10. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. İstanbul 25. Sulh Ceza Mahkemesinin, 22.11.2012 tarihli ve 2012/891 Esas, 2012/1984 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiştir. Kararın 29.01.2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 25. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.11.2013 tarihli ve 2013/551 Esas, 2013/1693 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar 24.12.2013 tarihinde kesinleşmiştir. D. Sanığın 17.09.2014 tarihli 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçu nedeni ile Kızıltepe 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/285 Esas, 2016/90 Karar sayılı kararının ihbarı üzerine İstanbul 78. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2016 tarih, 2016/333 Esas,2016/407 Karar sayılı kararı ile hüküm açıklanarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7.300,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; gereğinin yapılması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre) Şüphe üzerine durdurulan sanığın polisleri görünce elinden yere attığı bir adet el sarımı sigara ele geçirilmiştir. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı'nın ekspertiz raporu ile ele geçen maddenin, uyuşturucu nitelikte, esrar elde edilebilecek hint keneviri parçaları olduğu belirlenmiştir. Sanık hakkında açılan kamu davasında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, kararın kesinleştiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile yapılan yargılamada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın 17.09.2014 tarihli 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet suçunun ihbarı ile hüküm açıklanarak mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; A. İstanbul 25. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/891 Esas, 2012/1984 Karar sayılı dosyasında sanığın dinlenmesi için yazılan talimatta, sanığın asker olduğu belirtilerek bila ikmal iade edildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymaması ile İstanbul 25. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/551 Esas, 2013/1693 Karar sayılı dosyasında ise sanığın alınan savunmasında askerde olduğundan yükümlülüklerini yerine getiremediğini beyan ettiği anlaşıldığından, sanığın hangi tarihlerde askerde olduğunun tespit edilip, sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması, B. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, C. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle, sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde bir karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinde yer alan takdiri indirimin uygulanmaması, Kabule göre de; D. Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında tam gün sayısının yazılmaması ve yasal dayanak olan 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin yazılması, E. Sanık hakkında verilen 1 yıl hapis cezasına ilişkin olarak hüküm açıklanırken, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” şeklindeki düzenlemeye aykırı bir şekilde, bahse konu hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi kapsamında 7.300,00 TL adli para cezasına çevrilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuş olması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 78. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2016 tarih, 2016/333 Esas, 2016/407 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap