16. Hukuk Dairesi

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; menfi tespit davası açılmış olsa da davacının borcunun borçlu sıfatını haiz olduğunu, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğününü ... E. Sayılı dosyasından taahhüt vererek ikrar ettiğini, ayrıca taahhüdün gereklerini de yerine getirmeye başladığını, hal böyleyken davacının huzurdaki davayı ikame etmekte kötü niyetli olduğunu, takip dosyasının hiçbir zaman 3 yıl aralıksız olarak işlemsiz bırakılmadığını, 3 yıllık zaman aşımı süresinin 04.02.2020 tarihli talepleriyle kesildiğini, ayrıca davacının açmış olduğu ve zaman aşımı defini ileri sürdüğü derdest olan bir takibin iptali davası bulunduğunu, hal böyleyken davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü ile davanın reddini talep ettiklerinin, davacı tarafından huzurdaki açılan haksız ve kötü niyetli davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarih ve 2021/251 Esas - 2022/143 Karar sayılı kararıyla; "... taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan icra takibinin davalı yanca takipsiz bırakılmasından sonra yasal süre içinde icra takip işlemi yapılıp yapılmadığı, buna göre icra ve takip konusu kıymetli evraka bağlı alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve davalının davacıya borçlu olup olmadığı noktalarındadır. İcra dosyasının incelenmesinden davalı alacaklının icra dosyasında en son 12/10/2015 tarihinde işlem yaptıktan sonra 27/07/2020 tarihine değin dosyada zamanaşımını kesen herhangi bir icra takip işleminin yapılmadığı anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar 04/10/2017 tarihinde dosyada işlem yapıldığını beyan etmişse de Uyap sistemi üzerinden dosyanın incelenmesinden böyle bir işlemin varlığına rastlanmamıştır. Aynı şekilde İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi' nin yukarıda anılan kararında da aynı tespitte bulunulmuştur. Buna göre icra ve takip konusu edilen kıymetli evrakın zamanaşımına uğradığı söylenebilecektir. Ne var ki davacı, alacak zamanaşımına uğradıktan sonra icra müdürlüğü dosyasından yazılan ... Talimat sayılı dosyasında 07/04/2021 tarihli haciz işleminde icra dosya borcunu kabul ettiğini ve dosya borcunu taksitler halinde ödeyeceğini beyan ve taahhüt etmiştir. Davacının icra dosya borcu zamanaşımına uğradıktan sonra borcu kabul etmesi zamanaşımından feragat olarak nitelendirilebilecek olmakla birlikte, yine dosya borcu açıkça kabul edildikten sonra alacağın zamanaşımına uğradığı iddiası ile huzurdaki davayı açması ise çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil ettiği gibi TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile de bağdaşmadığından davacının davasının reddine." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Davaya konu kambiyo senetlerine özgü icra takibinin davalı/alacaklı tarafından 3 yıl takipsiz bırakıldığından TTK m.730 ve m.814/2 gereği alacaklının (hamilin) müvekkile (cirantaya) karşı başvuru hakkı zamanaşımına uğradığını, Alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle mahkemede menfi tespit davası ve İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/134 E. sayılı dosyasında takibin taliki veya iptali davası ikame edildikten müvekkilin adresine fiili hacze gidildiğini, mahkemece tedbir kararı verilmediğinden müvekkilin taahhüt vererek borcu kısmen ödemek zorunda kaldığını, müvekkil taahhütte bulunurken ve kısmi ödemeleri gerçekleştirmek zorunda kalırken önceden ikame ettiğimiz davalar kapsamında istirdat hakkının mahfuz olduğunu bilerek hareket ettiğini,Müvekkil her ne kadar fiili haciz esnasında borcu taksitler halinde ödeyeceğini beyan etmişse de haciz tehdidi altında alınan ödeme taahhüdü borcun kabulü (zamanaşımı hakkından feragat) anlamına gelmeyeceğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında da haciz tehdidi altında alınan ödeme taahhüdünün borçlunun hür iradesiyle verilmediğinden bağlayıcı olmayacağı yönünde olduğunu, Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.06.2018 tarih 2017/1627 E., 2018/1187 K. Sayılı kararında "Önceden menfi tespit davası açan borçlunun, haciz sırasında borçlu olmadığına ilişkin iddialarını tutanağa geçirmek suretiyle ödeme taahhüdünde bulunması da bu taahhüdün, çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülerek ve cebri icra baskısı altında yapıldığı anlamına gelir. Diğer bir ifade ile somut olayın, yukarıda açıklanan özellikleri nedeniyle davacı keşidecinin ödeme taahhüdünde bulunması, borçlu olduğunun ikrarı olarak kabul edilemez." şeklinde hüküm kurulduğunu,Mahkemece alacağın zamanaşımına uğradığı tespit edilmişken müvekkilin haciz tehdidi altında borcu taksitler halinde ödeyeceğini beyan etmiş olmasının, daha önce yaptığı zamanaşımı itirazının incelenmesini önlemeyeceğini (zamanaşımı iddiasından feragat anlamını taşımayacağı) (Yargıtay 12. HD. 28.12.1992 T. 9739/17724), buna rağmen ilk derece mahkemesinin davamızın reddine karar vermesinin usule aykırı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap