9. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık müdafiinin, sanık hakkında kurulan hükümleri süresinde temyiz etmesinden sonra sanığın cezaevi aracılığıyla gönderdiği 27.09.2023 ve 03.10.2023 tarihli dilekçelerle temyizden feragat ettiğini bildirdiği görülmekle katılan Bakanlık vekili ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Her ne kadar kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Tebliğnamede görüş bildirilmişse de bu suça ilişkin temyiz istemi bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2022 tarihli, 2022/315 Esas, 2022/439 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 09.02.2023 tarihli ve 2023/223 Esas, 2023/245 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması, temel cezada ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması esnasında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tesis edilmesi ve sanık hakkında takdiri indirim uygulanmaması gerektiği yönündedir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tesis edilmesi ve kurul lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında on dört yaşından küçük mağdureye yönelik zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kamu davası açıldığı, sanığın atılı suçu kabul etmediği, mağdurenin değişmeyen anlatımlarında Litmeç uygulaması üzerinden sanıkla tanıştıkları daha sonra buluştukları, mağdurenin anlatımına göre ilk kez kiralık bir dairede buluştuklarını, sanığın kendisine su verdiğini, kendisinden geçtiğini belirtmiş ise de bu olaydan sonrada birçok kez sanığın evinde buluştukları, sanığın cinsel ilişki dışında sevişme şeklinde eylemlerinin sürdürdüğü yine mağdurenin mahkemedeki beyanına göre, vücuda organ sokma olayının gerçekleşmediği, mağdurenin inceleme dışı diğer sanık ...’ya attığı ve örnekleri de dosyaya alınan mesajlar incelendiğinde, öz olarak sanığa bir ... ve ilgisinin olduğu, sanığın başına bir şey gelmesi halinde çok üzüleceğine ilişkin ve bu durumu çağrıştıran mesajlar gönderdiği nazara alındığında olayın kül halinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ve sanığın eylemlerinin mağdurenin rızası ile gerçekleştiği ancak mağdurenin on dört yaşından da küçük olması nedeniyle bu rızanın geçerli olmadığı anlaşılmakla sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekili ve Katılanlar Vekilinin Sübuta İlişkin Temyiz İtirazları Yönünden İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Sair Temyiz İtirazları Yönünden Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 09.02.2023 tarihli ve 2023/223 Esas, 2023/245 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın