Esas No
E. 2014/6467
Karar No
K. 2014/8344
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

6. Hukuk Dairesi         2014/6467 E.  ,  2014/8344 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Beypazarı Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıfatı İle) TARİHİ : 20/06/2013 NUMARASI : 2010/320-2013/196 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Uyuşmazlık, kira alacağı nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde, 2009 mahalli seçimlerinde davalının parti ilçe başkanı olarak İlçe Seçim Kuruluna gönderdiği 04.03.2009 tarihli yazı ile davacının tasarrufu altında bulunan reklam panolarını kullanmak istediklerini bildirdiği ve kullanılan reklam panoları kira bedeli ve afiş ücretleri bedeli olarak düzenlenen 06.11.2009 tarihli 39.158,30 TL lik fatura bedelini ödemediğinden, hakkında icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı ile aralarındaki kira ilişkisine karşı çıkarak, davacı ile sözlü veya yazılı bir sözleşme yapmadıklarını, parti ilçe başkanı olarak yazdığı yazı nedeniyle kendisinin sorumlu olmayacağını, kendisinin reklamının yapılmadığını, belediye başkan adayı ile davacının eşinin anlaşarak reklamların yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

1.Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Kira ilişkisinin ispat külfeti davacıya aittir. Kira ilişkisi inkar edildiğine göre bu ilişkinin varlığının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Bu hususun kanıtlanması da HMK.'nun 200. maddesindeki ispat kuralına tabidir. İddia edilen yıllık kira miktarına göre tanıkla kanıtlanması da mümkün değildir. 6098 Sayılı TBK’nun 1. maddesinde “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.” 2. maddesinde “Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır.” hükümlerine karşın, davalı tarafından İlçe Seçim Kuruluna hitaben yazılan reklam panolarını kullanmak istediklerine ilişkin yazının, taraflar arasında bedelleri ve şartları belirlenmiş bir sözleşme olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda mahkemece davacının delil listesinde yemin delili de bulunduğuna göre, davacıya taraflar arasında kira ilişkisi bulunup bulunmadığı ve varsa kira miktarının ne olduğu konusunda davalıya yemin teklif edip etmeyeceği sorularak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

2.Davacı vekilinin hükmün tashihine ilişkin temyiz itirazlarına gelince:

Mahkemenin 20.06.2013 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde reddedilen miktar yönünden davalı lehine vekâlet ücreti verilmesi unutulmuş, sonrasında, 02.07.2013 tarihinde "reddedilen miktar üzerinden 1320 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" şeklinde hükmün tashihine karar verilmiştir.

HMK.nun 304. maddesine göre “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmiş ise hakim tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmez ise dosya üzerinde inceleme yaparak karar verilebilir. Yine HMK 305/1(HUMK 455) ”hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt yada aykırılığın giderilmesini isteyebilir, 305/2 fıkrasında ise hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz genişletilemez ve değiştirilemez” hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda; tashih hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, taşıması durumunda hükümdeki gerçek anlamı çıkarılmak amacıyla başvurulan yasal bir yoldur. İleri sürülen isteğin hükme yeni bir unsur ilave edilmesi niteliğinde olduğu ve bununda tashih yoluyla karşılanmasına yasal olanak bulunmadığı dikkate alınmadan yazılı şekilde tavzih kararı verilmesi doğru olmadığından tashih kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca (1) ve (2) nolu bentlerde yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (1) numaralı bozma gerekçesine göre davacı vekilinin hükmün esasına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.