtlarının belge niteliğinde olduğuna ve ayrıca tanıkla desteklenmesine gerek olmadığına karar verildiğini, keza e-mail yazışmalarının da belge olarak kabul edildiğini, tüm kararlar beraber değerlendirildiğinde; davalının imzasını taşıdığı adli tıp bilirkişi raporu ile sabit olan dokümanın ve mail yazışmalarının belge olarak kabul edilmesi gerektiğini, tanıkla desteklenmesine gerek olmadığını, kaldı ki tanık dinletme taleplerinin de reddedildiğini, talep reddedildiği için 5 senelik uzun yargılama süresince tanıkla iletişimlerinin koptuğunu, tüm bu sebeplerle kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; Davacı tarafından davalının yönlendirmesi ile davalının yanında çalışan ... ile akrabası olan ...'nın ortağı bulunduğu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hesabına gönderilen paralara ilişkin olarak, davalı yanca bu paraların borç verildiğine dair mail gönderildiği, başka bir anlatımla havale iddiasına dayalı olarak gönderilen bu paraların davalıdan tahsili talebine ilişkin eldeki davada, yerel mahkeme tarafından yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da, davacı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından her ne kadar, davalının imzasını taşıdığı adli tıp bilirkişi raporu ile sabit olan dokümanın ve mail yazışmalarının belge olarak kabul edilmesi gerektiği, tanıkla desteklenmesine gerek olmadığı beyan edilmiş ise de; davacı yanca fotokopisi sunulan, ... başlıklı belgenin davalı tarafça inkar edildiği, davacı yanca belgenin aslının sunulamadığı, yerel mahkeme tarafından fotokopisi sunulan belge üzerinden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden rapor alındığı, alınan raporda da her ne kadar; "...İnceleme konusu fotokopi belgede ...'ya atfen atılı basit tersimli imza ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu ve seyir bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olduğu..." şeklinde tespit yapılmış ve davacı yanca da, belge üzerindeki imzanın davalının imzasını taşıdığının sabit olduğu beyan edilerek İstinaf konusu yapılmış ise de; aslı ibraz edilmeyip fotokopisi sunulan ve diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağı gibi, yapılmış olsa bile bu rapora itibar edilemeyeceği (Yargıtay HGK’nun 16.03.2005 günlü ve 2005/13-80 esas ve 2005/149 karar sayılı ilamı), yine, altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, tanık dahi dinlenemeyeceği (Yargıtay HGK’nun 21.04.1993 gün, 15-17/1170 sayılı ilâmı, Yargıtay 3. H.D. 06/12/2016 T. 2016/241-13956 E.K.
13.H.D. 20/04/2017 T. 2015/19726 E. 2017/48444 K. Sayılı ilamları) anlaşıldığından, davacı yanın fotokopi belge üzerinden tanzim olunan ATK raporu kapsamında, belge üzerindeki imzanın davalının imzasını taşıdığının sabit olduğu şeklindeki istinaf talebinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmış ve ayrıca bu kapsamda tanık dinlenilmesine de olanak bulunmadığından, davacı yanın tanığa ilişkin İstinaf talebinin de usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de; 6100 sayılı HMK'nın "Belge" madde başlıklı 199 maddesinde; "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." hükmünün yer aldığı, ilgili madde gereğince, elektronik maillerin yazılı delil başlangıcı kabul edildiği, buna göre davacı yanca dosyaya ibraz olunan mail yazışmalarından 16/08/2012 tarihli mail de, borç beyanına ilişkin hususa yer verildiği, ancak sözkonusu mail içeriğinin davalı yanca kendisinin göndermediği, çalışanının gönderdiği savunularak inkar edilmiş olduğu anlaşıldığından, söz konusu mail yazışması her ne kadar HMK 199. maddesi kapsamında belge olarak kabul edilemez ise de, bu haliyle söz konusu maillerin yazılı delil başlangıcı kabul edilip (yerel mahkemece her ne kadar 22/10/2015 ve 19/01/2017 tarihli celselerde; dava değeri itibariyle tanıkla ispatı mümkün olmadığı değerlendirilerek davalı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiş ise de, az yukarıda belirtilen yazılı delil başlangıcına ilişkin hususlar kapsamında iş bu ara kararların isabetsiz olduğu anlaşıldığından), davacı yanın delil listesinde ismini bildirdiği tanık ...'nin adresini bildirmek üzere, davacı yana usulüne uygun ihtaratlı süre verilerek, adres bildirilmesi halinde tanığın dinlenilmesine ve tanık dinlenilmesine ilişkin eksiklik giderildiğinde, davalının isticvabına karar verilerek, "borç beyanına" ilişkin, davalı yanın 16/08/2012 tarihli mail içeriği hakkındaki beyanları alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterince araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı anlaşıldığından, kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesine göre kaldırılması gerektiği kanaatine oy birliğiyle varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarihli ve 2014/1212 Esas - 2020/159 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen kapsamda deliller toplanarak esas yönden yargılama yapılması hususunda dosyanın kararı veren İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 54,40 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacuya iadesine, 4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 02/11/2023 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.