7. Hukuk Dairesi 2023/2932 E. , 2023/4626 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; zilyetliği müvekkilin dedesinden babasına, babasından da kendisine geçen 4.000,00 metrekare alanlı dava konusu taşınmazın bölgede yapılan son kadastro çalışmalarında tespit harici bırakıldığını, müvekkilinin bu taşınmazlar üzerine ev ve havuz yaptığını, etrafını çitle çevirdiğini, ağaç dikip yetiştirdiğini ağaçları sulamak için ... sulama sistemi kurduğunu, taşınmazın bulunduğu alanın Çay Barajı kamulaştırma alanı içinde kaldığını, muhdesatın bedellerinin ödenmesi için DSİ Bölge Müdürlüğüne yapılan başvurunun olumsuz sonuçlandığını, taşınmazın tapusunun alınması için müvekkilinin babasının zamanında tescil davası açtığını, ancak babasının ölümüyle davanın yarım kaldığını ileri sürerek muhdesatın kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın tüm çevresinin orman erozyon alanı içerisinde bulunduğunun anlaşıldığını, bu nedenle orman vasfında olan dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, davacının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili; müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın orman sınırı içerisinde kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesince hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “…Mahkemece yazılı biçimde gerekçeli kararın UYAP ortamındaki ve dosyadaki ıslak imzalı halleri arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu…” gerekçesiyle onama ilamının maddi hataya dayalı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizce karar; “…dava konusu taşınmazın, dava tarihinde tespit dışı bırakılan tapusuz yerlerden olduğu, yargılama aşamasında Afyonkarahisar Kadastro Müdürlüğünün 15.01.2016 tarihli yazısı ile taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının devam ettiği ve dava konusu yer hakkında 751 ada 3 parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlendiği, dava konusu taşınmazın niteliğinin 3402 ... Kadastro Kanununun geçici 8 inci maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğu, anılan hükme bağlı olarak davacı adına zilyetlikten tescil edildiği, 11.01.2016 ile 26.01.2016 tarihleri arasında askı ilanının yapıldığı, 01.03.2016 tarihinde davacı adına ‘tescil edilmeyen taşınmaz kayıtlarının yeniden tescili işleminden’, 10.10.2017 tarihinde ise ‘uzlaşma, anlaşma ve kamulaştırma işleminden’ davalı DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın yargılama aşamasında devam eden kadastro çalışmaları sonucu davacı adına tescil edildiği gözetildiğinde, davacı tarafından oluşturularak tespitini talep ettiği yapı ve ağaçların yine davacı adına oluşturulan tapu kaydı sınırları içerisinde kalıp kalmadığının Mahkemece denetlenmesi gerektiği, muhdesatın TMK'nin 718/2 nci maddesi gereğince taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüzü) olduğundan, tasarruf yahut kamulaştırma işlemlerinin taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçları da kapsayacağı, davacı tarafından oluşturulan muhdesatın tapu kaydı sınırlarında kalması halinde davacının dava tarihinde bulunan hukuki yararının, taşınmazın tapulu hale gelmesiyle sona ereceği, bu durumda Mahkemece, tapu kaydı sınırları dışında davacıya ait muhdesatın belirlenmesi ve şartların varlığı halinde tespit hükmü kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği…” gerekçesiyle bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın yargılama aşamasında devam eden kadastro çalışmaları sonucu davacı adına tescil edildiği, tespiti istenen yapı ve ağaçların davacı adına tescil olunan parsel sınırları içerisinde kaldığı, keşifte yapılan gözlem ve alınan beyanlar ile sunulan fen bilirkişi raporundan ağaçların keşif tarihinde mevcut olmadığı, bir kısım yapıların bulunduğu ve bunları TMK'nın 718/2 nci maddesi gereğince taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüzü) olduğundan, davacının dava tarihinde bulunan hukuki yararının taşınmazın tapulu hale gelmesiyle sona ereceği gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava açılırken haklı durumda olmaları nedeniyle aleyhlerine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu savunmuştur.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki ... ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3.Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3.Değerlendirme Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.