7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket nezdinde -------plakalı araç, ----- tarihinde seyir halinde iken, davalının maliki olduğu dava dışı sürücü ------- sevk ve idaresinde bulunan ------ plakalı ------ kusurlu olarak çarpması neticesinde hasarlandığını, kazadan hemen sonra düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağında da; davalı sürücünün 2918 sayılı K.T.K' nun 52/1b maddesini ihlali ile kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığını, davalı kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğunu, davalı asli kusurlu olarak, ------- plakalı aracın hasara uğraması dolayısıyla müvekkil şirketçe poliçe kapsamında ödenen bakiye 23.073,00 TL (takip öncesi davalı araç sigortacısı tarafından ödenen 2.177,00-TL mahsup edildikten sonra kalan tutardır.) tazminatın tamamından kusuru oranında sorumlu olduğunu, müvekkili şirket rücu talebini rücu talep yazısı ile bildirerek ödemenin yapılması gerektiğinin ihtarında bulunmuştur lakin müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava konusu trafik kazası sonucu sigortalıya ait araçta oluşan hasar nedeniyle ödenen tutarın tahsili için davalı borçlu aleyhine ------ dosyası ile takip başlatıldığını, dosya davalı borçlunun yetki itirazına istinaden dosya ----- gönderilmiş----- kaydının yapıldığını, dosyadan gönderilen ödeme emrine de davalı tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davalı borçlunun -----Esas sayılı takip dosyasına vaki borca itirazının iptalini ve takibin devamına, haksız ve zaman kazanma amacına yönelik itirazda bulunan davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ------- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihinin ----- olduğunu, ----------- tarihli olduğunu, davacının aradan geçen 4 yıl 1 ay 22 gün sonra huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacılar yönünden her durumda zararı öğrendiği tarihten itibaren 2 senelik hak düşürücü süreler sona ereceğini, uzamış cezanın zaman aşımının ancak gerçek kişilerin haksız eyleminin faili aleyhine uygulanabileceğini, davalının aracın işleteni olmaması sebebiyle aracın sadece maliki olduğunu, ve uzamış cezanın zaman aşımından sadece haksız işlemi işleyen failden yararlanabileceğini, haksız fiilden kaynaklanan taleplerin uzamış cezanın zaman aşımının haksız eylemi işleyen kişilere karşı açılan davalarda uygulanabileceğini, davacının müvekkili yönünden ceza zaman aşımı süresinden yararlanması mümkün olmadığını, haksız fiilden kaynaklanan taleplerde uzamış ceza zaman aşımının haksız eylemi işleyen kişilere karşı açılan davalarda uygulanabileceğini, davacının müvekkili yönünden ceza zaman aşımı süresinden yararlanmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkili açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerekeceğini, Sicilde görünen malikten farklı 3. bir şahıs aracı kendi hesabına, tehlikesi ve yararı kendine ait olmak üzere fiilen elinde bulunduruyor ve kullanıyorsa, bu durumda aracın işleteni sicilde görünen malik değil, aracın üzerinde eylemli egemenliği olan şahıstır yazdığını, Somut olayda müvekkilinin yalnızca sicilde malik olarak gözüktüğünü, müvekkilinin aracın üzerinde yarar ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere eylemli egemenliği mevcut olmadığını, araçla ilgili işletme maaliyetlerine katılmadığını, Aracın yakıtını tedarik etmediğini ve onarımlarına da katılmadığını, bu nedenle müvekkilinin işleten olarak sorumlu olmadığını, aracın üzerindeki eylemli egemenlik yani fiili hakimiyetin müvekkiline ait olmadığını ve sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını, tüm bu sebeplerden dolayı usul ve yasaya aykırı olarak müvekkilinin aleyhine ikame edilen davanın reddini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın