14. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.12.2022 tarih ve 2022/754 Esas, 2022/1098 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen 08.09.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu esaslarına göre ihalesi yapılan ve finansmanının %50’si Müvekkili ...
Bankası A.Ş.'nin yıllık karından ayrılan ödeneğin Köyler ve Belediyelerin Altyapı Proje ve Yapım İşlerinde kullandırılmasına ilişkin Yönerge kapsamında, geriye kalan %50’si ise Müvekkili Banka tarafından Belediyesine açılan 1.100.000,00 TL krediden karşılanmak üzere, Müvekkili Banka İzmir Bölge Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan “... (Muğla) İçmesuyu İnşaatı Yapım İşi”, 1.481.602,00 TL sözleşme bedeli üzerinden davalı ...’a (“Yüklenici”) ihale edildiğini, 23.12.2010 tarihinde ... (Muğla) İçmesuyu İnşaatı İşine Ait Sözleşme imzalandığını ve 05.01.2011 tarihinde yer tesliminin yapıldığını, işin denetiminin Müvekkili Banka ve Muğla Su ve Kanal İdaresi (“MUSKİ”) Genel Müdürlüğünce müşterek kontrollük esasına göre yürütüldüğünü, 26.04.2012 tarihinde işin geçici kabulü, 25.01.2013 tarihinde de kesin kabulünün yapıldığını, iş kapsamında 26.12.2011 tarihine kadar yapılan imalatları kapsayan 11 no’lu hakediş raporuna göre, sözleşme fiyatlarıyla 1.424.770,10 TL’lik iş yapıldığını ve sözleşme bedeline göre %96,16 oranında nakdi gerçekleşme sağlandığını, MUSKİ Genel Müdürlüğünce 26.11.2020 tarih ve 23640 sayılı yazısı ile yapımı tamamlanarak işletmeye alınan ... (Muğla) İçmesuyu İnşaatında kullanılan borularda sık sık patlamaların yaşandığının bildirildiğini, müvekkili Bankanın İzmir Bölge Müdürlüğü personelleriyle birlikte numune alınarak borular üzerinde test yapılmasının talep edildiği, bu doğrultuda Müvekkili Banka İzmir Bölge Müdürlüğü ve MUSKİ Genel Müdürlüğü elemanlarınca 05-06.01.2021 tarihinde mahallinde patlakların yaşandığı bölgelerden boru numuneleri alınarak akredite bir laboratuvara (... Deney Laboratuvarı) gönderildiğini ve 06.01.2021 tarihli tutanak düzenlendiği, ... Deney Laboratuvarından alınan 29.01.2021 tarihli sonuçlara göre ise ... A.Ş. tarafından üretilerek dava konusu işte kullanılan boruların standart değerleri taşımadığının tespit edildiğini, ilgili rapora göre söz konusu boruların; oksidasyon indiksiyon süresi, karbon siyahı miktarı, kopma uzaması, ortalama dış çap ölçümü gibi ölçümler bakımından belirlenen standartların altında kaldığını, müvekkili Banka İzmir Bölge Müdürlüğü tarafından MUSKİ Genel Müdürlüğü ve Yüklenici’nin de katılımıyla bir komisyon oluşturularak 08-09.04.2021 tarihinde iş mahallinde tespit yapılması amacıyla 05.04.2021 tarih ve 1314 sayılı yazı ile Yüklenici’ye bildirimde bulunulduğu, ancak söz konusu yazı Yüklenici adreste bulunamadığından iade olunduğunu, müvekkili Banka İzmir Bölge Müdürlüğü ve MUSKİ Genel Müdürlüğü elemanlarınca oluşturulan heyet tarafından muhtelif çaplardaki şebeke hatlarında açtırılan hendeklerde yapılan gözlem ve incelemelerde imalatların proje, malzeme ve yapım bakımından Sözleşme ve eklerine uygun yapıldığı, gerek açılan hendeklerde gerekse daha önce tamir için değiştirilen borularda yapılan incelemelerde meydana gelen patlakların, boru gövdesinde boyuna 1-2 cm uzunluğunda yırtılmalar şeklinde olduğu, akredite laboratuvarda yaptırılan deneylerde ulaşılan uygunsuz sonuçlar da dikkate alındığında meydana gelen patlakların boruların imalatından kaynaklandığı kanaatine varılarak 09.04.2021 tarihli tutanağın düzenlendiği, bu kapsamda Müvekkili Banka İzmir Bölge Müdürlüğünce Yüklenici’ye 14.04.2021 tarih ve 14342 sayılı yazı ile tekrar bildirimde bulunulduğu, yüklenici tarafından imalatı yapılan muhtelif çaplardaki şebeke ve abone bağlantı borularının Sözleşme ve eki şartnamelere, fen ve sanat kurallarına uygun hale getirilmesi için çalışmalara on gün içinde başlanılmasının istendiği, ancak daha sonra mahallinde yapılan incelemede Yüklenici’nin herhangi bir çalışmasının olmadığının görüldüğü, ayrıca 02.07.2021 tarih ve 23340 sayılı yazı ile ...’e bildirimde bulunularak yetkili elemanlarının 13-14.07.2021 tarihinde iş mahallinde bulunmasının istendiği, belirtilen tarihte ... yetkililerinin iş mahalline gelmediği ve 14.07.2021 tarihli tutanak düzenlendiği, ... tarafından ayrıca İstanbul Büyükçekmece 7. Noterliği’nin 14.07.2021 tarih ve 19509 sayılı ihtarnamesi ile borulardaki üretim hatasının kabul edilmediğinin bildirildiği, sonuç olarak, içmesuyu tesislerine ait borulu imalatlarda ekonomik ömür 35 yıl olarak belirlenmekteyken dava konusu işte kullanılan boruların ayıplı olması nedeniyle dava konusu hatta sık sık arızalar meydana geldiği ve düzenli su akışı sağlanamadığı, bu kapsamda 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve ilgili mevzuat ile yüklenicinin, alt yüklenicinin ve tedarikçinin sorumluluğuna ve zamanaşımı sürelerine ilişkin Borçlar Kanunu hükümlerinden ayrı olarak özel düzenlemeler öngörüldüğü, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun “Yapım işlerinde yüklenicilerin ve alt yüklenicilerin sorumluluğu” başlıklı 22. Maddesi, 30. Maddesi ve 25. Maddesi, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin yüklenicinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerinden 20.maddesi, 24. Maddesi, 25. Maddesi uyarınca yüklenicilerin ayıplı ve kusurlu malzeme ve imalatlardan sorumlu bulunacağı ve bu sorumluluğun kesin kabul tarihine kadar ve ayrıca kesin kabul tarihinden itibaren de 15 yıl süreyle devam edeceğinin açık olduğu, davalı Yüklenici’nin dava konusu işin yapımında kusurlu/ayıplı malzeme kullanması ve yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması nedeniyle ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğu, davalı ...'in, diğer davalı Yüklenici tarafından dava konusu işte kullanılan ayıplı boruların üreticisi olduğundan diğer davalı Yüklenici ile birlikte meydana gelen zararlardan sorumlu olacağı, nitekim 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununu “Tedarikçilerin sorumluluğu” başlıklı 33. Maddesi ile davalı tedarikçi firmanın sorumluluğunun açıkça tespit edildiği, tedarikçi firmanın sorumluluğuna ilişkin olarak mevzuat hükümleri mevcut olmasaydı dahi davalı tedarikçi firma ...'in, kusuru ile sebep olduğu zararlardan dolayı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereği sorumlu olacağı, dava konusu olayda üretici ...’in hileli malzeme kullanması nedeniyle ağır kusuruyla dava konusu zarara sebebiyet verdiği, bu davada dilekçeler aşamasının tamamlanması, delillerin sunulması ve bilirkişi incelemesi aşamaları beklenmeksizin karşı tarafın da katılımı sağlanmak suretiyle ivedilikle delil tespiti yapılması zaruretinin bulunduğu, yöre halkının mağduriyetinin ivedilikle giderilebilmesi amacıyla dava konusu hattın yenilenmesi işlemlerinin yeniden ihale yapılması suretiyle giderilmesi hususu da gündeme gelebileceğinden huzurdaki davada ivedilikle delil tespiti yapılarak, bu kapsamda dava konusu hatta kullanılan boruların ayıplı olduğunun tespit edilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL asıl alacağın kesin kabul onay tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dilekçeler teatisi, delillerin sunulması ve bilirkişi incelemesi aşamaları beklenmeksizin öncelikle ve ivedilikle dava konusu hatta kullanılan boruların ayıplı olduğunun tespiti amacıyla delil tespiti yapılmasına, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... A.Ş. vekili tarafından verilen 25.10.2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın davacının Bölge Müdürlüğü'nün bulunduğu İzmir Mahkemelerinde açıldığı, ancak Davalı Müvekkilinin yerleşim yeri esas alındığında Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu, ayıplı olduğu iddia edilen boruların kullanılacağı işin ihale alıcısı ve yüklenicisi diğer Davalı ... olduğu, bu kapsamda Müvekkili tarafından üretilen boruların alımı, taşınması, teslimi ile her türlü kullanım ve montaj işinin; diğer Davalı (yüklenici firma) ... ile gerçekleştirildiği, müvekkilinin; davacı ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, müvekkiline karşı herhangi bir husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığından davanın müvekkili açısından husumet yokluğu sebebi ile reddine karar verilmesini, belirlenebilir alacak için belirsiz alacak davası açılamayacağı, davacının iddia ettiği tüm maddi zararını bilmesi gereken basiretli davranma yükümüne sahip bir tacir olduğu, işbu sebeple belirsiz alacak davası olarak ikame edilen huzurdaki davanın hukuki yarar şartı eksikliğinden reddi gerektiği, davacının iddialarının zamanaşımına uğradığı, teslim edilen mallar açısından TBK hükümleri gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olup, davacının davasının reddi gerektiği, davaya konu ürünlerin; sevkiyattan önce davacının muayene ve kabul heyeti tarafından incelenerek, gerekli tüm testler ve denetimlerinin yapıldığı; akabinde davacının ürünlerin, standartlara ve şartnameye uygun olduğunu belirlediği ve sevkiyata onay verdiği, bu halde davacının, ürünlerin hiçbir kusurunun bulunmadığını kabul ettiği, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle birlikte, davaya konu borularda bir ayıp var ise; bu ayıbın boruların kullanma, uygulama ve montaj işlemlerinden kaynaklanmasının muhtemel olduğu, davacının özel laboratuvarda yaptırarak davaya konu ettiği ... deney raporu, taraf beyanı niteliğinde olmakla; söz konusu raporun hukuki bir değerinin bulunmadığı, davalı müvekkilinin, davaya konu ürünlerin kullanıldığı proje ile ilgili bilgi sahibi olmadığını, müvekkilinin, davaya konu ürünlerin kullanım amaçlarına ve garanti şartlarına uygun kullanılıp kullanılmadığına ilişkin herhangi bir bilgisi bulunmadığını, müvekinin katılımı olmadan ve bağımsız bir kamu kuruluşu tarafından incelenmeden yapılan müdahalelerin, numune almaların ürünlere nasıl etki ettiği ve en nihayetinde üründe yorulma ya da yıpranmaya yol açıp açmadığının belirsiz olduğunu, davaya konu boruların, test sonuçlarının şartname ve standartlara uygunluğu sabit hale gelince kabul tutanakları ile teslim alınmış olup; davacının gizli ayıp iddiasında bulunmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle birlikte; gizli ayıp olduğu varsayılsa bile; davacı iddia ettiği ayıbı, müvekkiline TBK 223. maddenin öngördüğü makul sürede bildirmediği ve davaya konu malı mevcut hali ile kabul etmiş sayılması gerektiğini, davalı Müvekkilinin davaya konu süreçte herhangi bir kusuru olmadığı gibi, davaya konu sözleşmeye de taraf olmadığını, davacının şayet bir mağduriyeti söz konusu ise; bu zararı kendi kusurlu davranışları ve ticari kararları neticesinde doğmuş olup; davalı müvekkilinin işbu zararın doğmasına ya da artmasına herhangi bir etkisi olmadığını, davacının sebep-sonuç ilişkisi içinde olmayan, nedensellik bağı kurulamayan zararlarını davalı müvekkilinden talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kendi kusurlu eylemi ile zararın doğmasına ve hatta artmasına sebebiyet verdiği, hukuk düzeninin, hiç kimsenin kendi kusurlu eylemi sonucu menfaat temin elde etmesine izin vermemesi gerektiği, bu halde; dürüstlük kuralına aykırı tutum ve davranışları ile kötü niyetli olduğunu düşündükleri davacının, usul ve yasaya aykırı dava ve taleplerinin Müvekkili açısından reddini, öncelikle huzurdaki davanın usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde haksız ve kötüniyetli davanın esastan reddine, davaya konu yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 22.12.2022 tarih ve 2022/754 Esas, 2022/1098 Karar sayılı kararında özetle; davacı iş sahibi ile davalı ... A.Ş arasında sözleşmesel ilişki bulunmamakta olup, davacı taraf davalı ... A.Ş.’nin üretici ve tedarik eden olarak Kamu İhale Kanunu ve TBK’nun 49. maddesindeki haksız fiile dayanılarak davalı üreticiden ayıplı borular nedeniyle maddi zararın tahsilini talep ettiğini, davacı iş sahibi, davalı yüklenici... arasındaki eser sözleşmesinin tarafı olmayan davalı ... A.Ş hakkında eser sözleşmesinde İzmir Mahkemelerinin yetkili olacağına ilişkin yekti şartının uygulanmasının mümkün olmadığını, davalı ... A.Ş yönünden açılan davada yetkili mahkemenin HMK’nun 6. maddesi davalının yerleşim yeri, haksız fiil hükümlerine dayanıldığından HMK’nun 16. maddesi uyarınca haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yahut zarar görenin yerleşim yeri,
HMK’nun 7. maddesi uyarınca birden fazla davalı bulunması halinde davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemelerinden biri olup, davanın bu mahkemelerden birinde açılması gerektiği, davalının merkez adresinin Bakırköy/ İstanbul’da olduğu gibi zararın meydana geldiği ve işlemin yapıldığı yerin içme suyu borularının döşendiği Muğla ilinde olduğu, davacının merkez adresinin Ankara’da, diğer davalı ...’ın bilinen son yerleşim yeri adresinin ise Denizli'de bulunduğu tespit edilmekle, davanın mahkememizde açılması yukarıda açıklanan yetki kurallarına aykırı olup, davalının seçimlik hakkını kullandığı Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olması sebebiyle, davacı tarafından açılan iş bu davada mahkemenin yetkili olmadığı, yetkili Mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla HMK.nun 116. maddesi uyarınca davanın usulden reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 23.03.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davada usulüne uygun bir yetki itirazı bulunmadığından, yerel mahkemece yetkisizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davalı vekilinin süre uzatım dilekçesinde açıkça yetki itirazına yer verilmediğini, dolayısıyla yasal cevap verme süresi içinde yapılmış bir yetki itirazı bulunmadığını, cevap süresinin uzatılmasındaki amacın kanunda açıklandığını, ancak yetki itirazının iki haftalık cevap süresi içerisinde hazırlanmasının zor yahut imkansız olan bir durum oluşturmadığını, bu nedenle yetki itirazının yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesinin zaruri olduğunu, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerektiğini ve yetkili mahkemenin bildirilmesinin zorunlu olduğunu, aksi takdirde yetki itirazının dikkate alınmayacağını davalı vekili tarafından yetkili mahkemelerin Bakırköy ve Muğla Mahkemeleri olduğunun belirtildiğini, ancak hangisinin tercih edildiğinin açıkça belirtilmediğini, dolayısıyla söz konusu yetki itirazının usulüne uygun olmadığını, huzurdaki dava ile aynı iddia ve taleplerle davalı ... aleyhine ikame edilen bir başka davada huzurdaki dava ile tam olarak aynı usulde bir yetki itirazında bulunulduğunu ve mahkemece böyle bir yetki itirazının usulüne uygun olmadığı belirtilerek reddine karar verildiğini, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/363 Esas sayılı dosyasıyla görülen davada ...'in yetki itirazının usulüne uygun yapılmadığı anlaşıldığından,
HMK 19/2 maddesi uyarınca reddine karar verildiğini, müvekkili ile yüklenici arasında akdedilen sözleşmede yetki şartı bulunduğu ve anlaşmazlığın çözümünde İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu düzenlendiğinden, davanın yetkili mahkemede açıldığını, nitekim 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 33. maddesine göre tedarikçilerin sorumluluğunun bulunduğunu, zarar görenin yerleşim yeri İzmir olduğundan İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bir an için davalı ...'in yalnızca haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu olacağı düşünülse dahi bu durumda da zarar görenin yerleşim yeri nedeniyle HMK'nın 16. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olacağını, müvekkilinin genel merkezi Ankara'da bulunsa da teşkilat yapısı içinde müvekkilini temsil eden taşra birimlerinin bulunduğu yerlerin de yerleşim yeri sayıldığını, usul ekonomisi ilkesi gereğince davaların beraber görülmesinin zorunlu olduğunu belirterek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/754 Esas, 2022/1098 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, huzurdaki davada İzmir Mahkemelerinin yetkili mahkeme olarak belirlenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında;
HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanunu yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Kanunun 7. maddesi gereğince davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
HMK'nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
HMK'nın 17. maddesine göre tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.
HMK'nın 18. maddesine göre ise, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.
Somut olayda; davacı ile Davalı ... İnş. Müteahhitlik arasında ... (Muğla) İçme Suyu İnşaatına Ait Sözleşme akdedilmiş olup, davacı iş sahibi, Davalı .... İnş. Müteahhitlik yüklenicidir. İçme suyu inşaatında kullanılan borularda sık sık patlamalar olduğu, davalı yüklenicinin dava konusu işte kullanılan boruların ayıplı olması nedeniyle sorumlu olduğu, ayıplı boruların üreticisi olan Davalı ... 'in de meyadana gelen zarardan yüklenici ile birlikte sorumlu olduğu iddiasıyla eldeki dava açılmıştır.
Dava dilekçesinin Davalı ... A.Ş.'ye tebliğinden sonra davalı vekilince, yasal cevap süresi içerisinde HMK'nın 127. Maddesi uyarınca cevap için ek süre talebinde bulunulmuş olup, mahkemece cevap dilekçesinin sunulması için iki haftalık ek süre verilmiştir.
Davalı vekili, mahkemece verilen ek süre dolmadan davaya cevaplarını sunmuş, yetki ilk itirazını da bildirmiştir.
HMK'nın 117. Ve 127. Maddeleri nazarı dikkate alındığında, davalı vekilince yasal süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ancak yetki itirazında bulunan davalı vekili , itirazında seçtiği mahkemeyi açıkça bildirmemiştir. 6100 Sayılı HMK' nın 19/2. maddesinde; "Yetki itirazında bulunan taraf yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz". düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda davalı vekili İzmir mahkemelerinin yetkisine itiraz ederken, Bakırköy veya Muğla Mahkemelerinin yetkili olduğundan söz etmiş ve dosyanın bu iki yerdeki mahkemelerden birine gönderilmesini istemiş ise de, seçtiği mahkemeyi bildirmemiştir. Hal böyle olunca, belirtilen yasa hükmü uyarınca yetki itirazı dikkate alınmayacağından yetki itirazının reddiyle işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (a-3) bendi gereğince "mahkemenin yetkili olmasına rağmen yetkisizlik kararı vermiş olması" hükmü gereğince ilk derece mahkemesinin kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2.İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.12.2022 tarih ve 2022/754 Esas, 2022/1098 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3.Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5.Davacı vekili tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya geri verilmesine,
6.Davacı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-c maddesi gereğince kesin olmak üzere 13.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.