9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2021/26160 E. , 2023/5389 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
İlk Derece Mahkemesince çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 03.11.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2017 tarihli ve 2016/243 Esas, 2017/80 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2017/3592 Esas, 2018/1624 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.10.2021 tarihli 14-2018/98020 sayılı temyiz ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan gerekçesiz şekilde esastan ret kararı verildiğine, mağdurenin beyanlarında çelişki olmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin açık olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamı birlikte nazara alındığında; sanık hakkında mağdureye yönelik cinsel istismar suçundan cezalandırılması için dava açılmış ise de; sanığın suç tarihi itibarıyla dokuz yaşında olan ve kızlarıyla oynamak için evine gelen mağdureye cinsel istismarda bulunduğuna dair savunmasının aksine delil bulunmadığı, her ne kadar cinsel istismar suçları çoğunlukla alenen işlerden suçlardan olmaması, daha çok gizli işlenmesi nedeniyle mağdur ya da mağdure ifadeleri dışında bu tür suçlarda delil bulunamayacak olması nedeniyle mağdur ya da mağdurelerin beyanlarına itibar edilmesi gerekse de; bu beyanların da kendi içersinde tutarlı olması gerektiği gibi anlatımların hayatın olağan akışı içerisinde mantık kurgusuyla da çelişmemesi gerektiği, mağdure sanığın, sanık ve kızlarıyla birlikte oynadıkları odadan sanık koridora çıktığında kendisinin de arkadaşı olan sanığın kızlarının bulunduğu odadan çıkarak sanığın peşinden gittiği, bu husus kendisine sorulduğunda, "Bakayım bana bir şey yapacak mı?" şeklinde yaşından beklenilmeyecek olgunlukta cevap vermesi, yine mağdure, sanığın kendisini yatak odasına kapatıp, kapıyı kilitlediğini belirtmiş ise de; dosya içerisindeki jandarma personeli tarafından düzenlenen 27.06.2016 tarihli tutanak başlıklı belge içeriğinde, oda kapısının kilitlenmesinin mümkün olmadığı yönünde tespit yapılmış olması, mağdureye sanık bunları yaparken bağırıp yan odada bulunan sanığın kızlarına olayı duyurabileceği sorulduğunda, yine yaşından beklenmeyecek olgunlukta ‘’geniz etim var, bu nedenle bağıramadım.’’ şeklinde beyanda bulunması ancak geniz etinin bulunması hususunun bağırmaya engel olmayacak olmasının bilinen bir gerçek olması, mağdurenin bunun dışında sanığın kendisini omzuna alıp yatağa atmak şeklindeki oyunların sanığın kızlarıyla aynı ortamda, sanığın kendisi dışında kızlarıyla da oynayarak gerçekleştiği şeklindeki beyanları nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak mahkûmiyetine yönelik vicdani kanaat oluşturacdak delil bulunmadığı anlaşılmakla sanığın müsnet suçtan beraatine karar verildiği belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğ kabul edilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Suç ve karar tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurenin velayet hakkına sahip annesi Seda ile babası Soydan'ın 26.01.2017 tarihli celsede sanıktan şikâyetçi olup davaya katıldıkları nazara alındığında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hak ve yetkisi bulunması nedeniyle bu hususta temyiz ret isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan mağdure vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2017/3592 Esas, 2018/1624 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.09.2023 tarihinde karar verildi.