Danıştay 7. Daire Başkanlığı
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2020/563 E. , 2023/575 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
... Gümrük Müdürlüğü
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Sınai ve Mali Yatırımlar Anonim Şirketi adına tanzimli dahilde işleme izin belgesi kapsamında 2003 ve 2004 yıllarında işlem gören 38 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesinden kaynaklanan katma değer vergisi ve kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile anılan vergi ve fon payı üzerinden karara bağlanan para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; olayda, asıl borçlu şirket adına tescilli muhtelif tarih ve sayılı (38) adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaya ilişkin olarak dahilde işleme rejimi şartlarının ihlal edildiği hususunun, Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığınca Mersin Gümrük Müdürlüğüne 29/04/2011 tarihinde bildirildiği, asıl borçlu şirketin ise söz konusu borçlarını 03/05/2011 tarihinde 6111, 28/11/2014 tarihinde 6552, 25/11/2016 tarihinde 6736, 13/07/2018 tarihinde ise 7143 sayılı Kanun'dan faydalanmak için başvuruda bulunduğu ve başvurusunun kabul edilerek borçların yapılandırıldığı, bu kapsamda borçların zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığı, ancak söz konusu yapılandırma taleplerine ek imza sirkülerinde davacının kanuni temsilci olduğuna ilişkin herhangi bir ibareye yer verilmediği gibi söz konusu imza sirkülerinde davacının adının hiçbir şekilde yer almadığı ayrıca davalı idarece sununlan bilgi ve belgelerden ilgili dönemlerde davacının kanuni temsilci ve münferiden imza yetkilisi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanmadığının anlaşıldığı, 6111, 6552, 6736 ve 7143 sayılı Kanunlar uyarınca yapılandırma sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, şirket kanuni temsilcilerinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olması karşısında vergi kaybına sebebiyet verilen yapılandırma sonrası dönemde borcun belirlenen ödeme planında yer alan vadelerde ödenmemesinden davacının asıl şirkette bulunmaması nedeniyle sorumlu olmadığı ve vergi kaybına sebebiyet verilmesi konusunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile vergi ve fon payına ilişkin para cezalarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Borcun doğumu anında kanuni temsilci olan davacı adına tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/02/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : ... Sınai ve Mali Yatırımlar Anonim Şirketi'nden tahsil edilemeyen 2003-2004 yılının muhtelif dönemlerine ait vergiler ile para cezalarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır
Dosyanın incelenmesinden, davacının 01/10/2002-522, 04/04/2003-530, 01/04/2004-538 tarih ve sayılı yönetim kurulu kararları uyarınca genel müdür yardımcısı ve üye olarak 1. dereceden B grubu, yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak yine 1. dereceden A grubu temsil ve ilzama yetkili imzacı olduğunun tescil ve ilan edildiğinin görüldüğü, bu durumun 12/04/2005 tarihinde ilan edilen istifasına kadar devam ettiği, asıl borçlu şirketin davaya konu ödeme emri içeriğindeki borçlarını 03/05/2011 tarihinde 6111, 28/11/2014 tarihinde 6552, 25/11/2016 tarihinde ise 6736 sayılı Kanun'dan yararlanarak yapılandırmak için başvurduğu ve yine en son 13/07/2018 tarihinde ise 7143 sayılı Kanun'dan faydalanmak için başvuruda bulunduğu ve başvurusunun kabul edilerek borçların yapılandırıldığı, ödeme planlarına uyulmaması üzerine de kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Olayda, davacının, kanuni temsilci olduğu dönemlerde doğan veya ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen ve asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarının ödenmesinden sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı tarihten sonraki bir dönemde seçilen kanuni temsilci tarafından asıl borçlu şirkete ait geçmiş dönemlere ilişkin vergi borçlarının yapılandırılmış olması da davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin kanuni temsilci sıfatıyla doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin amme alacaklarının doğduğu veya ödenmesi gerektiği tarihlerde kanuni temsilcilik sıfatını haiz olup olmadığı, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun olarak malvarlığı araştırması yapılıp yapılmadığı gibi esasa ilişkin konular dikkate alınmak suretiyle borcun şirketten tahsil olanağının bulunup bulunmadığı ve benzeri diğer hususlar araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.