9. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18.12.2014 tarihli ve 2014/40 Esas ve 2014/346 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ve hak yoksunlukları ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve hak yoksunlukları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.12.2017 tarihli ve 14-2015/53999 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın mağdurenin gerçek yaşı hususunda esaslı bir hataya düştüğüne, mağdurenin gerçek yaşı hususunda mağdurenin ailesinin dahi mağdurenin yaşını söyleyemediklerine, mağdurenin gerçek yaşının nüfus kaydındaki yaşından büyük olabileceğine, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ile mağdurenin olay tarihinden bir yıl önce tanıştıkları ve aralarında duygusal arkadaşlığın başladığı, olay günü olan 26.06.2013 günü mağdurenin, annesi ile tartışması sonucunda evden ayrıldığı, mağdure ve sanığın cep telefonu ile irtibata geçerek mağdurenin evinin yakınındaki parkta buluştukları, bir müddet beraber dışarıda gezdikten sonra sanığın mağdureye kendi evine gitme konusunda teklifte bulunduğu ve mağdurenin kabul etmesi ile birlikte sanığın evine gittikleri, evde bir müddet mağdure ile vakit geçiren sanığın mağdure ile yakınlaşmaya başladığı, mağdureyi öptüğü ve hem kendisinin hem de mağdurenin kıyafetlerini çıkardıktan sonra mağdure ile normal yoldan iki kez cinsel ilişkide bulunduğu anlaşılmış olup; Mağdurenin kemik yaşının tespiti ile ilgili olarak alınan Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 24.10.2014 tarihli raporunda mağdurenin olay tarihi olan 26.06.2013 tarihinde on dört yaşını bitirmiş olup on beş yaşı içerisinde olduğu, on beş yaşını tamamlamadığının bildirildiği, Her ne kadar sanık mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediğini, mağdurenin kendisine on dört yaşını doldurmasına bir ay kaldığını söylediğini, bu sebeple mağdure ile iki defa cinsel ilişkiye girdiğini beyan etmiş olsa da; mağdurenin, yaşı ile ilgili sanığın anlattığı şekilde beyanının olmadığını, yaşını olduğundan büyük söylemediğini ifade etmesi, mağdurenin kemik yaşına ilişkin alınan ATK raporu ve mağdurenin sanığın yanıltacak şekilde yaşından büyük görünüşünün olmaması nedeni ile sanık hata hükümlerinden yararlandırılmamış ve mağdureye karşı işlediği sabit olan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Her ne kadar iddianamede sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılması talep edilmiş ise de; mağdurenin olayın akabinde sıcağı sıcağı alınan beyanından sanık ile aynı zamanda üst üste birden fazla cinsel ilişkiye girdiğini beyan etmesi karşısında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi koşulunun oluşmaması nedeni ile sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır. Sanığın olay tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdureyi evine götürmesi eylemi ile ilgili olarak rızası hukuki sonuç doğurmayan on beş yaşından küçük mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Sanığın aşamalardaki beyanlarında mağdurenin kendisine on sekiz yaşını doldurmasına bir ay kaldığını söylediği yönündeki savunmaları, mağdurenin soruşturma aşamasında sanığa yaşını on beş olarak söylediğini ancak sanığın daha büyük duruyorsun demesi üzerine bu sefer de on yedi yaşında olduğunu söylediği, Mahkemedeki ifadesinde de sanığa on altı yaşında olduğunu söylediğine ilişkin ifadeleri, doktor raporları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olay tarihinde kız arkadaşı olan mağdureyle cebir veya tehdit olmaksızın cinsel ilişkiye giren sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Açıklanan nedenlerle Tebliğnamede hükümlerin onanmasına yönelik görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/40 Esas ve 2014/346 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Mağdurenin hastane doğumlu olmaması nedeniyle Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'ndan alınan 24 Ekim 2014 tarihli kemik yaşı raporunda, mağdurenin nüfus kaydına uygun gelişim gösterdiği, grafi çekim tarihinde on beş yaşını bitirmiş olup on altı yaşı içerisinde olduğu ve olay tarihinde ise on dört yaşını bitirmiş olup, on beş yaşı içerisinde olduğu ve on beş yaşını bitirmediğinin belirtildiği, mağdurenin, aşamalarda sanığa söylediğini beyan ettiği yaşı ile alakalı çelişkili ifadelerinin bulunduğu, nitekim mahkemede 16.04.2014 tarihli celsede; “Barış’a 18 yaşımı doldurmama 1 ay kaldığını söylemedim, biz Barış ile görüşmelerimizde kemik yaşının tespiti için bu şekilde beyan vermek konusunda anlaştık” şeklinde beyanda bulunduğu, gerekçeli kararda mağdurenin, sanığı yanıltacak şekilde yaşından büyük görünüşlü olmadığına ilişkin tespitin yapıldığı anlaşılmakla; mağdure, sanıkla konuşarak, sanığın daha az ceza almasını ve yahut ceza almamasını sağlamak amacıyla yaşı hususunda farklı beyanlarda bulunduğu, mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanından anlaşıldığı üzere mağdure sanığa on beş yaşında olduğunu söylediği anda olay tarihindeki yaşı itibariyle mağdurenin yaşını az çok bilebilecek olgunlukta olan sanığın, mağdurenin yaşının küçük olduğunu düşünüp, bunun bilincinde olarak hareket etmesi ve yaşı küçük mağdureye karşı gerçekleştirdiği cinsel eylemleri mağdurenin rızası dahilinde olsa dahi gerçekleştirmemesi gerektiği düşüncesinde olup; mahkemenin sanık hakkında hata hükümlerini uygulamama gerekçesinin yerinde olduğu ve hükümlerin onanması gerektiği kanaatindeyim. Açıklanan nedenlerle de sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap