10. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13.08.2021 tarihli 2021/306 Esas ve 2021/433 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 25 yıl hapis ve 50.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.10.2021 tarihli ve 2021/2623 Esas, 2021/2290 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik suça konu uyuşturucu uyarıcı maddelerin miktarı ve cinsi dikkate alındığında, temel hapis ve adli para cezaları belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmadan ceza tayini hukuka aykırı bulunup aleyhe istinaf başvurusu olmadığı gerekçesiyle eleştirilerek sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrasındaki adli para cezasına ilişkin düzenleme olağanüstü hal kapsamında 01.02.2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 132 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaştığı ve Anayasaya aykırı olduğuna, 2. Sanığın hataya düştüğüne ve 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiğine, 3. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanmaması gerektiğine, 4. Hükmün gerekçesiz olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık savunmasında, kendisinden ele geçirilen maddelerin uyuşturucu nitelikli olduğunu bilmediğini, bu maddeleri kendisine Etiyopya'da veren Martin isimli arkadaşının uyuşturucudan söz etmediğini, sadece kimyasal madde olduğunu söylediğini ileri sürmüş ise de, konusu suç oluşturmayan maddeleri vücudunun içerisinde getirmeyi kabul etmiş olması, ifadesinde Martin'in kendisine uyuşturucu maddeleri Türkiye'ye götürmesi karşılığında 1.800,00 ABD doları teklif ettiğini, paraya ihtiyacı olduğu için bu teklifi kabul ettiğini beyan etmiş olması ve tüm dosya içeriği göz önüne alındığında, sanığın savunmasının yalnızca suçtan ve cezadan kurtulma amacına yönelik olduğu, tespit edilen gerçeklik ile örtüşmediği kanaatiyle savunmaya itibar edilmediği, sanığın röntgen filmlerinde, alt batın rektosigmoid düzeyde en büyüğü 4,5 cm ölçülen çok sayıda hiperdens kapsül izlendiği ve sanığın vücudundan 6 adet kapsülün doğal yollarla çıkartıldığı, bu kapsüllerin içerisinde toplam net ağırlığı 444,0 g, saflık oranı %80 olan, 355,2 gr. saf kokain içeren beyaz renkli katı maddelerin ele geçirildiği, sanığın savunmalarında ikrar ettiği üzere, suça konu uyuşturucu maddeleri makat kısmından vücuduna yerleştirmek suretiyle ülkemize soktuğu, sanığın gümrüklü yeşil alandan geçip Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra hava limanı çıkış kapısına giderken yakalandığı, böylelikle sanığın kokain nitelikli uyuşturucu uyarıcı maddeyi Türkiye'ye ithal ettiği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükme yapılan ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine ilişkin eleştiri dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanmasına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ve cezanın kanuni bağlamda uygulanmasına ilişkin takdirlerinde ve Bölge Adliye Mahkemesinin eleştirisinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.10.2021 tarihli ve 2021/2623 Esas, 2021/2290 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın