9. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2015 tarihli ve 2015/197 Esas, 2015/186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tanzim olunan 18.03.2019 tarihli ve 14-2015/316248 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Suçun unsurlarının oluşmadığına, müvekkilinin bacağının yanlışlıkla mağdura değmiş olduğuna ve tanık beyanlarının güvenilir olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkeme Kabulü; "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 24/04/2015 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmış, sanık savunmalarında atılı suçlamaları kabul etmemiştir. Suç tarihi itibariyle mağdurun 15-18 yaş grubu içerisinde bulunduğu, mağdurenin tüm beyanlarında sanığın eli ile sağ bacağını parmağını sürter şekilde istismarda bulunduğunu, diğer eliyle cinsel organını dışarı çıkarıp oynadığını, bunun üzerine bağırıp yardım istediğini beyan ettiği anlaşılmış, anlatımlarının birbiri ile tutarlı olduğu, mağdurenin ve babasının sanık hakkında şikayetçi oldukları anlaşılmıştır. Sanığa atılı cinsel istismar suçunun unsuru fiziki temas olup gerek mağdur anlatımları, gerekse tanığın beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın suç tarihinde mağdura yönelik olarak eli ile mağdurenin bacağına dokunarak cinsel amaçla fiziki temasta bulunduğu, sanığın buna aykırı savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılmıştır. Sanığın mağdurenin otobüste uyuduğu sırada mağdurenin bacağına dokunması üzerine uyandığı ve diğer elinde de sanığın cinsel organını görüp bağırdığını beyan etmesi karşısında eyleminin cinsel amaçla süreklilik arz eder nitelikte bulunduğuna ilişkin bir anlatımının söz konusu olmamasına karşılık sanığın mağdureye yönelik sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar eylemini işlediği, sanığın eyleminin yolculuk edilen otobüste birlikte bulunmanın sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlediği, dosya içeriğine göre eylemin bu şekilde gerçekleştiği, sanığın eylemine 6545 sayılı yasa ile değişik TCK'nın 103/1 maddesinin 2.cümlesi ile 103/3-b maddelerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenle sanığın yukarıda belirtildiği şekilde cezalandırılması cihetine gidilmiştir. Sanık hakkında atılı eylem nedeniyle ceza tertip edilirken suçun işleniş biçimi ve olayın özellikleri dikkate alınarak alt sınırdan ceza tayin edilmiş, suçun toplu olarak bir arada bulunulan otobüs seyahati esnasında işlenmiş olması nedeniyle 103/3-b maddesi gereğince verilen ceza yarı oranında arttırılmış, sanığın duruşmadaki tutum ve davranışı lehine değerlendirilerek hakkında TCK nun 62. maddesi uygulanmış, verilen sonuç ceza itibariyle sanık hakkında TCK 50,51 ve CMK 231/5 maddeleri uygulanmamış bu şekilde aşağıda belirtilen hüküm fıkrası kurulmuştur. " şeklindeki gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Mağdurun aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında; sanığın eylemini araç içerisinde gerçekleştirdiği ve müsnet suçun işlendiği yerin Kanun maddesinde tarif edilen "insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamlar" dan olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ile artırılması suretiyle sonuç cezanın fazla tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan nedenle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2015 tarihli ve 2015/197 Esas, 2015/186 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın