6. Hukuk Dairesi

Davalı vekili, dava dilekçesi ve tensip zaptının taraflarına tebliğ edilmesi gerekirken müvekkilinin UETS hesabına tebliğ edildiğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olacağını, davacı kooperatifin müvekkilinin sorumlu olduğu iddiasıyla 2019 yılının temmuz ayından itibaren birikmiş olduğunu iddia ettiği 15.750,00 TL aidat bedelinin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, davacı kooperatif yönetimi ile müvekkili arasında akdedilen 27/12/2007 tarihli 9 maddeden oluşan sözleşmenin 2. maddesi uyarınca; "Daha önce yatırılan koop. aidatı olan 29.280 YTL peşin sayılıp geri kalan tutar şu şekilde ödenecektir. 30/04/2008 15.000 YTL, 30/08/2008 15.000 YTL, 01/12/2008 10.720 YTL bunun dışında alıcıdan herhangi bir ücret talep edilmeyecektir." maddesinin bulunduğunu, müvekkilinin anılan maddedeki meblağları günü gününe ödediğini, davacı kooperatif yönetiminin müvekkilinden başkaca herhangi bir ücret talep etmeyeceğini belirtmesine rağmen, müvekkili aleyhine haksız olarak davaya konu icra takibini başlattığını, davacı kooperatifin sözleşme hükümlerine göre daireyi bitiremediğini, ilgili taşınmazın tapusunun müvekkiline teslim edilmediğini, dairenin müvekkiline eksik olarak teslim edildiğini, takibe konu miktarın, davacı kooperatifin 28/06/2021 tarihli 2019 yılı olağan genel kurulunca alınan 7 nolu kararında "2019 temmuz ayından başlayıp bir sonraki genel kurula kadar aylık olarak 750 TL aidat alınmasına" dayandırıldığını, davacıya ait bu ödemelerin müvekkilinin yüklendiğine/yükleneceğine ilişkin herhangi bir sözleşme hükmü olmadığını savunarak, davanın reddi ile, kötüniyetle takip yapan davacı aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Yukarıda yapılan açıklamalar, Yüksek Mahkeme içtihatları, bilirkişi raporları, davacıya ait defter ve belgeler, ana sözleşme hükümleri ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davalının, 07/03/2005 Tarihinde yapılan 2004 yılı olağan genel kurul toplantısının 4. Maddesi dayanak olmak üzere 27/12/2007 Tarihli "Sözleşme" ve Kooperatif Karar Defterinin 14/12/2007 Tarih ve 97 nolu yönetim kurulu kararı ile davacı kooperatife şartlı üye olarak kabulüne karar verildiği, 27/12/2007 tarihli sözleşmede açıkça ifade edildiği üzere anlaşılan bedel dışında davalıdan herhangi bir aidat talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığı, bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirerek aidat borçlarının tamamını ödediği, kooperatif kayıtlarında yer alan ödemenin 27/12/2007 tarihli sözleşmede kararlaştırılan bedelle örtüştüğü, Ana sözleşmenin "Kooperatifin Temsili ve İlzamı" başlıklı 46/1 maddesinde ifade edildiği üzere Kooperatif adına düzenlenecek evrakın muteber olması veya kooperatifin ilzamı için kooperatif unvanı altında temsile yetkili olanların ikisinin imzasının yeterli olduğu, şirket ana sözleşmesi gereğince yönetim kurulunun kooperatif üye alma yetkisi olduğu, şartlı üye alımı için genel kurul kararı bulunduğu, davalının kooperatife şartlı üye olarak kabul edildiği 2007 yılından 28/06/2019 tarihine kadar kendisinden başkaca bir aidat ödemesi talep edilmediği, dolayısıyla yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13/04/2015 Tarih ve 2015/2524 Esas-2015/2531 Karar sayılı ilamı, T.C. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 30/01/2020 Tarih ve 2016/8434 Esas-2020/554 Karar sayılı ilamı, T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 05/07/2018 Tarih ve 2018/1192 Esas-2018/992 Karar sayılı ilamı ve T.C. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 23/12/2020 Tarih ve 2018/1925 Esas-2020/4492 Karar sayılı ilamı da nazara alındığında davalının peşin bedelli üye olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının kazanılmış haklarını ihlâl eder nitelikteki daha sonraki genel kurul kararları ile daha önce oluşan üyelik statüsünden davalı yararına olan sonuçları ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı, bu nedenle davacı kooperatifin icra takibine dayanak 28/06/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 750,00 TL toplanmasına yönelik hükmün davalı yönüyle yok hükmünde olduğu ve bu genel kurul kararına dayanılarak aidat talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. Davalı 02/09/2021 havale tarihli cevap dilekçesinin netice ve talep kısmında kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur. Lakin davalının 2 haftalık yasal cevap süresinin 19/07/2021 tarihinde dolduğu ve 02/09/2021 tarihli dilekçesinin yasal süresinde verilmediği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekili 02/09/2021 tarihli cevap dilekçesinde dava dilekçesinin asile değil icra dosyasını da takip eden vekil olarak kendisine yapılması gerektiğini ifade etmiş ise de yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 23/06/2020 Tarih ve 2017/29927 Esas-2020/7453 Karar sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere dava dilekçesinin tacir olan davacıya yapılmasında herhangi bir usulsüzlük olmadığı görülmüştür. Davalının borcu olmadığına yönelik itirazları ise 6100 Sayılı Kanunun 128/1 maddesi kapsamında değerlendirilerek araştırılmış lakin yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 31/10/2016 Tarih ve 2016/3317 Esas-2016/4456 Karar sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere davalı tarafından yasal süre içerisinde kötüniyet tazminatı talep edilmediğinden bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili sözleşme ve yönetim kurulu kararı hakkında imza incelemesi yaptırılması yönünde talepte bulunmuş ise de dosya içerisinde yer alan 28/01/2022 tarihli bilirkişi raporunun 6. Sayfasında kooperatif defterlerinde yapılan incelemede 27/12/2007 tarihli sözleşme gereğince kararlaştırılan 70.000,00 TL tutarlı bedele ilişkin ödemelerin 27/12/2007 tarihli sözleşme içeriğini teyit etmesi, 14/12/2004 tarih ve 97 sıra nolu yönetim kurulu kararının davalının üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan davacı kooperatife ait karar defterine işlenmiş olması ve davacı kooperatife ait Ana Sözleşmenin 46/1 maddesi de nazara alınarak bu belgeler üzerinde inceleme yapılmasının yargılamaya bir yenilik katmayacağı değerlendirilmekle yukarıda detayı verilen Yüksek Mahkeme içtihatları da nazara alınarak imza incelemesi yapılmaksızın Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak..." davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından ve yasal süre içerisinde talep edilmediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap