9. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli ve 2013/80 Esas, 2014/390 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan davada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.11.2017 tarihli ve 14-2015/16979 sayılı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan onama, çocuğun cinsel istismarı suçundan bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Mahkemenin tevsii tahkikat taleplerini reddederek karar verdiğini, sanığın haklılığını ortaya çıkaracak olan mağdureyi ve karakolda müdafii olmadan sanığın ifadesinin alındığını bilen mağdurenin annesini dinlemeden karar verdiğini, sanığın mental retarde olmasına ve buna ilişkin raporu olmasına rağmen, bu husus göz ardı edilerek birbiri ile çelişik raporlara göre sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, sanığın mağdureyi eve çağırdığını ve kendisinin geldiğini söylemesine rağmen usule uygun alınmayan ifadesinde geçen beyanı esas alınarak alıkoymadan ceza verildiğini, oysa alıkoyma eyleminin bulunmadığını, kanuni temsilcinin şikâyetçi olmadığını, her iki ailenin de aynı apartmanda aynı katta yaşadıklarını ve birbirlerini tanıyıp ailecek görüştüklerini, sanığın iddia edildiği gibi cinsel amaçla davranmasının mümkün olmadığını, kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemesince "İddia, mağdurenin nüfus kaydı, mağdurenin aşamalardaki beyanı, 11/07/2011 tarihli sosyal inceleme raporu, 10/07/2011 tarihli tutanak, mağdurenin olay sebebiyle tam bir travma yaşantılamadığı ancak (anksiyete bozukluğu ile giden) uyum bozukluğu tanı ölçütlerini karşıladığı düşünüldüğü, bununla birlikte bazı travmatik olayların etkilerinin yıllar sonra görülebileceği psikolojik olarak mümkün olduğundan şimdiden olayla ilgili olarak kişinin ruhsal durumunda kalıcı izli bir bozukluk gelişmediğinin söylenmesinin mümkün olmadığına karar verildiğine dair İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalına ait 05/09/2012 tarih 430 sayılı raporu, İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2012 tarih 2011/786 Esas 2012/1366 Karar sayılı görevsizlik kararı, sanık vekilince mahkememize sunulmuş olan ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından alınmış olan 25/02/2013 tarih 2013/09 sayılı olay nedeniyle mağdurede bildirilen klinik ruhsal tablonun ağırlık, nitelik ve kalıcılık özellikleri bakımından ruh sağlığını bozacak nitelikte olmadığını bildirir bilimsel mütalaa, sanıkla ilgili mahkememizce yüklenen suçla ilgili olarak ceza ehliyetinin olup olmadığına yönelik aldırılan ve sanığın 11/07/2011 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluğunun tam olduğunu belirtir Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 17/07/2013 tarihli raporu, yine sanığın cezai sorumluluğunun tam olduğuna dair 08/05/2014 tarih ve 855 sayılı Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu kararı, sanığın 10/07/2011 tarihinde müdafii huzurunda poliste vermiş olduğu mağdureyi apartmanın koridor kısmında gördüğü, kendisinini yanına çağırdığı, yanına geldikten sonra ağzını kapattığı, daha sonra ikamet ettiği evin yatak odasına getirdiği ve mağdurenin alın kısmından öptüğü, mağdurenin eve gitmek istediğini söylemesi üzerine de kendisini bıraktığına dair beyanı, aşamalardaki sanık savunması ve sanık müdafinin savunmaları ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın 10/07/2011 olay tarihinde 05/11/2001 doğumlu olup olay tarihinde 10 yaş içerisinde olan çocuk-mağdureyi eli ile ağzını kapatarak zorla kendisinin ailesiyle birlikte ikamet ettiği evin yatak odasına götürmek ve burada mağdureyi yüzünden öpmek ve ağlamaya başlaması üzerine kendiliğinden bırakmak suretiyle eylemin vardığı aşama itibariyle sarkıntılık düzeyinde kalacak şekilde cinsel istismarda bulunmak suçunu işlediği sabit görülmüş, eylemine uyan ve lehine olan 5237 Sayılı TCK.'nin 6545 Sayılı Yasayla değişik 103/1-a bendi delaletiyle 103/1 fıkrasının 2. cümlesi gereğince cezalandırılmasına, suçun cebir kullanmak suretiyle zorla işlenmiş olması nedeniyle verilen ceza TCK.nun 103/4 maddesi gereğince verilen ceza takdiren yarı oranında artırılmış, sanığa verilen ceza duruşmadaki hal ve tavrı, sanığın sabıkasız olması ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK.nun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiş, Sanığın sabit olan 10 yaş içerisindeki çocuk-mağdureyi ağzını eli ile kapatarak evine götürüp alıkoymak suretiyle zorla (cebirle) kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sabit görülmekle eylemine uyan TCK.nun 109/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına, suçun çocuğa karşı işlenmiş olması nedeniyle verilen ceza TCK.nun 109/3-f bendi gereğince bir kat artırılmasına, sanığa verilen ceza suçun cinsel amaçla işlenmiş olması nedeniyle TCK.nun 109/5 maddesi gereğince yarı oranında artırılmasına, sanığa verilen ceza duruşmadaki hal ve tavırları ile sabıkasız olması ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK.nun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezaların nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görülmemiş, aynı gerekçe ile Tebliğnamedeki çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün bozulması yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli ve 2013/80 Esas, 2014/390 Karar sayılı kararı yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın