9. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2018 tarihli ve 2018/47 Esas, 2018/192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 05.10.2020 tarih ve 2018/1435 Esas, 2020/711 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2022 tarihli ve 9-2020/105932 sayılı, temyiz ret görüşlü Tebliğnamesiyle Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında verilen beraat kararının usul ve kanuna aykırı olup kararın sanık aleyhine bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; "Yapılan yargılama sonunda yukarıda belirtilen kanıtlara göre; sanığın öz yeğeni olan mağdure ... 'a değişik tarihlerde cinsel istismar eyleminde bulunduğu iddia edilerek kamu davasının açıldığı, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında; olay günü cep telefonunun yerinde olmadığını görünce konuyu görüşmek için mağdurenin annesi olan müştekinin çalıştığı kantine giderek görüştüğünü, müştekinin telefonla ilgili bilgisiin olmadığını söylemesi üzerine eve döndüğünü,aynı gün akşam saatlerinde mağdurenin annesi olan müştekinin kendisine tartışma anında 'evi terket git' demesi üzerine sinirlendiği için ablası olan müştekiye haraket ve tehdit içeren sözler sarf edip televizyona vurarak kırdığını, kesinlikle yeğenin iddia ettiği gibi kendisine cinsel bir davranış sergilemediğini beyan ettiği, ifadesine başvurulan müşteki ... in de; sanığın savunmalarının doğru olduğunu, sanıkla arasında yaşanan tartışmadan sonra kızı olan ...'un dayısının kendisine yönelik cinsel içerikli eylemlerde bulunduğunu ifade ettiğini, ancak; sanığın evden ayrılması üzerine kızı olan ...'un kendisine; dayasının evden gitmesi için bu şekilde yalan ifade verdiğini beyan ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin bozma kararından sonra duruşmada bizzat ifadesi alınan mağdurenin de; dayısının kendilerinin evinde uzun süre kaldığını, dayısının evden ayrılıp gitmesi için dayısına yönelik olarak kendisine cinsel istismar eyleminde bulunduğunu ortaya attığını, oysa böyle bir durumun söz konusu olmadığını, dayısının evden gitmesinden sonra annesine dayısı ile ilgili böyle bir yalan beyanda bulunduğunu ifade ettiğini söylediği, Psikolog bilirkişinin duruşmadaki gözlemine göre; mağdurenin annesinin etkisinde kalarak annesini koruma iç güdüsü ile yalan beyanda bulunması ihtimalinin mevcut olduğu ileri sürülmüş ise de; çelişkili bu anlatımlar dışında savunmanın aksine sanığın atılı cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden arınmış somut, kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediği için sanığın ağır sonuçları olan cinsel istismar suçundan mahkümiyetine karar verilmesi olanağının bulunmadığı, bu cümleden olmak üzere; sanık yönünden şüphe bulunmakla beraber 'şüpheden sanık yararlanır' kuralından hareketle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, bu düşünce ve gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmekle hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, Tebliğnamede katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 05.10.2020 tarih ve 2018/1435 Esas, 2020/711 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın